Muğla Su İnisiyatifi, Milas Ekinambarı’nda planlanan desalinasyon tesisine tepki gösterdi. “Doğal kaynakları kullanın, ekolojik dengeyi bozmayın” çağrısı yaptı.
Muğla Su İnisiyatifi, Milas’ın Ekinambarı köyündeki doğal su kaynağı bölgesinde eylem ve basın açıklaması yaparak Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’nin planladığı “Ekinambarı Desalinasyon Projesi”ne sert tepki gösterdi. İnisiyatif, projenin Bodrum ve Milas çevresindeki hassas ekosistemi olumsuz etkileyeceğini savunarak “doğal kaynakların korunması ve su yönetiminin kaynağında çözülmesi” çağrısında bulundu.
Su kaynağı çevresindeki eyleme Milas, Bodrum ve Muğla’dan çevre grupları ile sivil toplum kuruluşlarının katıldığı belirtildi. Köylülerden Ali Gönenli, bölgede yıllardır su kaynaklarıyla yaşamın sürdüğünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Burada doğdum büyüdüm, yöremizin su kaynakları hepimize yeterdi. Önce termik santraller sularımızı aldı, şimdi de deniz suyundan arıtma tesisi kuracaklarmış. Önce doğal su kaynaklarımızı doğal olarak kullanmanın yollarını bulsunlar.”
Son dönemde kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Ekinambarı’nda yaklaşık 3 milyar TL maliyetle planlanan tesisin ters ozmoz teknolojisiyle su üreteceği, yıllık yaklaşık 20 milyon metreküp suyun Bodrum’a verileceği ifade ediliyor.
Muğla Su İnisiyatifi ayrıca Turgutreis’te de yıllık 19.902.720 metreküp kapasiteli bir deniz suyu arıtma tesisi kurulumu planlandığını hatırlattı.
İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Şebnem Çamlısoy, projenin “kalıcı çözüm” olarak sunulmasına karşın Güllük Dalyanı gibi kırılgan kıyı ekosistemlerine yakınlığı nedeniyle ciddi riskler barındırdığını savundu.
Açıklamada; desalinasyonun yüksek enerji tüketimi nedeniyle iklim krizini derinleştireceği, arıtma sonucu ortaya çıkan tuzlu atık deşarjı (brine) nedeniyle deniz canlıları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği, suyun ise “kamusal hak” olmaktan uzaklaşarak ticarileşeceği görüşü dile getirildi.
Muğla Su İnisiyatifi, dünyada desalinasyonun genellikle “tüm seçenekler tükendikten sonra” devreye alınan bir yöntem olduğuna dikkat çekerek, bölgede asıl problem alanlarına dokunulmadan en maliyetli seçeneğe yönelindiğini savundu.
Açıklamada öne çıkan gerekçelerden bazıları şöyle sıralandı:
Suyun metalaştırılması ve ticarileştirilmesi riski
Kayıp-kaçak, yanlış kullanım, kirlenme ve plansız büyümenin geri plana itilmesi
Enerji yoğun süreç nedeniyle iklim krizi baskısının artması
Kıyı ekosistemlerinde geri dönüşü zor tahribat riski
İnisiyatif, MUSKİ’nin kendi verilerine göre isale hatlarındaki kayıp-kaçak oranının yüzde 42 seviyesinde olduğuna dikkat çekerek, “havza su bütçesi oluşturulmadan ve kayıp-kaçak azaltılmadan yapılacak her yatırımın geri dönüşü olmayan kayıplar doğuracağını” savundu.
Öte yandan MUSKİ’nin kayıp-kaçakla mücadele kapsamında dış finansman arayışında olduğu ve bu alanda kaynak planladığı da kamuoyuna yansımış durumda.
Muğla Su İnisiyatifi açıklamasında şu talepler öne çıkarıldı:
Havza bazında su bütçesi oluşturulması, kayıp-kaçakların azaltılması
Termik santrallerin mahkeme kararları doğrultusunda kapatılması
Yaşam alanlarına zarar verme riski olan yatırımların kamu yararı açısından yeniden değerlendirilmesi
Vatandaşların su politikalarını sorgulaması ve suyun ticarileştirilmesine itiraz etmesi
Eylem, “Toprağıma, suyuma dokunma” sloganlarıyla sona erdirildi.
Desalinasyon projeleri, özellikle kıyı ekosistemleri açısından yer seçimi, deşarj yönetimi ve enerji tüketimi boyutlarıyla tartışma konusu olabiliyor. Ters ozmoz tesislerinde ortaya çıkan yoğun tuzlu atık (brine) deşarjının, uygun seyreltme ve izleme mekanizmaları kurulmadığında lokal deniz yaşamını olumsuz etkileyebileceği bilimsel çalışmalarda sıkça vurgulanıyor.
Bu nedenle kamu yararı değerlendirmesinin; sadece su üretim kapasitesi üzerinden değil, çevresel etki, işletme maliyeti, enerji kaynağı, alternatif su yönetimi seçenekleri (kayıp-kaçak azaltımı, yağmur suyu hasadı, talep yönetimi) ve havza planlaması ile birlikte ele alınması gerekiyor.