DOLAR
46,6359
EURO
53,1423
ALTIN
6.101,45
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
34°C
Muğla
34°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C

Bodrum Planlama ve MUPA

Bodrum Planlama ve MUPA
A+
A-

Bodrum’da planlama denince tabii ilk akla MUPA, Muğla Planlama Ajansı geliyor. MUPA, anlaşıldığına göre, idareten Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı bir kuruluş.

Hemen söyleyelim: Muğla ve Bodrum gibi yerlerde planlamanın öne çıkması, gündeme gelmesi çok hayırlı bir husustur. Bu planlama fonksiyonunun belediye başkanına bağlı tek bir mercide odaklanması da olumlu bir yaklaşımdır.

Ancak MUPA pek alışılmış bir uygulama değil. Zira makro planlama fonksiyonunun, büyükşehir belediyelerinin çeşitli daire başkanlıkları veya belirli hizmetler için düşünülmüş genel müdürlükleri, mesela su ve kanalizasyon idaresi gibi yapılar vasıtasıyla yürütülmesi daha yaygındır. Zaten büyükşehir belediyelerimizin çoğunda master plan yapma geleneği de pek yoktur.

Dolayısıyla konumuz olan Bodrum’un altyapısının planlanması özelinde, MUPA olgusunu değerlendirmekte fayda olduğu düşüncesindeyiz.

Kentlerin su ve kanalizasyon altyapısı; nüfus artışı ve iklim krizi gibi sebepler dolayısıyla gittikçe daha büyük bütçeleri ve yüksek teknolojili projeleri gerektirmektedir. Planlama sadece yatırımlar ve onların zamanlaması açısından değil, ilerisi için belirlediği uygulama ve işletme kriterleri açısından da önemlidir.

Dolayısıyla halkın yararına optimal çözümler için etkin planlama kaçınılmazdır. Bu bağlamda planlamanın uzmanları tarafından, yeterli saha araştırmalarına dayanılarak yapılması ve halkla yeterince paylaşılması çok önemlidir.

Burada akademik değil, pratik uzmanlıktan bahsediyoruz. Planlama, bir tasarım faaliyetinden çok farklıdır. Planlamacıların mühendis veya mimar olması kâfi değildir; konusunda yeterli planlama kariyerine sahip olması da gerekir.

Ancak o zaman geçmiş tecrübe ve know-how birikiminin o projeye aktarılması mümkün olur. Bu çok önemlidir. Zira planlama geleceğe dönük bir çalışmadır.

Sağlıklı öngörüler, fizibilite, doğru zamanlama ve projede esneklik sağlanması gibi hedefler; ancak o konuları daha önce yaşamış ve çözmüş planlamacıların, özgün planlama tekniklerini de kullanarak yapacakları çalışmalarla tutturulabilir.

MUPA’nın görevlerinin başında veri toplanması olduğunu görüyoruz. Bu çok yerinde ve önemli bir ihtiyacı karşılayacak bir husustur. Kentlerin hem idaresi hem de planlanması için güvenilir ve merkezî bir veri toplama ve oluşturma makamının bulunması çok doğru bir yaklaşımdır.

Ancak planlamaya, hatta çözüme yönelik diğer faaliyetlerde ilgili kurumlarla ilişkiler önemlidir. Zira hem belediyelerin hem de MUSKİ’nin planlamaya doğrudan veya dolaylı yönelik çalışmaları zaten vardır.

Eğer gerekli koordinasyon ve hiyerarşik düzen oluşturulamazsa, eksiklik ve hatalara mazeret bulmanın çok kolaylaştığı bir ortam yaratılmış olabilir.

Yukarıda da belirtildiği üzere hem MUPA’nın, hem MUSKİ’nin, hem de belediyelerin işin gerçek uzmanlarıyla çalışması çok önemlidir.

Dolayısıyla planlama ve araştırma uygulamaları, işin uzmanı firma ve kuruluşlara yaptırılmalıdır. Ülkemizde hemen her konuda ulusal ve uluslararası tecrübesi kanıtlanmış özel veya resmî kurumlar ve şirketler mevcuttur. Bunlardan halka açık ihaleler vasıtasıyla istifade edilmesi şarttır.

Hatta bazı özel konularda yabancı danışmanlara iş verilmesinden de kaçınılmamalıdır.

Sadece planlama değil, proje ve inşaat işlerinin de ihale aşamasından başlayarak halka açık bir şekilde yürütülmesi, şeffaf belediyeciliğin gereğidir. Zaten Dünya Bankası, kredi verdiği işlerde bu şartı aramaktadır. Finansmanı yerel kaynaklardan sağlanan işler için de bu prensibe uyulmamasını gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

Ortada doğru yönde atılmış adımlar varken bu kadar incesine girmeye ne gerek var diye düşünenler olabilir. Eğer Bodrum ortalama bir Ege ilçesi olsaydı bu görüş doğru da olabilirdi.

Ama Bodrum her bakımdan çok özel bir yer.

Her ne kadar Bodrum’un eşsiz doğası, koyları ve tarihi daha önceleri Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Azra Erhat gibi sanatçı ve entelektüeller tarafından keşfedilmiş olsa da 1970’lerin başında Bodrum hâlâ pek bilinmezdi. Ege turizminde Kuşadası ve Didim önde gelirdi.

Ancak ilk öncüleri takip eden İlhan Berk, Ece Ayhan ve Zeki Müren gibi isimler ve mavi turlar sayesinde bu kent zaman içinde iyice tanınır, bilinir hâle geldi.

1980’lerden itibaren büyükşehirlerden gelenler burada mülk almaya başladı ve Bodrum, tipik çarşısıyla üniversite gençliği için de aranan bir turistik destinasyon hâline geldi.

Böylece gittikçe albenisi artan, özenilen bir kent hâline gelen Bodrum’a, 2000’li yılların başından itibaren esas göç başladı.

Bu durumun yarattığı rant baskısıyla Bodrum’un dereleri bile imara açılmıştır.

Zaman içinde on binlerce villa, öncelikle İstanbul ve Ankara’dan olmak üzere dışarıdan gelenlere ikinci konut olarak satılmış ve Bodrum ekonomisine büyük katkı sağlanmıştır.

Bugün Bodrum’un, tam miktarı bilinmemekle beraber, kent için çok önemli ve hatırı sayılır bir ikinci konut nüfusu vardır. Bu nüfusun gelir seviyesi çok yüksektir.

Bodrum’daki AVM’ler, dört ve beş yıldızlı mekânlar ve kentin lüks tüketim pazarı; Bodrum’a eşsiz koyları ve karakteristik atmosferi için gelmiş olan bu ikinci konut nüfusu üzerinden dönmektedir.

Oysa altyapı, bu türde ve boyutta bir büyümeye ayak uyduramamıştır.

Özetle, tüm yıl Bodrum’da bulunmayan bu önemli nüfus, yaz aylarının turizm faaliyetleri ve günübirlik ziyaretçileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Bodrum’un çok dinamik ve karmaşık bir demografik yapıya sahip olduğu görülmektedir.

Öte yandan Bodrum, topoğrafyası itibarıyla da su ve kanalizasyon hizmetlerini çok zora sokan bir coğrafyaya sahiptir.

Bütün bunlara uzun yılların ihmali de eklendiğinde, Bodrum’un çözülmesi gereken altyapı problemlerinin büyükşehirlerinkini aratmayacağını söylemek mümkündür.

Böyle karmaşık bir tabloda standartlara uygun altyapı hizmeti, yüksek teknoloji ve büyük bütçeler gerektirir.

Sınırlı bir vizyonun ürünü olan veya kişisel yaklaşımlarla şekillenen uygulamalarla bir yere varmak mümkün değildir.

Doğru, uzun vadeli ve halkın yararına çözümleri bulmak; ancak yukarıda özetle değinmeye çalıştığımız etkin planlama anlayışının ve uzmanlığın karar mekanizması içinde hak ettiği yeri almasıyla mümkün olacaktır.