DOLAR
32,1982
EURO
35,0328
ALTIN
2.520,22
BIST
10.737,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
32°C
Muğla
32°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
30°C
Çarşamba Açık
27°C
Perşembe Açık
26°C
Cuma Açık
27°C

Solda, Fındıklı Belediyesi Var

Solda, Fındıklı Belediyesi Var
A+
A-
polat-galle

Solda, Fındıklı Belediyesi var

Ercüment başkanın sesini duyan var mı?

Solun duygusunu seviyorum, o duygular beni yarınlar için hep umutla besliyor.

“İyiler mutlaka kazanır” diyen Mevlana da bence benim gibi hissediyordu ya da ben onun gibi…

Kimse yanlış anlamasın, Mevlana’ya solcu diyecek halim yok ama hümanist dersem başka bir diyeceği olan var mı?

İyiliği kim elden, dilden düşürmüyorsa onunlayım anlayacağınız.

* * *

Tam da bu siyasilerle ne yapacağız derken geçen hafta biraz soluk aldım.

Sol Parti sordu: Nasıl bir yerel yönetim istiyoruz?

Yanıtlayanlar, Bodrum Belediye Başkanı, Fındıklı Belediye Başkanı ve Tunceli Belediye Başkanı idi.

Siyasette iki şeyi çok değerli buluyorum; yerel yönetimler ve örgütlü mücadele…

Siyasetin belki de harman yeri bu iki eşik.

Ne yazık ki bundan bihaber birçok yeni yetme siyasetçi ve zevatı anlamını bile bilmediği konularda ahkam keserken bunun bindikleri dal olduğunun farkına, düşüp de popoları üstüne oturmadan varamayacaklar.

Onu da pek zannetmiyorum ya neyse onlar için üzülecek değilim.

Son yıllarda bilginin yerini popülizm aldıkça siyaset sokağının yeni sakinlerinin odağı zavallı bir ego ve beslendiği pragmatizmle böyle şekillendi; insanların hoşuna giden şeyleri söylemek ve yapıyormuş gibi yapmak.

Bir dostum bu kütle! için ‘ikinci bir cümlesi olmayan cıvıklar’ tanımlaması yaptı. Ne isabet ama!

 

* * *

Solun abilerini, ablalarını hep sevdim, en akıllıca lafları, bilgiyle, sabırla, şefkatle, yüreklice ve gözlerinin içine baka baka anlatırlardı insanın…

Öyle insanlar kaldı mı etrafınızda?

Mesela, kaç adam tanırsınız tekmeyi sehpaya basarken, kendini umursamadan:“Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği, yaşasın tam bağımsız Türkiye” diye haykıracak.

Ercüment Şahin Çervatoğlu dedi ki: “Devrimcilik, insanın insanlığa hizmetidir.”

Çervatoğlu, Fındıklı Belediye Başkanı.

İkinci konuşmacı olarak söz aldı. Şimdi düşünüyorum da sanki sadece onu dinlemiş gibiyim.

Devrimcilikten söz etmeden, “Meci Manifestosu”nun giriş cümlesini okudu ilk:

“Meci, karşılık beklemeden insanlık adına, doğamız yararına insanlığa hizmet etmektir.”

Hiçbir karşılık beklemeden kendini varoluşa adayan tarla kuşu ve sabırlık bitkisinden söz ederken kendini ancak böyle ifade edebilen Halikarnas Balıkçısı’nı gel de anma…

* * *

Meci, Lazca… İmece anlamına geliyormuş. Rize’nin ilçesi Fındıklı’da anlamını hayata geçirmiş meci.

İlçe ürettiği ne varsa yerel yönetim olarak kullanıyor ve ihaleye çıkmıyormuş.

‘Nasıl bir yerel yönetim’ tarifi yaparken ‘üreten yönetir’ diye Fındıklı halkını işaret ediyor Ercüment başkan.

Yerel yönetimlerin neden yerel olduğunun bam teli burada kopuyor aslında; yerelden yönetim, halkın iradesinin kentin yönetiminde söz sahibi olmasıdır.

Yani, belediye başkanlık makamında toplanan ve ‘para basmak, insan asmak hariç’ söylemiyle her türlü yetki diye hicvedilen bu sınırsız yetkiler, aynı terzi Fikri’nin yaptığı gibi halk için halkla birlikte kullanılırsa o yönetim, yerel yönetim olur.

* * *

Makam aracını başka bir birime yollamış, makam kapısını sökmüş, 20 yıllık AK Parti yerel iktidarından sonra Fındıklı’da CHP olarak yerel seçimler kazanmış irade, ihtişamlı makam masası ve makam koltuğunu Fındıklı Yardım Severler Derneğine bağışlamış.

Vallahi seviyorum böyle çıkışları, kibiri baştan alaşağı eden…

Ercüment başkan, yasanın kendisine tanıdığı yetkileri, halkın üstünde görüyor. Buna itirazı var; en tepede halk olmalı sonra meclis ve sonra başkan diyor.

Ona göre halk karar alır, belediye meclisi halkın iradesini temsil eder ve başkan olarak sözü en az ve en fazla onlar kadar olur…

* * *

2 yıl önce CHP üyeliğinden istifa edip sadece bir fikir emekçisi olarak partinin gönüllüsü olmaya karar verdiğimde aynı hislerle bunu yapmıştım; anlayışın iktidarını sürdürebilir kılacak örgütlü mekanizmaları inşa etmenin önemi…

Çervatoğlu, cumhuriyetin kuruluş dönemine olan özlemi böyle niteliyor: “Çünkü yenildik.”

Ve bunu bir daha yaşamamak için kişilerin değil anlayışın iktidarının sürdürülebilirliğini örgütlemek lazım geldiğine dem vurup durdu toplantı boyunca.

Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal yapılanmasında birçok sol ve sosyal demokrat partinin yaptığı gibi örgüt tanımı öne çıkar.

Burada ifade edilmek istenen, sadece parti olarak değil aynı zamanda örgütlü bir toplumsal yapıya sahip olmanın gerekliliğidir.

Ercüment başkan da yerelde örgütlü olmanın başkanlık üzerindeki iradesinin gücünün önemini anlatmaya çalıştı.

Çünkü ve maalesef ne kadar solcu da devrimci de olsa başkanlar insandı ve yasadan kaynaklanan sınırsız yetkiler kandırıcı ve kışkırtıcı olabilirdi.

Ve mesela Erdoğan’ın yarattığı tek adamlık ucube rejiminin temel kaynağı belediye başkanlığı modelini esas almıştı.

* * *

Hâl böyleyken, parti ayırmaksızın belediye başkanları, yerel yönetimler yasasının halkın kent kararlarına katılımını öncelemeyen tek adamlık sultasına gönüllü kanmışlar görünüyor çoktan.

Bile isteye yani.

Fındıklı’nın sevgili belediye başkanı bu yasa değişmeli diyor. Halkın iradesi sadece seçimlerde değil tüm kararlarda genel geçer olmalı diyor.

Ercüment başkanın sesini duyan var mı?

Yoksa takdir edersiniz ki yasada değişiklik olmazsa kentlinin kent yönetimine katılımı, seçtiği belediye başkanının iki dudağı arasında kalıyor.

Ne acıklı bir hikâye değil mi? Bir kere seçiyorsun ama bir başkan beş yıl her istediğini yapabiliyor.

Hele de etrafını saranlar, ne karar verirse versin doğru yanlış demeden onu yerine getirmek için aptalca sağa sola koşturuyorlarsa.

Sahi Altılı Masa onca şey sıraladı, yapacağız diye. Yerel yönetimler yasasıyla ilgili tek adamlığı zapturapt altına almak şöyle dursun hiç değilse kararlara halkın katılımını esas alan bir önerilerini duyan var mı?

Eyvallah.

polat-galle