DOLAR
42,5128
EURO
49,5436
ALTIN
5.766,35
BIST
11.007,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Yağmurlu
12°C
Muğla
12°C
Yağmurlu
Cumartesi Yağmurlu
11°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
15°C
Salı Parçalı Bulutlu
15°C
Bodrum Kis Okulu

Muğla’da Sesi Kısılanlar, Susanlar ve CHP’den Türkiye’ye Siyaset Laboratuvarı

A+
A-
Aktur Pizza reklam görseli

Muğla’da Sesi Kısılanlar, Susanlar ve CHP’den Türkiye’ye Siyaset Laboratuvarı

CHP 39. Muğla İl Kongresi geçtiğimiz pazar günü yapıldı ama yankısı hâlâ sürüyor.
Yalnız ne yazık ki bu kez “yankı” derken coşkulu bir örgüt sesinden değil, daha çok içten içe bir sızlanmadan söz ediyoruz.

Bir yanda “Bodrum’un sesi kısılmıştır, örgüt yok sayılmıştır” diyenler, diğer yanda “ben aday değilim” diyerek yarıştan çekilen eski il başkanı Zekican Balcı.
Bir başka yanda ise diğer adayların “delegeler üzerinde baskı var” şeklindeki iddiaları ile geri çekilmeleri. Ve böylece tek liste ile seçimli atamaya dönen il kongresi!

Herkes farklı cümle kuruyor ama hepsi aynı soruya işaret ediyor:
CHP’de örgüt artık konuşmuyor — sadece dinliyor. Neden?

Bodrum’dan Gelen Demokrasi Yankısı

Ahmet Aras denince akla ilk gelen yer Bodrum’dur. Bu çok doğal; çünkü Aras sadece orada doğmadı, siyasete de orada adım attı.
Aynı durum, Bodrum’un milletvekili Süreyya Öneş Derici için de geçerli. Her iki isim de siyaset sahnesine Bodrum’un kattığı değerler olarak çıktı.

Bodrum İlçe Örgütü 2019’da Aras’ı “kendi içinden çıkan bir başkan” olarak omuzladı, Muğla’ya yükseltti. Derici’yi de Ankara’ya taşıdı.
Bugün ise aynı örgüt, “Bodrum’un sesi kısılmıştır” diyor.

Bu tablo ister istemez düşündürücü bir ironiye dönüşüyor:
Bir zamanlar Bodrum’un desteğiyle yükselen isimlerin temsil ettiği bir kongrede, aynı Bodrum’un kendini dışlanmış hissetmesi. Hem de bu kadar kısa zamanda!

Bodrum gibi güçlü bir örgütün sesini kısmak, kimsenin haddine olmasa gerek.
Yine de bazı partililerin ve Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’ın bol alkış aldığı kürsü konuşmasına göre, örgüt iradesinin geri planda kaldığı bir süreç yaşandığı konuşuluyor.

Bu durum eğer doğruysa ki itiraz edenden ziyade örgüt üyelerinden destek aldığı görülüyor bu iddiaların, siyasette sadece kişiler değil, ilkeler de sınanıyor demektir.

Bir söz vardır:
“Siyasette örgüt seni var eder; sen örgüte mesafe koyarsan, bir gün sandık sana sessizliğini gönderir.”

Bodrum’un yeniden güven tazeleyen CHP İlçe Başkanı Tuna Işın’ın kongre konuşmasında hatırlattığı gibi;
Mustafa Kemal Atatürk, “Benim iki büyük eserim var: Cumhuriyet ve CHP” demişti.

Cumhuriyet’i yaşatmak için halkın, CHP’yi yaşatmak için örgütün sesi gerekir.
Biri susarsa, diğeri öksüz kalır.

Zekican Balcı ve Susmanın Siyaseti

Önceki dönem CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı, görev döneminde Muğla’daki CHP’li belediye sayısını çoğaltmış bir isim olarak anılır.
Bu kongreden günler öncesi “aday değilim” diyerek çekildi.
Ancak bu kararına dair partide büyük bir tartışma da yaşanmadı.

Bu sessizlik de başlı başına bir gösterge olabilir:
Eğer bir zamanlar örgütü büyüten bir ismin sahneden çekilmesi “tamam öyleyse” sakinliğiyle karşılanıyorsa, örgüt ya baskı hissediyordur ya da reflekslerini kaybediyordur.

Eskiler der ki:
“Bir evde çocuklar susmuşsa, ya baba çok bağırmıştır ya umut kalmamıştır.”

Muğla’da bugün örgüt neden susuyor? Bu sorunun yanıtı, en çok üyelerin yüreğinde gizli.

Belediye Gölgesinde Örgüt Demokrasisi

Kongre sürecine belediye başkanlarının müdahil olmaması yönünde genel merkezden uyarılar geldiği biliniyor. Ancak bazı partililerin iddiasına göre, “belediye gölgesi” yine de kongre sahnesinden eksik olmadı.

Kulislerde konuşulanlara göre bazı adaylar, görevlerinden istifa etmeden sahada çalışma yürüttü. Yarış baştan beri eşitlik ilkesinden yoksundu. Delegelere gelen tehditlerde kongre sabahı tuzu biberi oldu. Diğer adaylar adaylıktan çekildiler.
Bu durum, doğruluğu netleşmemiş olsa da, örgüt içinde ciddi bir tartışma konusu yaratmış durumda.

Bu tür iddialar doğruysa, buna “örgüt demokrasisi” demek zor olurdu.
Çünkü o zaman rekabet değil, rıza üretmiş bir sessizlikten bahsediyor oluruz.
Ve bu sessizlik, demokrasi açısından yüksek sesli bir alarmdır.

CHP, tarihsel bir noktada duruyor:

Artık mesele “demokrasiden söz etmek” değil, “demokrasiyle yaşamak.”
Bu fark, partinin geleceğini belirleyecek.

Tarih Hatırlatıyor: Sessizlikle Demokrasi Kurulmaz

Tarih hep aynı şeyi söyler:
“Demokrasi, korku ile konforun el ele verdiği anlarda çözülür.”

1946’da halk “Yeter, söz milletindir” dedi.
Bugün belki aynı büyüklükte bir kopuş yaşanmıyor, ama parti içinde başka bir “yeter” duygusu büyüyor:

“Yeter, söz örgütündür.”

Bu sesi duymayan her hareket, zamanla halkın değil, korkunun partisine dönüşür.
Adı “Cumhuriyet” olsa da fark etmez.

Muğla’daki kongre sadece bir yerel seçim değil, bir vicdan aynasıydı.

Bir tarafta “Sesim niye kesildi?” diyen Bodrum,
diğer tarafta sessizliğiyle düşündüren Zekican Balcı,
ve “delegeler yorulmasın” diyerek örgütü vicdanı ile baş başa bırakıp iddiaları açıklamalarına taşıyarak geri çekilen adaylar…

Hepsi aynı soruyu sorduruyor:
“Bizim sırtımızda yükselenler bizi duymuyorsa, örgüt geleneği nasıl yaşayacak?”

Bu sorunun yanıtı partinin içinde aranmalı.
Ama tarih gösteriyor ki CHP örgütü, her zaman küllerinden doğmayı bilmiştir.
Yeter ki konfor uykusundan uyanmayı hatırlasın.

Çünkü demokrasi, bir kişinin değil, herkesin yankısıyla yaşar.

Gençlere çağrı;

Muğla’daki bu kongre, siyasetin laboratuvarı gibiydi.
Bu kongreyi tez konusu yapın, akademik gözle inceleyin.
Çünkü burada demokrasinin yalnızca bir seçim meselesi değil, bir karakter sınavı olduğunu net göreceksiniz.

Ve gençlere bir soru:
Bir tohum göktaşı gibi bir yere düşüp, düştüğü yerin iklimini bilmeden öğrenmeden toprağına kök salmaya kalkarsa, bu hangi bilimin konusu olur?

Belki nöroloji, belki sosyoloji, belki de uzay bilimi hepsinden ilgilidir?
Ama eminim, cevap demokrasinin el kitabında bir yerde yazıyor.

Dip Not: Bu yazı, kamuya açık bilgiler ve demokratik yorum hakkı çerçevesinde hazırlanmıştır.
Hiçbir kişi veya kuruma isnat, suçlama ya da doğrulanmamış iddia yöneltmemektedir.
Ama şu kadarını söyleyelim:
Muğla’dan yükselen bu sessizlik, sadece yerel bir yankı değil; Türkiye demokrasisinin nabzıdır.

Haydi selametle…

Aktur Pizza reklam görseli
ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları