Muğla’da Muhalefet Erken Doğdu!

Muğla’da Muhalefet Erken Doğdu!
Yayınlama: 23.10.2026
Google Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Bodrum Haber’i tercih edilen kaynak yapın
Aktur Pizza Bodrum reklamı

Evet evet… Herkes Muğla’da muhalefetin doğumu için 3 Kasım’ı işaret ediyordu. Ben hâlâ hiç emin değilim de ulusal medya yorumcuları pek emin!

Ancak Bodrum Belediye Meclis Üyesi Asuman Gülsoy’un AK Parti’ye geçişi sayesinde muhalefet beklenenden erken doğdu…

Düşünüyorum da… Çok tuhaf değil mi?
Hanımefendinin yirmi yıllık CHP üyeliği… Kendi kaleme aldığı özgeçmişi gazetelerde yayınlanmış, referansları açık, tecrübesi net ifade edilmiş… Her şey yazılmış çizilmiş yani… İstanbul’dan Bodrum’a atanması gizli saklı değil, açık ve aleni. Parti merkezinin bilgisi ve onayıyla yürüyen bir süreç. İl ve ilçe örgütleri de bu doğrultuda hareket etmiş. Gık demeyi bırakın; alkışlanmış, saygı görmüş, onaylanmış…

Ardından Bodrum Belediye Meclis üyeliği ve tüm iddialara, manşetlere rağmen defalarca başkan vekilliği ile ilçenin en emini tarafından yetkilendirilmiş bir isim!

Yani siyasi özgeçmişinin doğuşunda ve büyümesinde sadece CHP imzası var. CHP ile siyasi rüştünü ispatlamış bir kişi!

Peki, bugünün mevcut CHP İl Başkanı, dün Bodrum’da yaşamıyor muymuş? CHP örgütünün içinde değil miymiş? Örgütün içinde bu sorular sorulurken, gazeteler hanımefendinin eğitim geçmişini sorgularken tam olarak neye gözünü kapamıştı? Ve bugün neden açıldı birden gözleri? Amerika’nın yeniden keşfi mümkün mü?

Soruyorum:
Bu, bugünün sorusu mu Sayın Başkan?

Dün belediyenin anahtarı kendisine emanet edilirken neredeydiniz? Meclis üyesi yapılırken?
Başkan vekilliği görevleri verilirken? Bütün bu süreçler yaşanırken?

O gün sorulmayan soruların bugün sorulması elbette mümkündür. Hatta yeni bilgi ortaya çıkmışsa sorulması gerekir. Ama o zaman başka bir soru daha doğar: Bu bilgi yeni mi, yoksa soru sormak için siyasi iklimin değişmesi mi beklendi?

İşte tam da bu yüzden, geçenlerde bir videoda söylediğim sözün üzerinde duruyorum:

CHP’de kalırsanız Muğla’da muhalefetiniz kısık sesli, uslu, “yen içinde kalsın, kol kırılmasın” muhalefeti olur.

Ama karşı partiye geçerseniz… bir bakmışsınız dün sizinle aynı masada çay içenler bugün karşınızda sıraya dizilmiş, mikrofonu kapmış, “hesap ver!” diye bağırmaya başlamış.

Dün “içimizdeki mesele” olan şeyler, bugün birer birer kamuoyunun önüne dökülüyor. İyi ki doğdun muhalefet!

Erken doğdun belki ama en azından doğdun. Belki bir yaşına da erken basarsın!

Gelelim madalyonun diğer yüzüne…

Peki ya “Sayın AK Parti?” Evet bence bu hitap şekli çok etkili. Özellikle siyasi partilerdeki karar mercileri için…
Parti değiştiren isimleri bünyenize katarken bu kabulleri neye göre yapıyorsunuz? Bir vizyon veya öngörü kriteriniz var mı?

Mesela bu son geçişte; geçiş yapan ismin yıllar öncesinden Bodrum’u bir ilçe değil de adeta “il” olarak görüp yazan o derin vizyonu mu etkili oldu acaba?

AK Parti, Bodrum’u ilçeyken il olarak gören bu üstün öngörüyü takdir ettiği için mi bu geçişi bağrına bastı? (İtiraf edeyim, bu cümlenin kurgusu biraz girift ama tam da yerel siyasetteki bu absürt mantığı özetliyor!)

Elbette kimseye parti değiştirdi diye soru sorulmasına itirazım yok. Tam tersine, herkesin hesap vermesini savunuyorum. Ama ölçü; kişinin hangi rozeti taktığı değil, kamu görevinin, kamu parasının ve kamu yetkisinin nasıl kullanıldığı, kimlere nasıl teslim edildiği olmalı!

Örneğin 112,5 milyon avroluk kredi meselesi…
Mesela belediye iştiraklerindeki doğrudan teminler…
Bitmedi…
Bütçeler, görevlendirmeler, yetki paylaşımı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin sorular…
Bunların her biri belgeyle, kayıtla, somut bilgiyle araştırılmayı hak ediyor mu sizce?

Mesele, soranların sayısının artması değil; soruların kime değil, hangi ölçüye göre sorulduğudur.

Gelelim şu 3 Kasım meselesine…
Bir süredir 3 Kasım konuşuluyor.
Acaba 3 Kasım’dan sonra Muğla’da yeni bir festival mi başlayacak?
Kurdele kesilir, fotoğraflar çekilir, protokol yerini alır mı?
Ama bu kez sürpriz yumurta…
Paketi tahminlerin yönünde açarsanız, içinden yıllardır aranan şey çıkar: Muhalefet!

Üstelik ithal değil, yerli üretim. Muğla’nin kendi siyasi ikliminde yetişmiş.

Ve bütün bu liyakat tartışmaları da en sonunda adres değiştirir… Bence Bodrum özelinde değiştirdi bile.

Peki, AK Parti’ye kabul kriterleri gerçekten nedir?

Ben olsam bu yeni dönemin tanıtım videosunun arkasına Hababam Sınıfı’ndan da gayet iyi bildiğimiz o Uğur Akdora klasiğini koyardım:”Hayırdır İnşallah” (Neler Oluyor Hayatta)

Şarkıdaki o şaşkınlık ve gecikmiş tutku, Muğla siyasetinin son günlerdeki trajikomik ilişkilerine ve aniden alevlenen muhalefet aşkına pekâlâ fon müziği olabilir:

“Onun sesi, taa kendisi, geri gelmiş demek…

Onsuz diyor yaşanmıyor, aşk bu olsa gerek!

Neler oluyor hayatta, bir de bu rüya gerçek olsa olsa sabah olup uyanınca her şey yine aynı kalsa…”

Yıllarca aynı siyasi çatı altında yürüyüp de birbirinin sorularını duymayanlar, dün gıkını çıkarmayıp bugün bir anda uykudan uyananlar için bundan daha manidar bir müzik zor bulunur.

Muğla’nın muhalefeti güne yeniden doğarken, belki de ilk kez yataktan zıplayarak bir yatak gıcırtısı ile değil de kamu denetimi açısından umutla uyanır!
Yalnız küçük bir ricam var: Uyanınca ilk iş aynaya bakın.
Çünkü sorulacak ilk soru şu olmalı: “Biz muhalefeti hangi rüyada bulduk?”

Uyanınca hatırlasak bir daha hiç unutmasak bari!

Haydi selametle!

TED Bodrum Koleji reklamı