12.Yüzyılda Bir Demokrasi Ormanı ve Masalcı Nine
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak mı uzak bir diyarda, “Demokrasi Ormanı” adında büyülü bir yer varmış. Bu ormanda herkes konuşur, tartışır, farklı fikirler uçuşurmuş havada. Kuşlar bile fikir beyan eder, sincaplar meclis kurarmış. Derlermiş ki:
“Burada herkesin sesi duyulur, çünkü biz çok sesliyiz!”
Ama zamanla, bu ormanın içine gizli gizli başka canlılar da yerleşmiş. Kendi seslerinden başka hiçbir sesi duymak istemeyen Eko Kuşları. Onlar sadece kendi ötüşlerini duymak ister, başkası cıvıldayınca ürperirlermiş.
Bir gün ormanın tam ortasında bir Masalcı Nine çıkmış ortaya. “Ben bu ormanın kurucularındanım” demiş.
Çevresine bir grup toplar, “Fikirlere açığız” der ama sonra… her eleştiri geldiğinde “Hemen susturun!” dermiş.
Çünkü o orman artık orman değilmiş, Eko Vadisi’ne dönüşmüş.
Bir gün ormanda gezen bir Gezgin Kalem, bir taşın üstüne bir not bırakmış:
“Bu ormanın meclisinde bile gerçek demokrasi yok. Herkes bir ağacın gölgesinde sus pus olmuş.”
Not yayılmış. Kimileri “Bu doğru!” demiş, kimileri de telaşla:
“Bu Kalem fazla yazıyor, fazla konuşuyor, fazla görüyor!”
Sonra olan olmuş: Kalem, o çok sesli olduğu söylenen eko ormanında sessizce atılmış. Ne bir haber verilmiş, ne bir açıklama.
Kısaca: Kalem kurban edilmiş, çünkü gerçeği dile getirmiş.
Bahane mi?
Bir grup sincap “kıskandı” demişler.
Bir grup baykuş “rahatsız oldu” demiş.
Ama herkes biliyormuş: Mesele kıskançlık değil, korkuymuş.
Masalcı Nine, “Atamızın askeriyim!” dermiş hep. Ama bir gün, bir rüzgar esmiş, Ata ağacının yaprakları fısıldamış:
“Askerim diyorsan, neden benden emir almıyorsun evlat?”
O vakit anlaşılmış ki bazıları Atasını sadece söylem olarak taşıyor. Duruş değil, şekil için…
Ve Kalem demiş ki:
“Bu orman çok sesli değil, sadece kendi sesini yankılayan bir mağara olmuş. Adı orman ama içi tek sesli bir çöl!”
Kalem, ormanı terk etmiş ama ardından şu notu bırakmış:
“Gerçek Atatürkçüler fikirden korkmaz. Gerçek demokratlar, eleştirenden kaçmaz.
Ve dostluk, menfaatle tartılmaz.
Beni değil, demokrasiyi savunan tüm kuşlara, dost kalemlere minnetim sonsuz.
Siz varsanız umut vardır.”
Masalın sonunda Kalem, yürümeye devam etmiş. Ardına bakmamış bile. Çünkü bilirmiş ki:
Gerçek adalet, bazen susanın değil, yazmaya devam edenin yolundadır.
Masalın Mesajı:
Demokrasi bir rozet değil, bir davranıştır.
Çok seslilik, herkesin aynı şeyi söylemesi değildir.
Güç uğruna fikirleri bastıranlar, masal anlatır ama efsane olamaz.
Gerçekten özgür olan, haksızlığa ses çıkarır.
“Platform” adı altında kurulan yapılar, eğer eleştireni dışlıyorsa, platform değil, tahtadan bir kukla sahnesidir.
Haydi selametle…
https://bodrumhaber.com