DOLAR
46,6359
EURO
53,1423
ALTIN
6.101,45
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
34°C
Muğla
34°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C

“Aç insan, inançlarını bile yer”

Zülfü Livaneli, Gazete Oksijen’deki yazısında post-truth çağında hakikatin değersizleşmesinin ahlaki çürümeyi de büyüttüğünü belirtti.

“Aç insan, inançlarını bile yer”
A+
A-

Gazete Oksijen yazarı Zülfü Livaneli, “Post-truth çağı, post-moral çağıdır” başlıklı yazısında, hakikatin değersizleştiği bir dönemde ahlakın da ayakta kalamayacağını vurguladı. Livaneli, yazısında anayasa ve yasa tartışmalarının ötesinde, toplumu ayakta tutan temel gücün ahlaki zemin olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de uzun süredir anayasa ve hukuk tartışmalarının sürdüğünü belirten Livaneli, en iyi hazırlanmış yasaların bile ahlaken çökmüş bir toplumda yeterli olmayacağını ifade etti. Livaneli’ye göre bir toplumu yalnızca yazılı kurallar değil, yazılı olmayan ahlak ölçüleri de yönetiyor.

Yazısında “post-truth” kavramı üzerinde duran Livaneli, çağımızda olgulardan çok algıların belirleyici hale geldiğini, insanların gerçeğe değil inanmak istedikleri şeye yöneldiğini belirtti. Livaneli, bu durumun yalnızca bilgi kirliliği yaratmadığını, aynı zamanda ahlaki ölçüleri de aşındırdığını savundu.

Livaneli, hakikat ile ahlak arasında doğrudan bir bağ kurarak, yalanın ayıp sayılmadığı yerde haksızlığın da normalleşeceğini ifade etti. Toplumda doğru ile yanlış arasındaki ortak zeminin kaybolması halinde, ahlakın da kişisel çıkarlara göre şekillenen bir alana dönüşeceğini yazdı.

Yazıda Türkiye’deki tüketim kültürü, gelir adaletsizliği ve kolay yoldan zenginleşme arzusuna da dikkat çekildi. Livaneli, gençlerin düşük ücretler, pahalı yaşam koşulları ve sürekli pompalanan tüketim baskısı altında sıkıştığını belirterek, böyle bir düzende dürüstlüğün “enayilik”, sahtekârlığın ise “marifet” gibi görülme tehlikesine işaret etti.

Ahlaki çürümenin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını belirten Livaneli, Fransız düşünür Edgar Morin ve tarihçi Eric Hobsbawm’ın değerlendirmelerine de atıfta bulunarak, dünyada daha büyük bir kırılma yaşandığını ifade etti. Livaneli’ye göre hakikatin değersizleştiği, paranın her ölçünün üzerine çıktığı bir çağda, doğru-yanlış ve vicdan da pazarlık konusu haline geliyor.

Yazısının sonunda adaletsiz düzenin ahlaki çürümeyi beslediğini belirten Livaneli, buna rağmen bir dönüşüm ihtimalinin de tümüyle ortadan kalkmadığını ifade etti. Livaneli, bu dönüşümün ancak hakikat, ahlak ve adalet duygusunun yeniden buluşmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı.

Livaneli yazısını, “Aç insan, inançlarını bile yer” sözüyle tamamladı.

Kaynak: Gazete Oksijen / Zülfü Livaneli
Yayın tarihi: 3 Temmuz 2026