Tuzla Sulak Alanı ve Bargilya Antik Kenti’ndeki yapılaşma iddiaları uluslararası sözleşmelere taşınıyor. 359 konutluk projeye ÇED Olumlu kararı verildi.
Milas’ın Boğaziçi Mahallesi’ndeki Tuzla Sulak Alanı ile antik Bargilya kentinin yapılaşma ve kaçak hafriyat tehdidi altında olduğu belirtildi. Yaban Hayatı ve Doğa Koruma Vakfı, alanın eski durumuna getirilmemesi halinde konuyu Ramsar ve Bern sözleşmelerinin denetim mekanizmalarına taşıyacağını açıkladı.
Yaban Hayatı Eylem Grubu ve Yaban Hayatı ve Doğa Koruma Vakfı Onursal Başkanı, emekli Büyükelçi Süha Umar, flamingolar başta olmak üzere yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapan Tuzla Sulak Alanı’nda yaşanan gelişmelere tepki gösterdi.
Umar, yaklaşık 2 bin 500 yıllık Bargilya Antik Kenti ile sulak alan ekosisteminin konut projeleri, kaçak yapılar ve hafriyat dökümleri nedeniyle zarar gördüğünü savundu.
Shelton İnşaat Pazarlama AŞ tarafından Boğaziçi Mahallesi’nde yapılması planlanan proje; 62 blokta 354 konut ve beş kapıcı dairesi olmak üzere toplam 359 bağımsız bölümden oluşuyor.
Milas Belediyesi tarafından yayımlanan duyuruda, proje hakkında “ÇED Olumlu” kararı verildiği açıklandı. Kararın tarihi belediye duyurusunda 25 Ağustos 2026 olarak yer aldı.
Süha Umar, doğal ve arkeolojik açıdan hassas bir bölgenin yalnızca yatırım alanı olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek projeye karşı daha önce itirazlar yapıldığını ve davalar açıldığını söyledi.
Umar’ın açıklamasına göre sulak alana kamyonlarla moloz ve toprak taşınarak bir sedde oluşturulmaya çalışıldı.
Dörttepe Muhtarlığının başvurusu üzerine bölgeye gelen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Boğaziçi Jandarma Karakolu ekiplerinin çalışmayı durdurduğu ve iş makinelerini alandan çıkardığı belirtildi.
Muğla Büyükşehir Belediyesinden kendilerine iletilen bilgiye göre hafriyat dökümünü gerçekleştirdiği belirlenen firma hakkında idari işlem uygulandığını aktaran Umar, olayın 21 Ağustos’ta kurumlara bildirildiğini söyledi.
Umar ayrıca 3 Eylül 2026 tarihinde ilgili firma hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.
Süha Umar, bölgede ruhsatlandırılması mümkün olmayan iş yerleri ve yapılara göz yumulduğunu öne sürerek Milas Belediyesini denetim görevini yerine getirmeye çağırdı.
Kaçak yapılaşma ve dolgu faaliyetlerinin sulak alan üzerindeki baskıyı artırdığını ifade eden Umar, dökülen hafriyatın kaldırılarak alanın eski durumuna getirilmesini istedi.
Bu suçlamalarla ilgili Milas Belediyesinden henüz kamuoyuna yansıyan ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor.
Umar, gerekli işlemlerin yapılmaması halinde uluslararası hukuki mekanizmaları harekete geçireceklerini belirterek şöyle konuştu:
“Alan eski haline getirilmezse konuyu Ramsar ve Bern sözleşmelerinin uluslararası denetim mekanizmalarına taşıyacağız.”
Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunmasını, Bern Sözleşmesi ise Avrupa’daki yabani bitki ve hayvan türleri ile doğal yaşam alanlarının güvence altına alınmasını amaçlıyor.
Tuzla Sulak Alanı’nın Cumhurbaşkanı kararıyla “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilen bölümlerine dikkat çeken Umar, gölü besleyen su yollarının hafriyatla değiştirilmesine ve sulak alanın doldurulmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Bargilya ve Tuzla’nın gelecek kuşaklara aktarılması gereken doğal ve kültürel miras olduğunu vurgulayan Umar, “Bu bölgede yaşayan insanların ve yaban hayatının yaşam alanlarını yok edecek projelere boyun eğmeyeceğiz” dedi.