Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum 27°C
Mevzi Sağanak

    Kentsel dönüşüme girmesi gereken 6,7 milyon konut var

    Kentsel dönüşüme girmesi gereken 6,7 milyon konut var
    19.09.2020
    A+
    A-

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

    İmar planı değişikliğindeki değer artış payı düzenlemesine de değinen Kurum, “Artık hiçbir adada parsel olarak gidip öbür binalar 5-6 katlıyken herhangi bir parsel 15-20 kat olamayacak. Parsel bazında imar plan değişikliği tamamen kaldırılmış durumda. Yüksekliği serbest olan yerleri tamamen çevre teşekkülü, çevredeki binaların yüksekliği neyse bu yükseklikler çerçevesinde belediyeler indirmek zorunda. Bu da çok önemli bir düzenlemedir. Ada bazında plan değişikliği yapılabilir. Yan parsel neyse sizinki de aynısı olacak. Ada bazında bu bölgenin genişlemesi, düzenlenmesi lazım. Yerel yönetimlerle birlikte bu çalışmalar yapılabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bakan Kurum, değer artışının kamuya aktarılması sürecine ilişkinse şu bilgileri verdi:

    “Büyükşehir belediyeleri olan yerlerde yüzde 25’i büyükşehir belediyesine, yüzde 25’i ilçe belediyesine, yüzde 25’i Bakanlığın kentsel dönüşüm hesabına, yüzde 25’i de Hazine’ye olmak suretiyle bir düzenleme söz konusu. Büyükşehir olmayan yerlerde ise yüzde 40 ilçe belediyesine, yine yüzde 30 Bakanlığımızın dönüşüm hesabına, yüzde 30 Hazine’ye olacak şeklinde bir düzenleme yaptık. Bu sayede şehirlerimizi daha planlı, daha silüeti düzgün, etrafa zarar vermeyen, komşusuna, yandaki parsele zarar vermeyen bir şekliyle yönetmiş olacağız. Çok önemli bir düzenlemedir. İnşallah ülkemize hayırlı olsun.

    Bu konuda yönetmelik yayımlandı. Fiilen artık bundan sonra parsel bazında hiçbir şekilde imar plan değişikliği yapılamaz. Tabii kentsel dönüşüm projelerini bunun dışında tutuyoruz. Yani dönüşüm yapılabilmesi amacıyla yine kamu, kamu yatırımları bunların dışında. Yani sonuçta bir planlama yaparken nüfusu, yoğunluğu dikkate alarak planlama yapıyorsunuz. Dolayısıyla altyapıların imkan verdiği yerlerde artık değişiklik yapılabilecek. Yani önüne gelen kendisi gidip işte AVM yapayım, otel yapayım, şehirdeki trafik sorununu, problemini artırayım şekliyle bir düzenleme yapamayacak. Bunu tamamen ortadan kaldırıyoruz. Dolayısıyla genel anlamda, genel ölçekte bakabileceğimiz, alt yapısı, sosyal donatısı olan bir süreci inşallah hayata geçirmiş oluyoruz.”

    İklim değişikliği ve etkileriyle mücadelede Türkiye’nin diğer ülkelere göre nerede olduğuna ilişkin soruya karşılık Kurum, Paris Anlaşması çerçevesinde hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerin belli taahhütleri olduğuna işaret etti.

    Kurum, hem sera gazı emisyonunu azaltmak hem de geleceğe yönelik ülke çapında yapılması gereken projelere ilişkin her sene bir gündem maddesi belirlendiğini belirterek, “Bu gündem maddeleri çerçevesinde ülkeler gerekli tedbirleri, gerekli projeleri yaparak süreci yönetmeye gayret gösteriyor. Ülke olarak bana göre diğer ülkelerin çok çok önündeyiz.” dedi.

    Yoksul vatandaşların yaşam kalitesini artırmak amacıyla önemli kentsel dönüşüm projeleri yürüttüklerine dikkati çeken Kurum, “Dünyanın hiçbir yerinde yoktur ki 1 milyon sosyal konutu 18-19 yılda yapın ve vatandaşınıza teslim edin. O sağlam güvenli konutlarda, sosyal altyapısı, yeşil alanı olan konutlarda otursun.” değerlendirmesinde bulundu.

    Kurum, kentsel dönüşüm projeleriyle ciddi dönüşüm sağlandığına dikkati çekerek, “Yeşil alanlarımızın sayısını artırıyoruz. Sıfır Atık Projemiz var. Deniz, göl ve nehirlerimizi koruyoruz. Bu kapsamda Emine Erdoğan Hanımefendi himayelerinde yürüttüğümüz ve 2023’e kadar zorunlu hale getirdiğimiz, atıklarımızı kaynağında ayrıştırdığımız, geri dönüştürdüğümüz adımları atıyoruz. Şu an geri dönüşüm oranımız yüzde 13’lerde, bunu yüzde 35’e getirecek adımları atıyoruz.” diye konuştu.

     

    Kentsel dönüşüm çalışmaları

    Bakan Kurum, Türkiye genelinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarında ve tarihi kent meydanlarını gün yüzüne çıkaracak projelerde son durumun sorulması üzerine, Türkiye’de birçok deprem yaşandığına işaret ederek, şehirlerin depreme hazırlıklı hale getirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2012’de İstanbul’da kentsel dönüşüm seferberliğini başlattığını anımsatan Kurum, “Başlatılan seferberlikle bugüne kadar 1 milyon 410 bin konutun dönüşümünü sağladık. Bu 2012 yılından bugüne çok ciddi bir rakam. Türkiye’de toplam riskli gördüğümüz, dönüşmesi gereken, öncelikli dediğimiz 6,7 milyon konut var. Bunun yaklaşık 1,5-2 milyonu da İstanbul’da.” dedi.

    Kurum, bu çerçevede hedefler belirlediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:

    “Tüm Türkiye’de 1,5 milyon acil dönüşmesi gereken konut belirledik. Bunun 300 bini İstanbul’da, kalanı diğer illerde olmak suretiyle bir proje ortaya koyduk. Hedefimiz her yıl 300 bin konut olmak üzere 5 yılda bu dönüşümü sağlayacak projeleri adımları atmak. Bu çerçevede Toplu Konut İdaresi Başkanlığımız bugüne kadar 160 bin konutun dönüşümünü sağladı. İstanbul’da fiilen devam eden, kentimizin birçok ilçesinde dönüşüm projemizi görürsünüz. Örnek dönüşümler yapmak istiyoruz. Bitirdiğimizde mahalleye uyan, sosyal dokuya uyan, yine komşuluk ilişkilerinin yaşatıldığı örnek projeler yapmak istiyoruz. Bu çerçevede, 30 bin konutluk projemiz İstanbul’da fiilen devam etmekte. Başladığımız projeyi 1-1,5 yıl içinde tamamlıyoruz.”

    “Şehrin içinde kalmış sanayi alanlarını şehrin dışına çıkarıyoruz”

    Riskli görülen alanlardaki dönüşümlerin yanı sıra sanayi dönüşümleri de gerçekleştirdiklerini ifade eden Kurum, “Şehrin içinde kalmış, köhneleşmiş sanayi alanlarını şehrin dışına çıkarıyoruz. 10 bin bağımsız bölümden oluşan sanayi sitesi inşası şu an fiilen devam ediyor.” bilgisini paylaştı.

    Kurum, ülke genelinde tarihi kent meydanlarını gün yüzüne çıkaracak dönüşümlerin yapıldığını işaret ederek, farklı illerde tarihi dokuya uygun, yöresel mimariyi yansıtan, güvenli projelerin hayata geçirildiğini anlattı.

    “2023’e geldiğimizde çok farklı bir Ankara’yı inşa etmiş olacağız”

    Ankara’da Cumhuriyet döneminin ilk toplu konut projelerinden biri olan 112 bin metrekarelik alandaki Saraçoğlu Mahallesi’nin dönüşümünün yapılacağını belirten Kurum, şu bilgileri paylaştı:

    “Buradaki tesirli tüm yapıları, ağaçları koruyoruz, restorasyonlarını yapıyoruz ve Ankara’ya, hemşehrilerimize 100 bin metrekarelik, 7 gün 24 saat yaşayacak, Ankara’ya gelen herkesin uğrayacağı, içinde göletlerinin, dinlenme alanlarının, restoranların, kütüphanelerin olduğu çok önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz. Bunun ihalesini de yaptık. Hızlı bir şekilde, kısa zamanda bitirerek 2023’e geldiğimizde çok farklı bir Ankara’yı inşallah inşa etmiş olacağız. 210 tescilli anıt ağacımızın, tescilli yapılarımızın bulunduğu tüm alanı korumak ve restorasyonunu yapmak üzere bu projeyi yapacağız. Nasıl İstanbul’da akaretler varsa Ankara’nın da akaretleri Saraçoğlu Mahallesi olacak.”

    Bakan Kurum, Ankara’da Hergelen Meydanı’nın inşasına başlanacağını bildirerek, “Atatürk Kültür Merkezi’ndeki Millet Bahçemiz bu yıl sonunda bitmiş olacak. Gölbaşı etrafındaki çevre düzenlememiz, Millet Bahçemiz, İmrahor Vadisi’nde ihalesini yaptığımız bahçemiz yine yıl sonunda tamamlanacak. Ankara’nın göbeğinde Cebeci Stadyumu’nu da yıkıyoruz, oraya da Millet Bahçesi yapıyoruz.” diye konuştu.

    Tüm illerde buna benzer projelerin yapıldığını vurgulayan Kurum, gösterdiği fotoğraflar üzerinden projelere ilişkin bilgi verdi.

    Bursa’da 212 tarihi eseri gün yüzüne çıkaracaklarını ve şehre 12 bin metrekarelik meydan kazandıracaklarını ifade eden Kurum, bunun herkesin gidip göreceği, esnafı, vatandaşı mutlu eden bir proje olacağını söyledi.

    Kamulaştırma sürecini başlattıklarını da aktaran Kurum, şunları kaydetti:

    “100 milyon lira üzerinde bir kamulaştırma söz konusu. Buna ilişkin projeyi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığımız ile yürütüyoruz. Yüzde 50’sini Bakanlığımız hibe vermek suretiyle, kalanını da yine İller Bankası Genel Müdürlüğümüz kanalıyla kredibilitesini, kredisini sağlayarak bu süreci yöneteceğiz. Burayı da 2023’e inşallah hazırlanmış, açılmış, 12 bin metrekare meydanıyla yeni, yeşil bir Bursa’yı inşa edeceğiz. Yine Çekirge’de yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir bekleyen, hiçbir inşa faaliyetinin yapılmadığı bu binamızı Cumhurbaşkanımızın talimatıyla kaldırıyoruz. Bu ‘Çekirge Teras Projesi’ dediğimiz, tamamen yeşil Bursa’yı daha da yeşillendirecek bir proje. Merkezi bir kütüphane, içinde yürüyüş alanlarının, dinlenme alanlarının olduğu, Bursa’yı Çekirge’den seyredeceğiniz bir projeyi hayata geçiriyoruz.”

    Kurum, ayrıca Konya, Erzurum, Afyonkarahisar, Yozgat, Niğde, Kastamonu dahil hemen hemen her ilde tarihi değerleri ortaya çıkaracak projeler yürüteceklerini de vurguladı.

    Türkiye’deki yaklaşık 5 milyon LPG’li araç sahibinin alışveriş merkezleri (AVM) otoparklarına girmesiyle ilgili bir düzenleme çıkmasının beklendiği belirtilerek bununla ilgili son durumun ne olduğunun sorulması üzerine Kurum, Sanayi ve Teknoloji, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla yürütülen çalışma sonucunda Otopark Yönetmeliği’nde bir düzenleme yapılacağını, bunun da 10-15 gün sonra hayata geçirileceğini söyledi.

    Kurum, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından belirtilen şartlarda muayeneleri yapılan LPG’li araçların TSE’nin belirlediği şartlardaki otoparklara alınacağını belirterek, “AVM’ler, iş yerleri, gidecekler, otoparkları için Türk Standartları Enstitüsünden ‘Otoparkım Türk Standartları Enstitüsüne göre LPG’li araçların girmesine uygundur’ belgesi almak suretiyle LPG’li araçlarımız kontrollü bir şekilde otoparklara alınabilecekler.” diye konuştu.

    Hem LPG’li araçların hem de otoparkların belli bir standartta olacağına işaret eden Kurum, “LPG’li araçlar, muayenelerini yapacaklar, muayeneleri yapılmış araçlar, TSE tarafından etüt edilmiş, bakılmış, mevzuata, standarda, yönetmeliğe uygun otoparklara girebilecekler.” dedi.

    Kurum, bununla ilgili bir etiketlemenin veya bir işaretin olup olmadığı sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Buna ilişkin tabii Türk Standartları Enstitümüz, AVM’lerden gelen talep doğrultusunda tüm işletmelere bakacaklar ve bu şartları sağlayan AVM’leri, ofisleri, iş yerlerini biz ilan edeceğiz ki orada da AVM’lerin, otoparkların girişinde ‘LPG’li araçların girmesine uygundur’ şekliyle belgelendirilecek. Geldiğinde muayenesine yapılmış araçlara ilişkin süreçleri de iş yerleri yönetecek.”

     

    “Tarihi bir rekor gerçekleşti”

    Kamu bankalarının yaz başında konut kredisi konusunda bir adım attığının ve bunun sonucunda ciddi bir konut satışının gerçekleştiğinin hatırlatılması ve bunun piyasayı nasıl etkilediğinin sorulması üzerine Kurum, inşaat sektörünün 250 sektör olarak kabul edildiği ancak yan sektörleriyle 450 sektörü tetikleyen, besleyen, ekonomi açısından da ‘lokomotif’ denilen bir sektör olduğunu söyledi.

    Kurum, Hazine ve Maliye Bakanlığının katkılarıyla haziranda sektöre ciddi bir ivme kazandırıldığını, oranların 0,64 seviyelerine çekilmesi suretiyle inşaat sektörü ve diğer alt sektörlerin de canlandırıldığını, böylece tarihin rekorlarının kırıldığını belirtti. Bunların salgın döneminde yapıldığına dikkati çeken Kurum, şöyle devam etti:

    “Sosyal konuta olan talep, yine konut kredilerinin düşmesiyle haziran ayında geçtiğimiz yıl haziran ayına göre yüzde 210 artış, 190 bin satış. Temmuz’da yüzde 125 artış, 230 bin satış, ağustosta bir önceki yıla göre yüzde 55 artış olarak, 170 bin satışın olduğu, kredilendirildiği, kredi verildiği ve vatandaşımızın ev sahibi olduğu bir süreç. Tarihi bir rekor gerçekleşti. İnşallah sektörlerimiz artık yeni projeleri konuşmaya başladı. Yapacağımız yeni yatırımları ve tüm 450 sektörü, giyiminden, beyaz eşyasına, halıcısına, mobilyacısına kadar tüm sektörleri canlandıracak bir sürece başlamış olduk. İnşallah bu kampanyaları hem Toplu Konut İdaresi Başkanlığımız ile Emlak Konut ile hem de diğer sektörlerimizle artırarak çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bu noktada Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile de ortak yürüttüğümüz projeler var. İnşallah bunların sayısını artırmak suretiyle… Sayın Cumhurbaşkanımız bize, ‘Bu ülkede evi olmayan alt gelir grubu vatandaşım kalmayana dek sosyal konut çalışmasının yürütülmesi’ talimatı verdiler. Biz de bu çerçevede çalışmalarımızı yürütüyoruz.”

     

    “1 milyonuncu konuta çok az kaldı”

    Bakan Kurum, 50 bin ve 100 bin sosyal konut projelerinin vatandaşlardan rağbet gördüğü belirtilerek gelecek dönemde yeni sosyal konut projelerinin hayata geçirilmesinin gündemde olup olmadığının sorulmasına, bu projelerin devam edeceği karşılığını verdi. Kurum, 1 milyonuncu konuta çok az kaldığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

    “50 bin ve 100 bin sosyal konutu Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz açıklamıştı. Bu çerçevede tamamının inşa faaliyeti devam ediyor. Yine 100 bine ilişkin tüm projelendirme süreci tamamlandı. Fiilen 30 binin üzerinde konutumuz başladı. Öbür konutlarımız da etaplar halinde çıkacaklar. Dolayısıyla bizim 1 milyon rakamına inşallah yıl sonu gelmeden ulaşacağımızı düşünüyoruz. 1 milyonuncu konutun anahtarını da Sayın Cumhurbaşkanımız vatandaşımıza teslim edecekler.”

     

    “Kaçak yapıyla mücadelede kararlıyız”

    Özellikle kıyılar, koylar, yaylalar olmak üzere Türkiye’nin her yerinde her gün bir kaçak yapının yıkıldığına şahit olunduğu ifade edilerek, yapı sorunuyla etkin mücadele edilip edilmediği ve sahadaki durumun nasıl olduğunun sorulması üzerine Kurum, şöyle dedi:

    “Kaçak yapıyla mücadelede kararlıyız. Hem yerel yönetimlerimizle bu süreci yürütüyoruz, 3 bini aşkın denetim elemanımız sahada fiilen kaçak yapı tespiti yapmaktadır. Özel çevre koruma bölgelerinde 2020 itibarıyla yaklaşık 6 bin 700 kaçak yapı tespiti yaptık. Bir taraftan tespitlerimizi yapıyoruz bir taraftan da yıkım süreçlerini yürütüyoruz. Ayder’imizde, Uzungöl’ümüzde, Bodrum’umuzda, Muğla’mızda, Antalya’mızda, nerede bizim korumamız gereken alan varsa bu alanlarda tespitlerimizi, valilerimiz, belediye başkanlarımızla yapmak suretiyle bu kaçak yapıların yıkımını gerçekleştiriyoruz.”

    Kurum, köyleri, yaylaları korumak zorunda olduklarını ve bu konuda kararlılıklarını vurgulayarak, vatandaşa “imara uygun bir yapılaşma sürecini birlikte yürütelim.” çağrısı yaptı. Bakanlık olarak, bütün il müdürleriyle vatandaşın emrinde olduklarını dile getiren Kurum, tüm illerde yöresel mimariye uygun, o bölgeye ilişkin projelerin mevcut olduğunu, bedelsiz olarak bu projeleri kendilerine verebileceklerini, böylece hem yapılan projenin yöresel dokuya hem de imara uygun olacağını ifade etti.

    Bakan Kurum, şunları ifade etti:

    “Yapmış olduğumuz düzenlemelerle köy yerleşim alanları dahil yapılaşmanın nasıl yapılacağını bir düzen altına koyduk ve bu çerçevede yürütüyoruz. Çok basit, hiçbir yapı denetim konusunda ilave bir yük, maliyet getirmeden, vatandaşlarımız, muhtardan izin almak, yine kaymakamlık, valilik kanalıyla, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri eliyle projelerini ruhsatlandırabilirler. Belediyelerimiz bu noktada her türlü yardımı yapıyorlar. Bu çerçevede daha uygun, daha sağlam, herhangi bir afette zarar görmeyecek yapılaşmayı inşallah yürütüyor olacağız. Kaçak yapıyla ilgili duruşumuz da nettir. Hiçbir şekilde imara uymayan yapı bizim şehirlerimizde barınamayacak. Biz bu noktada kararlı duruşumuzu sergileyeceğiz.”

     

    Kaynak: AA

    Bodrum Haber