Muğla Planlama Ajansı (MUPA), Çin Büyükelçiliği’nin o pek nazik, pek lüks organizasyonuyla yollara düşmüş. İstikamet: Pekin, Yinchuan ve Minning Town! Haber bültenlerinden adeta bal damlıyor; Muğla’mıza “yeşil dönüşüm” gelecekmiş, “dijital vizyon” akacakmış, “kırsal kalkınma” şahlanacakmış. Çin Seddi’ni aşan bu vizyonun ihtişamından gözlerimiz kamaştı!
Oysa madalyonun arkasını çevirince, karşımıza vizyondan ziyade bir “bütçe sihirbazlığı” çıkıyor. Kurulduğu günden bu yana bütçesini iki yılda tam 132 kat şişirmeyi başaran, bu devasa artışları da Belediye Meclisi’nden “muhalefet ne derse desin” diyerek, adeta bir “parmak hesabı” dayatmasıyla geçiren bir ajansımız var.
Şimdi Muğla halkı adına, ellerinde Çin porseleni çay fincanlarıyla memlekete vizyon ithal eden MUPA yönetimine, o çok meşhur “veri hamallığı” sunumlarının arasından sıyrılıp cevaplamaları için birkaç soru soralım:
Muasır Medeniyet mi, Yoksa Rasyonel Kamu Harcaması mı?
Atatürk’ün hedef gösterdiği “muasır medeniyetler seviyesi”, kamu kaynaklarıyla Uzak Doğu turları düzenlemek değildi elbet. Erken Cumhuriyet döneminde harcanan her kuruşun hesabı bu millete kuruşu kuruşuna verilirdi; israfın adı bile anılmazdı.
Çin’in o parıltılı akıllı şehirlerini izleyip Muğla’ya vizyon devşirdiğini sananlar… Yahu beyler, hanımlar; Muğla’da musluktan su akmıyor, su! Yollarımız çukurdan geçilmiyor, tarım can çekişiyor. Siz Çin’de “yapay zeka” izlerken, vatandaş evinde “acaba bugün su kesilecek mi?” diye papatya falı açıyor. Bize PowerPoint sunumuyla, süslü grafiklerle gelmeyin; bize akan suyla, düzeltilmiş yolla gelin! Muğla strateji geliştiremeyen, çözüme katkısını görmediği veri hamallığından doydu, artık icraat bekliyor.
Gezdiniz, Gördünüz de; Muğla’ya Ne Kazandırdınız?
Yıl 2026… Yurt dışı seyahatlerinden vizyon atağı beklerken, elimizde süslü slaytlardan başka ne var? Bugün Çin’den Fransa’ya, Brüksel’den Yunan adalarına uzanan bu geniş coğrafyada vizyon ararken; “Şuradan da bunu aldık, Muğla’ya kazandırdık” diyebileceğiniz somut neyiniz var?
Ahşap heykeller mi?
Gezip tozduğunuz o dünya kentleriyle Muğla’nın acı gerçeklerini kıyaslayalım mı biraz?
* Fransa’nın Nice şehrinde gezerken dikkat ettiniz mi; oradaki halkın nefes aldığı parklar ve dinlenme alanları da Muğla’daki gibi ağaçsız, gölgesiz, kupkuru ve betona kurban edilmiş miydi?
* Brüksel’dekiler “Elektrik kesilirse sular da kesilir mi?” sorusunu nasıl cevaplıyor acaba? Orada da yerel halk ellerinde bidonlarla tanker peşinde koşuyor mu?
* Yunan adalarında da kanalizasyon suları arıtma tesislerinden ya da otellerden o canım koylara boşalıyor mu? Elin adasında deniz pırıl pırılken, bizim denizlerimiz neden foseptik kokuyor?
* Düşünsene, Bükreş’te asırlık Hyde Park benzeri geniş çimenlikleri, o devasa göl kenarını ve spor alanlarını barındıran o meşhur Kral 1. Mihai Parkı’nı geziyorsunuz. Ardından hemen Muğla’ya gelip Kışla Parkı’nda ağaç kesip milyonluk revizyona başlıyorsunuz! Gezdiğiniz yerlerde demediler mi size; “Parkların ömrü uzundur, kafanıza göre revizyon yapamazsınız; zira parklar şehrin simgeleridir!” diye?
İlerledik mi geriledik mi bilmem ama o uçak ve konaklama paraları havaya uçtu gitti…
Muğla Kendi Liginin Dışında Kimlerle Masaya Oturuyor?
Madem “vizyon” dediniz, o seminerlerde yan yana dizildiğiniz masalara da bir bakalım. Botsvana, Gana, Kamboçya, Zimbabve, Mikronezya gibi sosyo-ekonomik açıdan hem Muğla’nın hem de Türkiye’nin fersah fersah gerisinde olan ülkelerle aynı hizada oturup kalkınma reçetesi aramak nasıl bir aklın ürünüdür?
Yalnız bu seyahat Mikronezya’dan haberi olmayan yurdum insanına kültür zenginliği kattı bak bu tarifsiz katkı için emeği geçenlere teşekkür ederken gezi alanında haber yazan basınımızın güzide temsilcilerinden ricam; bu ülke hakkında daha çok haber daha çok bilgi…Hazır algı bu yönde ve tatil sezonu açılmışken…
Neyse…!
G20 coğrafyasında yer alan, Akdeniz’in en prestijli turizm ve tarım destinasyonlarından biri olan Goca Moola, niden kendi akranı olan dünya kentleri yerine bu masalardan vizyon devşirmeye çalıştırılıpduru?
İki yılda tam 132 kat büyüttüğünüz o devasa bütçenin vizyon açlığını, bu masalardan toplayacağınız kırıntılarla mı doyuracaksınız? Gerçekten ciddiyetten uzak, trajikomik bir tablo!
Reçete Arayana Anadolu’nun Hafızası Yeter!
Muğla’nın dertlerine derman bulmak için öyle kıtalar aşmaya, tercümanlar eşliğinde sunum dinlemeye gerek yoktu. Halikarnas Balıkçısı’nın o eşsiz eseri Mavi Sürgün kitabını okuyanlar hemen hatırlayacaktır.
Sene 1938… Ortada ne bugünkü devasa bütçeler var, ne “yapay zeka” sunumları, ne de arkalarında Çin devletinin şatafatlı sponsorluğu… Ama ortada gerçek bir yerel vizyon, coğrafyayı okuma dehası ve millete hizmet sevdası var.
Muğla’nın o günkü kısıtlı bütçesiyle, kendi insanıyla, coğrafyasına en uygun ağacı (okaliptüsü) seçip sıtmayı yenen, o bataklığı cennete çeviren o vizyoner devlet adamlığı nerede; bugünün 132 kat şişirilmiş bütçesiyle, Muğla’nın ikliminden bihaber şekilde Çin’den sunum ithal eden “modern” belediyecilik nerede?
Muğla halkı olarak bizler; Muğla Valisi Recai Güreli gibi eşsiz hizmetlerle, Bodrum’un sevgilisi Halikarnas Balıkçısı kadar uzun ve güzel anılmanızı isteriz. Bizim bütün gayretimiz, kalemimizin tüm mücadelesi bu yöndedir…
Peki, soruyoruz: Sizin gayretleriniz hangi yönde?
Ah, bu cevapsız kalacağına emin olduğumuz biriken sorular gerçekten de bir Çin İşkencesi gibi değil mi? Neyse ki biz gidip bu vizyonu buraya getirmedik!
Siz yine de bir cebinizi yoklayın…Siz mi acaba diyorum yanlışlıkla Çin Böreği götürelim derken..?
Haydi selametle…