Bodrum Gölköy’de yaklaşık 3 milyar TL’lik turistik tesis projesi için çam ve zeytin ağaçlarının kesildiği iddiaları tepki çekti. Proje alanının paravanlarla kapatıldığı öne sürüldü.
Bodrum Gölköy Mahallesi Demir Mevkii’nde, orman, tarım ve doğal sit alanı niteliği taşıdığı belirtilen bölgede planlanan yaklaşık 3 milyar TL’lik turistik tesis projesi tartışma yarattı. Proje alanında çam ve zeytin ağaçlarının kesildiği iddiaları doğaseverlerin tepkisine neden oldu.
Muğla’nın Bodrum ilçesinde, Gölköy Mahallesi Demir Mevkii’nde yer alan 133 dönümlük arazide yapılması planlanan büyük ölçekli turizm konaklama tesisi, çevre tartışmalarının odağına yerleşti.
Sözcü Gazetesi’nde yer alan habere göre, TÜYA Turistik Yatırımlar ve İnşaat A.Ş. tarafından hayata geçirilmek istenen proje kapsamında toplam 227 oda ve 454 yatak kapasiteli bir turizm tesisi planlanıyor.
Projenin toplam yatırım bedelinin 2 milyar 773 milyon 334 bin TL olduğu belirtilirken, arazinin bulunduğu alanın orman alanı, tarım arazisi, doğal sit alanı, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi/turizm merkezi ile önemli doğa alanı kapsamında kaldığı ifade edildi.
Projeye göre tesis, Gölköy Mahallesi Demir Mevkii’nde farklı parseller üzerinde yükselecek.
128 ada 1 parselde 14 oda ve 28 yatak, 129 ada 1 parselde 34 oda ve 68 yatak, 133 ada 2 parselde 49 oda ve 98 yatak, 134 ada 1 parselde 47 oda ve 94 yatak, 135 ada 1 parselde 41 oda ve 82 yatak, 136 ada 1 parselde ise 42 oda ve 84 yatak kapasitesi öngörülüyor.
Böylece projenin toplamda 227 oda ve 454 yatak kapasitesine ulaşması planlanıyor.
Haberde yer alan bilgilere göre, parsellerin arazi mülkiyet bedeli toplam 1 milyar 615 milyon 509 bin TL olarak hesaplandı.
Yapı inşaat bedeli, arazi bedeli, etüt, proje ve planlama giderleriyle birlikte toplam yatırım maliyetinin 2 milyar 773 milyon 334 bin TL’ye ulaşacağı öngörülüyor.
İnşaatın ayda 25 gün ve günde 8 saat çalışılarak 21 ayda tamamlanması planlanıyor. İnşaat aşamasında 100, işletme aşamasında ise 100 personelin görev yapacağı belirtiliyor.
Projeyle ilgili hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi dosyasının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na sunulduğu ifade edildi.
Ancak çevre grupları, ÇED süreci tamamlanmadan bölgede ağaç kesimi ve arazi düzenleme çalışmaları yapıldığını öne sürdü.
Doğaseverlerin bölgede çektiği görüntülerde, çam ve zeytin ağaçlarının zarar gördüğü iddia edildi. Görüntüler, Bodrum’da çevre duyarlılığı yüksek kesimlerin tepkisine yol açtı.
Tartışmayı büyüten bir diğer konu ise proje alanının çevresine yerleştirilen paravanlar oldu.
İddiaya göre, turistik tesis inşaatının başlamasıyla birlikte bölgedeki imar yollarının kenarları yaklaşık 3 metre yüksekliğinde paravanlarla kapatıldı. Böylece içeride yapılan çalışmaların dışarıdan görülmesinin engellendiği öne sürüldü.
Bölgeye özel güvenlik görevlileri yerleştirildiği de iddialar arasında yer aldı.
Bodrum Yurttaş İnisiyatifi Sözcüsü Ayhan Karahan, bölgede yaşananlara sert tepki gösterdi.
Karahan, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu şirket bu gücü nereden alıyor? Çam ağaçları, zeytin ağaçları talan edilmiş, alan doğa katliamına çevrilmiş. Kendileri yaptıysa suç, buna göz yuman ya da izin veren varsa o da suç. Acilen hukuki girişimi başlatıyoruz. Vatanın her karış toprağına, ormanına, ağacına rant amaçlı saldıranlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız.”
Bodrumlu çevre gruplarının önümüzdeki günlerde bölgede eylem yapmaya hazırlandığı öğrenildi.
Projenin orman, tarım, doğal sit ve turizm merkezi statülerinin kesiştiği bir alanda gündeme gelmesi, Bodrum’da yapılaşma ve çevre koruma tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Bodrum’da artık tartışma yalnızca yeni bir otel projesi tartışması değildir.
Bir bölgede orman varsa, tarım alanı varsa, doğal sit niteliği varsa, orada ilk soru yatırım bedeli değil, kamu yararı ve doğa koruma dengesi olmalıdır.
Paravanlarla kapatılan alanlar, yalnızca bir inşaat sahasını değil, kamuoyunun bilgi alma hakkını da gölgelemektedir. Eğer bir proje hukuka, doğaya ve kamu yararına uygunsa, neden gözlerden saklanır?
Bodrum’un geleceği, birkaç milyar liralık yatırımın değil, toprağın, ağacın, kıyının ve kamusal yaşamın korunmasıyla güvence altına alınabilir.
Kaynak: Sözcü