Bodrum Eskiçeşme Mahallesi 934 ada 4 parsele ilişkin imar planlarında askı süresi tamamlandı. Daha önce 1. derece doğal sit olan alan, mahkeme kararı, Bakanlık tescili, altyapı uyarıları, Akdeniz foku yaşam alanı ve Zeki Köylü’nün hissesiyle kamuoyunun gündeminde.
Bodrum’un Eskiçeşme Mahallesi’nde bulunan 934 ada 4 parsele ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı imar planlarında askı süresi tamamlandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 07 Mayıs 2026 tarihli ve 15619047 sayılı Olur ile tadilen onaylanan planlar, 21 Mayıs 2026 tarihinde Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ilan panosunda ve internet sitesinde 30 gün süreyle askıya çıkarılmıştı.
Askı süresinin tamamlanmasının ardından varsa yapılan itirazlar değerlendirilecek. İtirazlara verilecek karara göre planların yürürlüğe girip girmeyeceği netleşecek.
Ancak dosya yalnızca bir imar planı değişikliği olarak görülmüyor. Plan alanının geçmiş sit statüsü, mahkeme kararı, Bakanlığın yeni tescil işlemi, kurum görüşleri, altyapı uyarıları, Akdeniz foku yaşam alanı, kıyı ve arkeolojik sit ilişkisi ile parselin hissedar yapısı kamuoyunun yanıt beklediği başlıklar arasında yer alıyor.
Plan açıklama raporunda yer alan bilgilere göre planlama alanı, Muğla ili Bodrum ilçesi Eskiçeşme Mahallesi 934 ada 4 parseli kapsıyor. Parsel yaklaşık 33 bin 280 metrekare büyüklüğünde ve özel mülkiyete ait.
Dosyada, alanın geçmişte 1. derece doğal sit statüsünde olduğu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 08 Eylül 2022 tarihli ve 4517852 sayılı Olur’u ile “Doğal Sit – Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edildiği belirtiliyor.
Bu tescil kararına karşı açılan davada Muğla 3. İdare Mahkemesi, 17 Eylül 2024 tarihli ve E.2023/623, K.2024/1818 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verdi.
Plan açıklama raporunda, mahkeme kararından sonra alanın Bakanlık Makamı’nın 15 Ekim 2025 tarihli ve 13816178 sayılı Olur’u ile yeniden “Doğal Sit – Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edildiği ifade ediliyor.
Bu bölüm, plan dosyasının en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Çünkü daha önce sit statüsünün düşürülmesine karşı açılan davada iptal kararı verilmişken, aynı alanda yeni bir tescil ve imar planı sürecinin nasıl değerlendirileceği kamuoyu açısından önem taşıyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi Kent Planlama ve İmar Planlama Koordinasyon Şube Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede, taşınmazın Eskiçeşme-Bitez Mahalleleri ve çevresini kapsayan 5. Etap doğal sit alanı içinde yer aldığı hatırlatıldı.
İncelemede, daha önce 1. derece doğal sit alanı statüsündeki bölgenin “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak değiştirilmesi üzerine Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Muğla 3. İdare Mahkemesi’nin E.2023/623 sayılı dosyasında dava açıldığı belirtildi.
Bu nedenle plan çalışmasının söz konusu yargı süreci doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bu değerlendirme, askı süreci tamamlanan planla ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin bundan sonraki aşamada hangi tutumu alacağı sorusunu gündeme taşıyor.
Dosyada yer alan değerlendirmelerde, planlama alanı içerisinde veya yakın çevresinde doğal akışı sağlayan dere ve dere yatakları olabileceği belirtilerek DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nün görüşünün alınması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca DSİ görüşü doğrultusunda hazırlanacak planlara dere kesiti ve servis yolu genişliği kadar alanın işlenmesi gerektiği kaydedildi.
Bu uyarı, planın yalnızca mülkiyet ve yapılaşma kararlarıyla değil, doğal drenaj, taşkın riski ve teknik altyapı açısından da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Plan dosyasında Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne ait mevcut bir altyapı, üstyapı ve sanat yapısının planlama alanı içinde bulunmadığı bilgisi de yer alıyor.
Daha önceki kurum görüşlerinde de planlama alanına ulaşan mevcut içme-kullanma suyu ve atık su şebeke altyapısı bulunmadığı, bölgedeki su kaynakları ve altyapı kapasitesi dikkate alındığında su tüketimini artıran plan tekliflerinin uygun görülmediği ifade edilmişti.
Bodrum’un uzun süredir su arzı, kanalizasyon ve altyapı sorunlarıyla gündemde olduğu dikkate alındığında, 33 bin metrekarelik kıyı parselinde getirilen yeni kullanım kararlarının altyapı etkisinin nasıl karşılanacağı yanıt bekleyen başlıklardan biri oldu.
Bodrum Belediyesi’nin plan teklifine ilişkin görüşünde parselin 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı’nda “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan”da kaldığı belirtildi.
Plan hükümlerinde bu alanların; kayalık-taşlık, makilik-fundalık-çalılık, plaj-kumsal, sazlık-bataklık, kanyon ve benzeri doğal, ekolojik, topoğrafik, jeolojik, yerel bitki örtüsü ve silüet özellikleri ile tarımsal değerlere sahip, yapılaşmaya kapatılması öngörülen alanlar olduğu ifade ediliyor.
Bodrum Belediyesi görüşünde, çevre düzeni planıyla parsel bazında karar üretilmediği, doğal ve ekolojik alan bütünlüğünün korunması gerektiği, Bodrum Yarımadası’nın yoğun yapılaşma ve su arzı yetersizliği gibi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulanıyor.
Bu çerçevede, Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan olarak planlı parselin parsel ölçeğinde “Tercihli Kullanım Alanı”na dönüştürülmesinin çevre düzeni planının ana kararları, sürekliliği ve bütünlüğü açısından uygun olmadığı değerlendiriliyor.
Bodrum Belediyesi görüşünde dikkat çeken bir diğer başlık ise “Tercihli Kullanım Alanı” kararına ilişkin gerekçe eksikliği oldu.
Görüşte, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne atıf yapılarak çevre düzeni planı değişikliklerinde planın ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak nitelikte gerekçelerin bulunması gerektiği belirtildi.
Ancak plan değişikliği dosyasında parselin “Tercihli Kullanım Alanı” olarak değiştirilmesinin gerekçesine ilişkin yeterli açıklama bulunmadığı ve altyapı etki raporuna rastlanmadığı ifade edildi.
Bu tespit, planın hukuki dayanıklılığı açısından önemli bir soru doğuruyor:
Doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan niteliğindeki bir kıyı parseli, hangi kamu yararı gerekçesiyle tercihli kullanım alanına çevrildi?
Plan teklifinde parselin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “Tercihli Kullanım Alanı” olarak düzenlenmesi, alt ölçekli planlarda ise turizm, günübirlik tesis, rekreatif alan, teknik altyapı, yol ve otopark kullanımları getirilmesi öngörülüyor.
1/1000 ölçekli uygulama imar planı teklifinde alanın bir bölümü otel alanı, bir bölümü günübirlik tesis alanı, bir bölümü de rekreatif alan olarak düzenleniyor.
Plan açıklama raporunda yer alan kullanım dağılımına göre:
Turizm Alanı / Otel Alanı: 6 bin 513 metrekare
Günübirlik Tesis Alanı: 11 bin 150 metrekare
Rekreatif Alan: 13 bin 599 metrekare
Teknik Altyapı / Trafo Alanı: 144 metrekare
Yol ve Otopark: 1.874 metrekare
Otel alanı için emsal 0.30, en çok yapı yüksekliği 10.50 metre; günübirlik tesis alanı için emsal 0.20, en çok yapı yüksekliği 4.50 metre olarak belirleniyor. Asma kat yapılması halinde bu yüksekliğin 5.50 metreye çıkabileceği belirtiliyor.
Plan raporunun sentez bölümünde planlama alanının yerleşime uygunluk açısından ÖA-2.3 kapsamında değerlendirildiği belirtiliyor.
Bu sınıflandırma, “Önlem Alınabilecek Nitelikte Heyelan ve Kaya Düşmesi / Kompleks Hareket Sorunlu Alanlar” anlamına geliyor.
Raporda, planlama alanının yüksek riskli deprem bölgesinde bulunduğu, yapılaşma sırasında “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uyulması gerektiği ifade ediliyor.
Bu tespit, bölgede yapılacak her türlü yapılaşmanın yalnızca imar kararıyla değil, jeolojik riskler, zemin koşulları, şev stabilitesi ve kıyı topoğrafyası açısından da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Plan dosyasında Tarım ve Orman Bakanlığı 4. Bölge Müdürlüğü’nün görüşüne de yer veriliyor.
Bu görüşte, taşınmaz üzerinde yetki ve sorumluluk alanında kalan herhangi bir statülü korunan alan ve tescilli sulak alan bulunmadığı, ancak alanın Akdeniz foku potansiyel yaşam ve üreme alanlarında kaldığının tespit edildiği ifade ediliyor.
Akdeniz foku, Türkiye kıyılarında korunması gereken en hassas türlerden biri olarak biliniyor. Bu nedenle kıyı hattında yapılacak planlama ve uygulamaların yalnızca yapılaşma hakkı üzerinden değil, tür koruma, kıyı ekolojisi ve doğal yaşam bütünlüğü açısından da değerlendirilmesi gerekiyor.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü görüşünde, taşınmazın daha önce Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 23 Kasım 2000 tarihli ve 182 sayılı kararıyla tescilli 1. derece arkeolojik sit alanında kısmen kaldığı belirtildi.
Ancak Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 21 Şubat 2024 tarihli ve 15540 sayılı kararıyla sit sınırlarının irdelenmesi ve sayısallaştırılması sonucu taşınmazın 2863 sayılı yasa kapsamında kalan tescilli kentsel, arkeolojik, tarihi sit alanları ile kültür varlığı koruma alanları dışında kaldığı ifade edildi.
Bu bilgi, planın arkeolojik sit sınırıyla ilişkisini de tartışmaya açık hale getiriyor.
Çünkü eski plan paftalarında alanın 1. derece doğal sit ve çevresinin arkeolojik sit ilişkisi içinde göründüğü, yeni sınır çalışmasıyla bu ilişkinin planlama kararları açısından nasıl değiştiğinin kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerekiyor.
Dosyayı kamuoyu açısından daha dikkat çekici hale getiren başlıklardan biri de parselin hissedar yapısı.
Tapu kaydına göre Eskiçeşme Mahallesi 934 ada 4 parselde Salih Zeki Köylü’nün 1/4 hissesi bulunuyor. Parselin toplam yüzölçümü 33 bin 280,35 metrekare.
Zeki Köylü; CHP’de ilçe başkanlığı yapmış, il genel meclisi üyeliği ve il genel meclisi başkanlığı görevlerinde bulunmuş, Muğla’dan milletvekili aday adayı olmuş deneyimli bir siyasetçi. Köylü’nün oğlu Hüseyin Cem Köylü ise halen Bodrum Belediye Meclisi’nde CHP meclis üyesi olarak görev yapıyor.
Bu nedenle Eskiçeşme 934 ada 4 parsel planı, yalnızca bir imar planı değişikliği değil; aynı zamanda kamu yararı, siyasi etik, çıkar çatışması ihtimali ve belediyelerin plan sürecindeki tutumu açısından da tartışılması gereken bir dosya haline geldi.
Zeki Köylü, 11 Haziran 2026 tarihinde CHP’li eski il genel meclisi üyeleri adına yapılan ortak basın açıklamasını okumuştu.
Açıklamada CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı’nın Özgür Özel olduğu belirtilmiş, “yetkinin kaynağı halktır, delegedir, sandıktır” denilerek kurultay iradesine sahip çıkılmıştı.
Köylü açıklamada, “Bugün burada yalnızca bir parti içi tartışmayı konuşmak için toplanmadık. Bugün burada demokrasiyi, halkın iradesini, Cumhuriyeti ve Türkiye’nin geleceğini savunmak için bir aradayız” ifadelerini kullanmıştı.
Demokrasi, halk iradesi ve meşruiyet vurgusu yapan siyasetçilerin, kendi mülkiyetlerini ilgilendiren imar süreçlerinde de aynı açıklık ve hesap verebilirlik standardını göstermesi bekleniyor.
Bu nedenle kamuoyu, hem Zeki Köylü’den hem de Bodrum Belediyesi’nden bu plan sürecine ilişkin açık bir değerlendirme bekliyor.
Askı süresinin tamamlanmasıyla birlikte süreç yeni bir aşamaya geçti.
Bu aşamada yanıt bekleyen sorular şöyle:
Muğla Büyükşehir Belediyesi askı sürecinde plana itiraz etti mi?
Bodrum Belediyesi, daha önceki görüşünde sıraladığı teknik ve hukuki çekinceleri askı sürecinde yeniden gündeme taşıdı mı?
DSİ 21. Bölge Müdürlüğü’nün görüşü planlara işlendi mi?
Altyapı etki raporu hazırlandı mı?
Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan niteliğindeki parselin “Tercihli Kullanım Alanı”na çevrilmesinin kamu yararı gerekçesi nedir?
Akdeniz foku yaşam alanına ilişkin koruma hükümleri uygulamada nasıl karşılanacak?
Plan kesinleşirse iptal davası açılacak mı?
Kendi meclis üyesinin ailesini ilgilendiren bu dosyada Bodrum Belediyesi nasıl bir tutum alacak?
Eskiçeşme 934 ada 4 parsel dosyası; doğal sit kararı, mahkeme iptali, yeniden tescil, çevre düzeni planı değişikliği, kıyı ilişkisi, arkeolojik sit sınırı, jeolojik risk, altyapı yetersizliği, Akdeniz foku yaşam alanı ve siyasi etik başlıklarını aynı anda içeriyor.
Bu nedenle dosya yalnızca özel mülkiyet hakkı ya da yatırım talebi üzerinden okunamaz.
Bodrum gibi kıyı baskısının, su krizinin ve yapılaşma tartışmalarının yoğun olduğu bir kentte, böylesi bir planın kamu yararı, koruma hukuku ve şeffaflık ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Askı süresi tamamlandı.
Şimdi kamuoyu, belediyelerin ve ilgili kurumların ne yaptığını, neye itiraz ettiğini ve bundan sonra hangi hukuki yolu izleyeceğini öğrenmek istiyor.