DOLAR
32,5182
EURO
34,7440
ALTIN
2.489,73
BIST
9.524,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Az Bulutlu
19°C
Muğla
19°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
13°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Az Bulutlu
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
23°C

Su kıtlığı dünyanın yüzde 40’ından fazlasını etkiliyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Handan Dökmeci, dünya nüfusunun yüzde 40’tan fazlasının su kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Su kıtlığı dünyanın yüzde 40’ından fazlasını etkiliyor
A+
A-

Trakya Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Eczacılık Fakültesinde düzenlenen “Suya Dair” paneline katılan Prof. Dr. Dökmeci, küresel iklim değişikliği ve afetlerin sağlıklı suya erişimi engellediğini dile getirdi. İklim değişikliği nedeniyle aşırı kuraklık ve sellerin yaşandığını belirten Dökmeci, su kaynaklarının korunması için çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

Suyun canlı yaşamı için hayati önem taşıdığına dikkati çeken Dökmeci, “Su kıtlığı dünyayı tehdit eden önemli bir durum. İnsanlar besin olmadan uzun süre hayatta kalabilirken susuz olarak yaşam çok zor. Bu suyun da güvenli içme suyu olması lazım. Dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlasının su kıtlığı çektiği biliniyor. Bu durum önümüzdeki yıllarda artacak. 2040 yılında her 4 çocuktan birinin aşırı su sıkıntısı çekeceği tahmin ediliyor. 2050 yılına geldiğimizde 4 milyar insan su sıkıntısı çeken bölgelerde yaşayacak.” ifadelerini kullandı.

Dökmeci, doğa ve çevrenin tahrip edilmesinin afet boyutunca iklim olaylarına neden olduğunu belirtti.

“KAYNAKLARIN KİRLENME RİSKİ FAZLA”

Sel ve kasırga gibi afetlerin güvenli suya erişimi sağlayan altyapı sistemlerine zarar verdiğini anlatan Dökmeci, “Yaşanan sellerin ardından içme suyu kaynakları doluyor zannediliyor ancak mevcut kaynakların kirlenme riski oldukça fazla. Atık su tesisleri zarar görebiliyor. Kanalizasyon sistemleri arızalanabiliyor ve sızıntılar oluyor. Bu durum salgın hastalıklar gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor.” diye konuştu.

polat-galle