Menteşe’de Yaşamak: Güneşle İmtihanımız
Menteşe’nin geleceği parlak.
Bunu bir vizyon belgesinden okumadım. Dün öğle saatinde Kent Meydanı’nda beş dakika durunca bizzat tecrübe ettim.
Öyle ki meydana birkaç şezlong konulsa kimse yadırgamaz. Mermer döşeli park girişlerine güneş gözlüğü ve güneş kremi otomatı da eklenebilir. Yeni nesil kentçilik anlayışı buysa halk olarak biz de uyum sağlamaya çalışalım.
Banklar da gölgesiz! Daha yapılmadan önce uyarısı yapılmış olmasına rağmen…
Demek ki; amaç dinlenmek değil, güneş altında karakter geliştirmek.
Bir de ağaçlar vardı. Hatırlamaya gerek yok yanlarından geçerken hala içimiz sızlıyor…
Önce “kesmedik” dendi.
Sonra görüntüler çıktı.
Ardından “budadık” dendi.
Budamalar eleştirilince de “biz de beğenmedik” açıklaması geldi. Neye hizmet etti bu açıklama? Çok mu gerekliydi, kimin yararına yapıldı? Güneş geçince başa diyeceğim ama sokakta gezmeyen için D vitamini eksikliğinden de oluyor bu rehavet hali…
Neyse…
Sonuçta ne olduğu hâlâ tartışılıyor ama gölge kesin olarak yok denecek kadar az!
Temmuz ve ağustos gelsin, El Niño sıcakları bastırsın, o gölgenin değeri daha iyi anlaşılacak.
Hele nüfusunun önemli kısmı belli bir yaşın üzerindeki bir ilçede…
Çünkü bazı insanlar için gölge konfor değil, sağlık hizmetidir.
Şehir planlamasına gelince…
Saburhane’nin yıllardır bekleyen sorunları, merkezde yaya mı araç mı kullanacak belli olmayan yollar, kaç kişi kullanıyor bilinmeyen düzensiz bisiklet yolları, teknoloji çağında kanalizasyon bekleyen mahalleler, dere yataklarında yapışmış kalmış yapılaşmalar…
Tarihini sadece kendimize anlattığımız ve sır gibi sakladığımız Rum ve Türk mimarisinin iç içe geçtiği Daltonlar’ın pijamasına dönmüş yamalı dar sokaklar…
Tüm bunlar planın içinde mi, yoksa plan başka bir yerde mi uygulanıyor, insan merak ediyor.
Çünkü sunumlarda gördüğümüz şehirle, sokaklarında yürüdüğümüz şehir birbirine pek benzemiyor.
Bir de madalyonun mali boyutu var, yani bizlerin cebi.
Caddelerde kaldırım kenarları zaman tarifeli otoparklara bağlanmış. Yetmemiş, yıkılmış bir binanın boş kalmış arazisine başınızı sokup park etmeye kalksanız, o da paralı. Çöp vergisi, katı atık vergisi dendi mi maşallah hepsini peşin ödüyoruz. Yani halk, sorumluluğunu eksiksiz yerine getiriyor da, karşılığında ne alıyor?
Bizden toplanan paralarla koca binalar satın alınıyor ama ne hikmetse 16 aydır o binanın içi bir türlü doldurulamıyor. Büyük vizyonlarla, “İsminiz burada yaşayacak” vaatleriyle açılan kütüphanelerde ismi verilen büyüklerimizin ömrü yetmiyor binanın içinin dolduğunu görmeye.
Sonra bir bakıyoruz, dillerde bir “Bienal” sakızı.
Bilmiyoruz kaçımızın ömrü vefa edecek de bu “bienal” neymiş yaşayıp göreceğiz? Sahi, bienal dedikleri şey; o canım tarihi binaları kendi içinde çürütüp, geceden sabaha sadece dışını aydınlatmakla kendi kendine yeşerecek bir şey mi? Biz tutulmamış sözlerle yaşarken, tarihi mirasımız karanlıkta kuruyor.
Bununla ilgili de bir basın toplantısı o binada yapılmalı mutlaka! Ki değerli arkadaşlarımız “evet neden boş hala?” diye sorabilirler böylece… 16 aydır niye boş boş aydınlattık kaç para tuttu elektrik ? Boş ver Canancım ucuz işlerle uğraşmaz kimse! Dediğinizi duyuyorum şimdi.
Arasta esnafı ise geçen yağmurlarda adeta hayatta kalma tatbikatı yaptı.
Muşambaların altında direnmeye çalışan meslekler var orada.
Turizmi on iki aya çıkarmaktan söz ediyoruz ama önce çarşının dört mevsim ayakta kalmasını sağlamak gerekiyor.
Değirmendere Kanyonu ise ayrı bir hikâye.
Bir turist “Orayı da görelim” dediğinde insanın aklından ilk geçen şey güzelliği değil, bakımsızlığı oluyor.
Allah’ın verdiği doğaya güvenip kul hizmetini ihmal edince ortaya böyle tuhaf bir ortaklık çıkıyor.
Çocuklu ailelerin hafta sonu etkinlik planı da oldukça net:
Başka ilçeye gitmek.
Üniversitesi olan bir ilçenin sosyal yaşamı bu kadar yetersiz olmamalı.
Sinema yetersiz.
Etkinlik az.
Kamusal yaşam zayıf.
Gençler sıkılıyor, çocuklar sıkılıyor, aileler sıkılıyor.
Temizlik tarafında da tablo ilginç.
Yıl 2026.
Dünyada yapay zekâ konuşuluyor.
Menteşe’nin bazı mahallelerinde ise çöpler hâlâ apartmanlara zimmetlenen kovalarla toplanıyor.
İlçeyi temiz tutan şey sistem değil, temizlik emekçilerinin alın teri.
Onların bu özverili çalışmaları olmasa tabloyu konuşmak bile istemeyiz. Emekleri ödenmez.
Menteşe’nin sorunu aslında kaynak eksikliği değil.
Halkın gördüğüyle yöneticinin anlattığı arasındaki mesafe.
Bir tarafta gölgesiz meydanlar, yorgun çarşılar, eksik altyapılar ve yamalı, nereden nereye çıktığı ruh haline göre değişen yollar…
Diğer tarafta kusursuz sunumlar. Eleştiri gelirse çatılan kaşlar. Bir de yol yorgunluğu var tabi kaç seyahat oldu vizyon geliştirmek için çıkılıp gelişen vizyonu hizmete katılamayan?
Menteşe’nin ihtiyacı yeni bir video değil.
Şöyle bir yürüyüp etrafa bakmak. Yaşanan şehirle anlatılan şehir arasındaki fark artık gölge kadar değil, meydan kadar büyük bunu yerinde görüp gündeme getirmek.
Tüm bu nedenlerden ötürü, Menteşe’nin kronikleşen bu sorunları artık tek bir makamın ya da tek bir birimin sırtına yüklenemeyecek kadar büyük. Çözüm; iddialı sunumlarda veya tek taraflı projelerde değil, kolektif bir akıldadır.
Menteşe Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Valilik, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve ilgili esnaf odaları acilen aynı masa etrafında buluşmalıdır. Altyapıdan sosyal yaşama, Saburhane’deki yılan ve sivrisinek tehdidine karşı yürütülecek çevre sağlığı çalışmalarından, kamusal alanların ve otoparkların hakkaniyetli yönetimine kadar her bir kurum sorumluluk almalıdır.
Vergiyi peşin alanlar, hizmeti ve vizyon projelerini de zamana yaymadan, hakkıyla teslim etmekle yükümlüdür.
Halkın bizzat sokakta yaşadığı, cebinden ödediği ama karşılığını alamadığı sorunları çözmek için bu kurumları birlikte çalışmaya, ortak akılla hareket etmeye davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki idari makamların asli görevi kusursuz render’lar ve içi boş vizyon binaları üretmek değil, içinde huzurla yürünebilen, gölgesinde nefes alınabilen ve parasının karşılığını gören bir kent inşa etmektir.
Yük büyük, zaman kısa, halkın beklentisi yüksek. Kurumlar arası iş birliğiyle bu yükü hafifletmek ve zamanı iyi değerlendirmek lazım.
Bu konular siyasetin çok üstünde, polemiklerin çok gerisinde ve geleceğin kararının verileceği yerdedir.
Haydi selametle…