Günümüzde gittikçe yoğunlaşan kentleşme olgusu ve 2000’lerin başından itibaren değişen mevzuat ile artan yerel yükümlülükler, belediye başkanı adaylarında bazı temel vasıfların aranmasını zorunlu kılmakta.
Birincisi herhalde memleket sevgisi olmalı. Bu olacak ki, kişinin memeleketine, hemşehrisine, doğasına sahip çıkmak için nedeni ve gücü olabilsin.
Hemen arkadan halka ve kente hizmet nosyonunu içselleştirebilmek gelmeli. Burada hizmet fonksiyonu çok önemli, zira herkes bu kavrama yatkın olamayabilir. Bu bir eksiklik değil, gayet doğal. Ama, birileri için çalışmak, onlara hizmet etmek düşüncesine yabancı olanlar da belediye reisliğine soyunmamalı.
Geldik işin liyakat meselesine. Günümüzde belediye hizmet ve yatırımları ciddi bütçeler, teknoloji ve uzmanlık gerektiriyor. Bir başkanın bu çok geniş yelpazede her konuda bırakın tecrübeyi, bilgi sahibi olması bile beklenemez. O zaman aranacak haslet doğru yönü ve zamanı görebilme yeteneği olmalı. Belediyecilik bağlamında, bu meziyet en iyi iş hayatında edinilir. Bugün bir belediyenin idaresi ciddi bir holding yönetiminden çok farklı değildir. Dolayısı ile, belediye reisleri bir holding CEO’su olabilecek bilgi ve vizyon dağarcığına ve iş tecrübesine sahip olmalıdırlar. Ancak, bu formasyonda olanlar etrafına işlerin gerçek uzmanlarını toplayabilir ve onların önerilerini halka en yararlı bir şekilde değerlendirebilir.
Bütün bu yeteneklerin hepsine sahip, üstelik de siyasi hayatın engel ve çengellerinden geçebilecek kişi bulunabilir mi ? Ama, burası bir Finlandiya olmadığı için bu soruyu sormak şart da değil. Ülkemizde seçim süreçleri belli, en demokratım diyen için bile sistem merkezden işliyor. Ama seçmenin kriterlerinin kesinlikle böyle olduğu siyasi güç sahibi olanlar tarafından bilinirse, işin başından doğru veya doğruya yakın adayların seçilmesi imkanı olabilir. Bunun gerçekleşmesi için de hemşehrilere, sivil toplum örgütlerine ve tabii basına önemli görevler düşüyor.
Demokrasiyi özgürlük kavramı ile karıştıran çok. Ama hiç öyle değil. Yunanca da demos halk demek. kratos ise güç veya erk anlamında. Yani, demokrasi bir liderin veya bir partinin işi değil. Ancak, halkın birliğinin oluşturduğu güç ile hayata geçebiliyor, geçebilirse.