DOLAR
8,5040
EURO
10,2660
ALTIN
498,34
BIST
1.441

    YALNIZLIK SENFONİSİ

    YALNIZLIK SENFONİSİ

    Konunun başlığını Sezen’in şarkısından seçtim bilerek, çünkü davamız aynı olmayabilir ama mevzumuz aynı..

    Ne diyor du Sezen şarkısında;

    ” Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş, beklemekte,
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme, nöbette,
    Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum,
    Hadi gelin üstüme, korkmuyorum ”

    Evet Sezen şarkısında korkmuyorum diyordu ama sallamış biraz minik serçemiz. Hepimizin eskiden yalnız kalma korkusu vardı. Sanırım buna sesli veya sessiz kimse karşı çıkmayacaktır..

    Hiçbir ortak noktamızın olmadığı,

    Gerçekte asla güvenmediğimiz,

    Birlikte oturduğumuz masalarda bilerek dozu artırılmış bol buzlu, birazdan eriyecek olan kristal kahkahalar,

    Masada dolmuş halde bekleyen, garsonun bahşiş almadığı için değiştirmediği, sessiz tanık kültablası gibi içi kirli, abartılı övgüler,

    Anlık yakalanan kriminal bakışlar,

    Kalecinin açığını bekleyen fırsatçı forvetin, basit bir falsosu ile bile kırılan camdan ilişkiler,

    Damgalı ihanetler,

    Fiyakalı nankörlükleri defalarca yaşadığımız halde;

    Öyle ortamlardan ve öyle insanlardan kopmamamızın sebebi, hücrelerimize sinsice işlenen yalnızlık korkusuydu işte..

    İstisnasız hepimiz bunların çoğunu yaşamışızdır. Hayır ben yaşamadım diyen varsa, zaten o hiç yaşamamıştır..

    Şüphesiz her insan bir çizik attırdı bize. Cezaevinde günlerini sayan, duvarda asılı duran takvime gün sonu çizik atan bir mahkumun ki gibi bastıra bastıraydı üstelik çiziklerimiz..

    Hayat bizi hep dört nala koşturduğu için bunların farkındaydık ama kendimiz ile aramız iyi olmadığından gürültülü yalnızlıklara itiyorduk kendimizi. Sonuçta kendimizle başbaşa kalmaktan iyiydi diye düşünüyorduk. Tamam oralarda da genellikle yalnızlık ama en azından orda tavan, masa, sandalye falan konuşmuyordu..

    Böyle geçip gitti yıllar. Sonra bir baktık ki kırklı basamaklı merdivenlere gelmişiz hatta biraz geçmişiz. Tahammülümüz azalmış, kalabalıklara karşı alerjimiz başlamış, samimi samimiyetsizlikler sıkıcı hale gelmiş, kahkahalı ağızlardan köpükler akmış, yakınlar tuzaklarla kurulmuş, bakışlar uzaklara dalmış hale gelmişiz..

    Yani aslında hiç birimiz bu hale gelmek istemedik, bu hale getirdiler hepimizi..

    Artık merhabalar öylesine, nasılsın diye sormalar böylesine, kendine iyi bak demeler bile şöylesine..

    Lügatın bile ruhunu çaldık. Artık kelimelerin, cümlelerin çok anlamı kalmadı. Birbirimize inanmadığımız gibi onlara da inanmıyoruz artık..

    İnsanların genel olarak en çok korktukları en yakınları artık. Öyle ki artık uzaklar güvenilir, yakınlar güvenilmez oldu.

    Tanımadıklarınla konuşma, yabancılara güvenme diyen ebeveynlerimiz yanıldılar bu defa galiba..

    Geldiğimiz noktada artık bazılarımız elimizde ki telefonlara gömüldük, kimilerimiz televizyondaki dizilere, filmlere, çok azımız kitaplara, en çoğumuzda içimize gömüldük.

    Şimdi çıkarabilen çıkarsın bakalım hepimizi, gömüldüğümüz yerlerden ?