Sayın Aras, dün yapılan açıklamadaki duruşunuzu hiç bozmadan birkaç sorumuz olacak!
Kusura bakmayın; daha iki yazı önce “Yanınızdayız Başkanım” diye karar almıştık.
Ama dünkü açıklama, yeni sorulara açık olduğunuz yönünde bir davet gibi geldi. Ulaştı elimize.
Yoğun ısrar ve bu güzel davet üzerine bugün Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kendi cümleleriyle MUPA’ya bakacağız.
Sayın Aras diyor ki:
“Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde görev ve sorumlulukların belirlenmesinde temel ölçütümüz liyakat, kamu yararı ve Muğla’ya hizmettir.”
Bir de şunu söylüyor:
“Muğla Büyükşehir Belediyesi, hiçbir kişinin veya siyasi çevrenin kişisel müdahalesiyle yönetilmemektedir.”
Bir belediye başkanı açıklama yaparken yalnızca cevap verdiği kişiyi değil, kurduğu cümlelerin açacağı yeni kapıları da düşünmeli.
Çünkü bazen bir cümle söylersiniz, yankısı hiç beklemediğiniz yerden gelir.
Mesela Menteşe’de orantısız güç uygularsınız, yankısı Bodrum’dan gelir…
Sizin döneminizde gazetecilere sürekli had bildirme, laf yetiştirme moda oldu. Neden? Gazetecilere yüklediğiniz anlam öncekilerden bağımsız mı?
Son olarak MUPA’ya yönelik kamu adına soru üreten bizler için MUPA’yı her gün kötülediğimiz söylendi. Bizzat başkanın ağzından ve halkın önünde!
Biz neyse, alıştık da…
Dünkü açıklamaya sebep olan olay bambaşka bir boyuttaydı.
Zira karşınızdaki kişi yalnızca bir gazeteci değil, aynı zamanda bir meslek örgütünün başkanı.
Eleştirebilirsiniz.
Haberin doğruluğunu sorgulayabilirsiniz.
Ama medya ile siyaset arasındaki mesafeyi korumak yalnızca gazetecinin değil, siyasetin de sorumluluğudur.
Bu da böyle bilinsin…
Ve biz yine kendi işimize bakalım.
Eğer bu son açıklamayı, içinizde yaşattığınız o ideal yöneticiye ayna tutarak yaptıysanız, rica edelim:
Liyakati önemseyen bir yönetici bulmuşken birkaç sorumuzu da kendisine soralım.
Çünkü MUPA’yı aylardır kamu adına sorularla izliyoruz.
Sermayesini sorduk.
Zararını sorduk.
Gelirini sorduk.
Harcamalarını sorduk.
Yönetimini sorduk.
Cevap beklerken sürpriz bir çıkışla “operasyoncu” olduk.
Üstümüze iyilik sağlık.
Neyse.
Olsun.
Biz yine soralım.
Bu kez sorumuz para değil.
Liyakat.
MUPA’yı kimler, hangi kriterlerle yönetiyor?
MUPA, Muğla’nın geleceğini planlamak, veri üretmek ve strateji geliştirmek amacıyla kurulmuş bir belediye iştiraki.
O hâlde yönetim kurulunu seçerken de bazı kriterleriniz olmalı.
Nedir bunlar?
Şehir planlama bilgisi mi?
Yerel yönetim deneyimi mi?
Akademik uzmanlık mı?
Saha tecrübesi mi?
Muğla’yı tanımak mı?
Yoksa hepsinin toplamı mı?
Biz isimlerle ilgilenmiyoruz.
Kim nereli, kiminle tanışıyor, hangi siyasi çevreye yakın… Bunların hiçbiri sorumuz değil.
Sorumuz çok daha basit:
MUPA Yönetim Kurulu üyeleri, Muğla’yı planlayacak kadar Muğla’yı tanıyor mu? Yoksa yaptıkları çalışmalarla Muğla’yı tanımaya mı çalışıyor?
Muğla’nın suyu?
Tarımı?
Ormanı?
Kıyıları?
Turizmi?
Ulaşımı?
Kentleşmesi?
Nüfus hareketleri?
İlçelerin birbirinden farklı sorunları?
Bunların hangisi, hangi yönetim kurulu üyesinin uzmanlık alanına giriyor?
Yönetim kuruluna seçilmeden önce Muğla ile ilgili yaptıkları referans çalışmaları arasında neler var?
Ve daha önemlisi:
Bu kişiler MUPA yönetimine hangi liyakat kriterleriyle seçildi?
Bunu açıklamak neden zor olsun?
Çünkü biz “Şu kişi neden orada?” demiyoruz.
“Bu görev için neden o kişi?” diyoruz.
Aradaki farkın üstünü fosforlu kalemle çizelim.
Bir kişinin siyasi geçmişinin olması, tek başına hukuka aykırılık değildir.
Aynı zamanda belediyede kadrosunun olması da “Hepsine yetemez” anlamına gelmez.
Başka bir kurumda görev yapmış olması da suç değildir.
Biz zaten bunları söylemiyoruz.
Bizim sorumuz daha basit:
Bu görevin kriteri nedir?
Çünkü bir görevlendirmenin hukuka aykırı olduğunu iddia etmek başka şeydir.
Kamu adına, o görevlendirmenin hangi objektif ölçütlere dayandığını sormak başka.
İkincisi gazeteciliktir.
Üstelik Sayın Aras’ın kendi açıklamasındaki “liyakat” ve “kamu yararı” vurgusunun doğal sonucudur.
O hâlde…
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Aras, belediyemizde ya da belediye iştiraklerinizde liyakatin kriterleri nedir? Açıklar mısınız?
Ve o kriterler yönetim kurulunun yedi üyesinde nasıl karşılık bulmaktadır?
Çünkü…
İsim istemiyoruz.
Siyasi sicil istemiyoruz.
Kavga istemiyoruz.
Orantısız güç ve haksız itham istemiyoruz.
Cevap istiyoruz!
Kriter istiyoruz!
Şeffaflık istiyoruz!
Liyakat varsa yönetici sorudan korkmaz.
Kamu yararı varsa kamu adına sorulan soruya cevap verir.
Şeffaflık varsa ayna buğulanmaz.
Şimdi rica edelim; bize elinizde tuttuğunuz aynayı değil, liyakati nasıl ölçtüğünüzü gösterin.
Yazıma son vermeden hafızamıza yer etmiş birkaç fotoğraf bırakayım. Halka açık yerlerden alınmış, belgeli…
Belki duyumlara hemen inanmamızı ve “Belediyeyi kim yönetiyor?” tartışmasının sakız gibi sünerek bugüne gelmesini bu paylaşımlar ve haberler sağlamış olabilir mi?
Üstelik internette belgelerle sunulan başka paylaşımlar da geziyor; konu sadece bunlardan ibaret değil…
Nedense ne 14 Ağustos’u bekleyenlerin sırası azalıyor ne de “Belediyeyi kim yönetiyor?” sorusuna cevap arayanların…
Cevapsız kalan, cevabı kamu vicdanını rahatlatmaya yetmeyen soruların; “operasyoncu”, “trafodaki kedi” formuna benziyor bu…
Sizce?
Haydi selametle…
Bu fotoğraflar sadece numune… Yakında özel haber olarak gündem olacak.


