DOLAR
43,4930
EURO
51,3976
ALTIN
6.896,28
BIST
13.876,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Yağmurlu
13°C
Muğla
13°C
Yağmurlu
Pazartesi Yağmurlu
9°C
Salı Açık
11°C
Çarşamba Az Bulutlu
14°C
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Velux reklam görseli

Vicdanın Sustuğu Yer: Cezasızlık

Aktur Arsipel tanıtım banner

Vicdanın Sustuğu Yer: Cezasızlık

​Adalet, bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan görünmez iskelettir; bu yapı çatladığında güven duygusu da sarsılmaya başlar. Bugün içimizi sızlatan asıl mesele, sadece suçun işlenmiş olması değil; o suçun karşılıksız kalacağına dair yerleşen o ağır ve karanlık histir.

 Cezasızlık, sadece bir hukuk terimi değildir; sokağın huzurunu ve toplumun ahlaki pusulasını sessizce bozan bir zehirdir.

Bir kişi suç işlediğinde “hukuk gereğini yapar” diyemiyor, aksine o kişinin elini kolunu sallayarak aramızda gezeceğinden endişe ediyorsak, orada çoktan bir şeyler kopmuş demektir.

​Hukuk metinleri adaleti devletin temeli sayar ama adalet aslında insanın içindeki en mahrem kalenin, umudun temelidir. Sokakta yürürken omzumuzun üzerinden geriye bakıyorsak ya da bir haksızlık karşısında “başımıza iş almayalım” diye susuyorsak, o temel çoktan zayıflamıştır. En ağırı da suç işleyenin değil, mağdurun ya da tanığın çaresizliğe hapsolmasıdır. Onlarca suç kaydı olan birinin serbest kaldığını gördüğümüzde hissettiğimiz o derin boşluk, kendi güvenliğimizin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunun acı bir itirafıdır.

Bu boşluk sadece bir güvenlik sorunu yaratmıyor, daha tehlikeli bir kapıyı aralıyor: Kendi adaletini arama arzusunu. Devletin adalet terazisi doğru tartmadığında, insanlar çaresizlikten illegal yapılara, mafyatik figürlere veya karanlık odaklara medet umar hale geliyor.

Adliyenin kapısından eli boş dönenlerin, adaleti sokaktaki gayrimeşru güçlerde aramaya başlaması, bir hukuk devletinin uğrayabileceği en büyük mağlubiyettir.

 Adaletin özelleştirilmesi, sokağın kanununa teslim edilmesi, toplumsal barışın sonudur.

​Kurallara uymak bir erdem olmaktan çıkıp saflık gibi görünmeye başladığında, toplumun ruhu çürümeye başlar. İnsanlar birbirine güvenmek yerine birbirinden korunmaya çalışırken; kapılara takılan fazladan kilitler sadece hırsıza karşı değil, dışarıdaki o belirsiz ve adaletsiz dünyaya karşı bir savunmadır.

Eğer bir feryat, bir mahkeme kravatından daha az değer görüyorsa, orada artık hukuk değil sadece bir düzen vardır.

​Kendi adaletini arayanların kahramanlaştırıldığı bu iklimde çocuklarımıza hangi erdemi miras bırakacağız?

Onlara dürüstlüğün kıymetini anlatacak yüzümüz kalacak mı?

Adalet sadece bugünü kurtarmak için değil, yarının çocuklarını birer kurda ya da kurbana dönüştürmemek için bize lazım.

Çünkü cezasızlık sadece bugünümüzü kirletmiyor, geleceğin vicdanını da ipotek altına alıyor.

Nefes alabilmek için adaletin sadece saraylarda değil, sokaktaki her insanın yüreğinde yeniden tesis edilmesi artık bir zorunluluktur.

Aktur Arsipel tanıtım banner
ETİKETLER: