Bodrum’da 32 bin imzaya ulaştığı açıklanan kampanyanın limandaki eylemine katılım sınırlı kaldı. Açıklamaların odağında mutlak butlan kararından çok Kılıçdaroğlu vardı.
Bodrum’da yaklaşık 32 bin imzaya ulaştığı açıklanan kampanyanın mutlak butlan kararına mı yoksa Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanlığı görevini üstlenmesine mi karşı yürütüldüğü tartışma yarattı. Kampanyanın “Kılıçdaroğlu’nu Bodrum’da İstemiyoruz” sloganıyla düzenlenmesi ve imzaların doğrudan Kılıçdaroğlu’na teslim edilecek olması, eylemin hukuki karardan çok CHP içindeki siyasi mücadeleye odaklandığı görüntüsü oluşturdu.
Bodrum Yurttaş İnisiyatifi tarafından yaklaşık üç hafta önce başlatılan kampanyada toplandığı belirtilen imza listeleri, Bodrum Limanı’nda düzenlenen eylemle kamuoyuna gösterildi. Birbirine eklenen listeler katılımcılar tarafından elden ele tutulurken, imzaların yaklaşık 100 metrelik bir zincir oluşturduğu açıklandı.
Bodrum’daki 15 sivil toplum örgütünden üyelerin de eyleme destek verdiği belirtildi.
Yaklaşık 32 bin kişinin kampanyaya imza verdiği belirtilmesine karşın, Bodrum Limanı’nda düzenlenen eyleme katılım sınırlı kaldı.
Eylem, kitlesel bir gösteriden çok, daha önce toplandığı açıklanan imza listelerinin sınırlı sayıdaki katılımcı tarafından sergilendiği bir basın açıklaması niteliği taşıdı.
Açıklanan 32 bin rakamı, limandaki eyleme katılanların değil, üç hafta boyunca kampanyaya imza verdiği belirtilen kişilerin toplamını ifade ediyor.
Bodrum Yurttaş İnisiyatifi Sözcüsü Ayhan Karahan, yaptığı açıklamada Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararını “hukuk dışı” olarak nitelendirdi. Ancak açıklamanın büyük bölümü kararın hukuki gerekçelerinden çok Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik siyasi eleştirilerden oluştu.
Eylemde mahkeme kararı “irade gaspı” olarak tanımlanırken, kampanyanın doğrudan muhatabı kararı veren yargı makamı değil, Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
Toplanan imzaların mahkemeye, Yargıtay’a veya başka bir adli makama değil, CHP Genel Merkezi’nde Kılıçdaroğlu’na teslim edileceği açıklandı. Kampanyanın sloganının da “Mutlak Butlana Hayır” yerine “Kılıçdaroğlu’nu Bodrum’da İstemiyoruz” olarak belirlenmesi dikkat çekti.
Bu durum, eylemin mutlak butlan kararına yönelik hukuki bir itirazdan çok, Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevini üstlenmesine karşı düzenlenen siyasi bir kampanya olduğu değerlendirmesini güçlendirdi.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı verdi. Mahkeme, Özgür Özel ve mevcut parti yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırırken, kurultay öncesinde görev yapan Kemal Kılıçdaroğlu ile dönemin parti kurullarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmesine hükmetti.
Kılıçdaroğlu bu kararı veren, davayı açan veya tedbiri tesis eden makam değil. Bununla birlikte Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararının ardından görevi kabul etmesi siyasi olarak eleştirilebilir. Ancak mahkeme kararının hukuki sorumluluğu ile Kılıçdaroğlu’nun karardan sonraki siyasi tercihi birbirinden farklı iki tartışma oluşturuyor.
Eyleme ilişkin açıklamalarda ve bazı haberlerde Kılıçdaroğlu’nun mahkeme tarafından CHP Genel Başkanlığına “atandığı” ifade edildi. Oysa mahkeme yeni bir genel başkan atamadı.
Kararda, kurultay öncesindeki parti yönetiminin hüküm kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmesine karar verildi. Bu nedenle mevcut hukuki durumun “Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa atanması” değil, önceki yönetimin tedbiren göreve iade edilmesi şeklinde tanımlanması gerekiyor.
Mutlak butlan kararına ilişkin temyiz süreci Yargıtay’da devam ediyor.
Eylem açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun görevi kabul etmesi eleştirilirken “değişim talebi”, “irade gaspı” ve “ikinci kurtuluş mücadelesi” gibi ifadeler kullanıldı. Buna karşılık mahkemenin kurultayın geçersizliğine ilişkin değerlendirmeleri ve kararın dayandırıldığı iddialar üzerinde durulmadı.
Bu tablo, kampanyanın yalnızca yargı kararına tepki amacı taşımadığını, aynı zamanda Özgür Özel yönetiminin sürdürülmesine yönelik siyasi destek niteliği taşıdığını gösterdi.
Eylemin görünen gerekçesini mutlak butlan kararı oluştururken, kampanyanın sloganı, açıklamaların içeriği ve imzaların teslim edileceği adres doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu’nu işaret etti.
Bodrum Yurttaş İnisiyatifi Sözcüsü Hülya Canko, kampanyanın kimseyi hedef göstermek amacıyla yapılmadığını, sahadaki toplumsal tepkinin Kılıçdaroğlu tarafından görülmesini sağlamayı amaçladıklarını söyledi.
Ancak kampanyanın “Kılıçdaroğlu’nu Bodrum’da İstemiyoruz” sloganıyla yürütülmesi, açıklamaların Kılıçdaroğlu’na hitaben yapılması ve imzaların kendisine teslim edilecek olması bu değerlendirmeyle çelişen bir görüntü oluşturdu.
Bodrum’daki eylem, mutlak butlan kararına yönelik tepkinin yanı sıra CHP’de Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel üzerinden yaşanan siyasi ayrışmanın yerel ölçekteki yansıması oldu.