Özgür Özel ve ekibi için 10 soruluk bir demokrasi anketi hazırladık.
Ankete giriş serbest. Üyelik şartı yok, delege olma zorunluluğu yok, son katılım tarihi ise hiç yok!
Hazırsanız başlayalım…
1) Demokrasinin son katılım tarihi olur mu?
26 Ağustos’tan sonra üye olanın sözü, yetkisi, kararı ne zaman başlar? Demokrasiye geç kalanlara kapıda sıra numarası mı veriliyor?
2) 24 Temmuz Lozan kuruluş, 26 Ağustos üyelik için son gün…
Takvim ilerledikçe insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Yeni parti yalnızca yeni bir yapı mı kuruyor, yoksa Cumhuriyet’in ortak hafızasından kendisine özel bir siyasi takvim mi devşiriyor?
3) “Belediyeler seçimle kazanılır” deniyorsa, seçimden sonra parti değiştiren belediye başkanlarında seçmenin iradesi nereye gidiyor?
Oy başkanda mı kalıyor, yoksa partiyle birlikte uçup gidiyor mu?
4) Özgür irade sadece sandık kurulunca mı hatırlanıyor?
Kongrede aday çekiliyorsa, sendika seçimlerinde baskı iddiası varsa, belediye çalışanı siyasi tercihi yüzünden kendini baskı altında hissediyorsa…
Sırf ortaya şeffaf bir sandık koymuş olmak yetiyor mu? Ey şeffaf sandık sen nelere kadirsin… Her belediyeye lazımsın…
5) Rakip yapınca “dayatma”, kendi tarafında olunca “örgüt disiplini” mi?
Aynı fiilin siyasi tabelaya göre adı değişiyorsa… Değişen demokrasi mi, yoksa sizin sözlük mü?
6) Kamu parasının hesabını sormak da demokrasinin şanından değil mi?
Muğla Büyükşehir Belediyesi hakkında gündeme gelen milyonluk ihale iddialarında cevap bekleyen sorular dururken, neden sadece “kim yönetecek?” diye soruyoruz?
“Paramı nasıl harcadın?” demek de seçmenin en doğal hakkı değil mi?
Cevapsız kalmak ne peki?
7) “Ana dil haktır” demek kolay. Peki hangi hak, hangi alanda, hangi sınırda?
Bir cümle kurmak çocuk oyuncağı da, o cümlenin altını doldurup sınırını çizmek neden bu kadar zor?
8) Cumhuriyet ve demokrasi bir kampanya malzemesi mi, yoksa ağır bir siyasi sorumluluk mu?
Muhalefetteyken avaz avaz savunulan ilkeler, iktidara yaklaşınca da aynı ağırlığı taşıyacak mı? Yoksa bazı ilkeler koltuk değişince kilo mu kaybediyor?
9) Halk hareketi olmak, halka rağmen karar verme hakkı tanır mı?
Aynı halk sizi seçtiğinde “milli irade”, itiraz ettiğinde “disiplinsizlik”…
Halk tam olarak ne zaman gerçekten “halk” sayılıyor?
10) Son soru biraz zor, ama sormazsak olmaz: Demokrasi, sadece sizinle aynı fikirde olanların özgürlüğü mü? Yoksa size rağmen özgür kalabilenlerin hakkı mı?
Sayın Özel ve ekibi;
Sadece söylem üreterek muhalefet yürütülemeyeceği gibi, “kontrol kimin elinde?” kavgalarıyla ve iş eyleme geldiğinde halka rağmen atılan “evet”lerle iktidara yürümek de pek mümkün görünmüyor.
Demokrasinin tanımını gözden geçirme ihtiyacınız ise artık kaçınılmaz bir gerçek.
Trollerinize okuduğunu anlama dirayeti, seçmenlerinize de bu soruların doğru cevaplarını görebilme feraseti dileriz.
Bu arada, laiklik ilkenizle yakından ilgili parti programınızdaki “Cuma namazı” hassasiyetini de not ettik. Parti programınıza katkımız olsun: Bence Talas Savaşı’nın takvimini de eklerseniz şahane olur; kurultay tarihi için oldukça uygun bir seçenek!
Milli hafızamız, Cumhuriyet ve Demokrasi parti bayrağı altına sığmaz; milletindir, milletin kalmalıdır…
Ankara’da eylem yapan gazilerin yanında durmak ve haklarını almaları için onlarla mücadelede somut adım atma takviminiz ne? 19 Eylül mü?
Etkili muhalefet gücünüzün ilk meyvesini bu konuda görsek hoş olmaz mı?
Herkese hayırlı kandiller.
Haydi selametle…