Akbelen’de acele kamulaştırılan tarlalarını korumak için direnen Esra Işık’ın mahkemedeki savunması ortaya çıktı.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Akbelen’de, acele kamulaştırılan tarlalarını korumak için direnen Esra Işık’ın mahkemedeki savunması ortaya çıktı. Hakaret ve görevi yaptırmama suçlamalarıyla 37 gündür İzmir Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu belirtilen Işık, savunmasında “Ben yaşamı, geçmişi ve geleceği elinden alınmak istenen köylü kızı Esra’yım” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 27 Nisan’da görülen duruşmada Esra Işık’ın tutukluluğunun devamına karar verildi. Duruşmada savunmasını kendisi yapan Işık, acele kamulaştırma kararının ardından ailesine ait zeytinliklerin, tarım arazilerinin ve yaşam alanlarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Işık, yalnızca kendi ailesinin değil, bölgede yaşayan çok sayıda köylünün aynı tehditle karşı karşıya olduğunu belirterek, bu sürecin ilk yerinden edilme hikâyeleri olmadığını ifade etti.
Savunmasında ailesinin geçmişine de değinen Esra Işık, anneannesinin köyü Sekköy’ün, dedesinin köyü Karacaağaç’ın ve babasının köyü Işıkdere’nin kömür madeni nedeniyle yok edildiğini anlattı.
Işık, Işıkdere’de yaşanan yıkıma genç yaşta tanık olduğunu belirterek, ailesinin mezarlarını dahi taşımak zorunda kaldığını söyledi. Bu acıların ardından Akbelen’deki mücadelenin başladığını ifade eden Işık, köylülerin 2019’dan bu yana hukuk yoluyla hak aradığını vurguladı.
Esra Işık, bugüne kadar köyde yapılan keşiflerde mahkeme ve bilirkişi heyetlerinin saygıyla karşılandığını söyledi. Köylülerin geçmişte heyetlere dertlerini anlatmak için hazırlık yaptığını, herhangi bir tatsızlık yaşanmaması için kendi aralarında düzen sağladıklarını ifade etti.
Olay günü de amaçlarının mahkeme ve bilirkişi heyetiyle görüşmek, açılan davalardan söz etmek ve taleplerini anlatmak olduğunu belirten Işık, “Bizim niyetimiz derdimizi anlatmaktı” dedi.
Işık, savunmasında olay günü bölgede jandarma ve araçlar gördüklerini, ancak kendilerine başlangıçta keşif yapıldığı yönünde açık bilgi verilmediğini ileri sürdü. Resmi plakalı olmayan araçları görünce, bunların daha önce köye geldiğini söylediği şirket heyetlerine ait olduğunu düşündüğünü anlattı.
Bu nedenle tepki gösterdiğini belirten Işık, sözlerinin mahkeme heyetine ya da bilirkişilere yönelik olmadığını, şirket heyeti olduğunu düşündüğü kişilere karşı söylendiğini savundu.
Esra Işık, mahkemede yaptığı savunmada herhangi bir hakaret ya da görevi engelleme kastı olmadığını söyledi. Fiziksel olarak kimseye yaklaşmadığını, kendisini kaybetmiş bir ruh hali içinde tepki gösterdiğini belirtti.
Işık, savunmasının sonunda suçsuz olduğunu ifade ederek tahliyesini ve beraatini talep etti.
Akbelen’deki süreç, yalnızca bir ceza dosyası olarak değil; acele kamulaştırma, zeytinliklerin geleceği, kömür madeni, yaşam alanlarının korunması ve köylülerin yerinden edilme endişesiyle birlikte tartışılmaya devam ediyor.
Esra Işık’ın savunması, Akbelen’de yıllardır süren mücadelenin köylüler açısından yalnızca mülkiyet meselesi olmadığını; geçmiş, gelecek, aile hafızası ve yaşam hakkı meselesi olarak görüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Kaynak: Anter Haber