DOLAR
44,1871
EURO
50,8596
ALTIN
7.111,65
BIST
12.956,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
16°C
Muğla
16°C
Parçalı Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
15°C
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
14°C
Cuma Yağmurlu
10°C

Muğla’yı Kim Yönetiyor: Seçilmiş Başkan mı, Danışman mı?

Ahmet Aras ve danışmanı Levent Arkan’ın Eskişehir gezisi “vizyon arayışı” olarak sunuldu. Ancak ortaya çıkan tablo Muğla’da yeni bir tartışmayı başlattı. Eleştiriler arttıkça açıklamalar da sertleşti. Muğla’da artık sadece belediyecilik değil, belediyeyi gerçekte kimin yönettiği de tartışılıyor.

Muğla’yı Kim Yönetiyor: Seçilmiş Başkan mı, Danışman mı?

Muğla’yı Kim Yönetiyor: Seçilmiş Başkan mı, Danışman mı?

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ve Aras’ın özel danışmanı Levent Arkan, geçtiğimiz günlerde Eskişehir vizyonunu Muğla’ya taşımak amacıyla bir dizi ziyarette bulundu.

Ziyaretin amacı, Ahmet Aras’ın kendi sözleriyle şöyle ifade edildi:
“Levent Arkan’ın bir başka hayali ise Eskişehir mucizesinin baş mimarı olan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in olağanüstü vizyonunu Muğla’ya taşımaktı.”

Görünen o ki Levent Arkan, Ahmet Aras’ın vizyon eksikliğine çözüm olarak Eskişehir modelini örnek almayı, yani kısa yoldan kopyala yapıştır bir belediyecilik anlayışını önermiştir.

Ahmet Aras kendisini sistem mühendisi olarak tanımlamakta ve siyaset bilimi üzerine yüksek lisans yaptığını belirtmektedir. Gonca Köksal ise şehir plancısıdır. Levent Arkan ise özel danışman olarak öne çıkmaktadır.

Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde danışmanlık için ayrılmış beş kadro bulunduğu ve bu kadroların boş olduğu ifade edilirken, Levent Arkan neden bu kadrolardan birine atanamamıştır? Bunun nedeninin, kendisinin ortaokul mezunu olması olduğu ileri sürülmektedir.

Oysa belediyecilik vizyonu aramak için çok uzağa gitmeye de gerek yoktu. Ahmet Aras, Bodrum Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğu dönemde, halen Bodrum’da yaşayan Yiğit Gülöksüz ile bir araya getirilmiş olmasına rağmen, Yiğit Hoca’yı bir kez olsun ziyaret etmemiştir.

Sonuç olarak Levent Arkan’ın dekoratif belediyecilik anlayışını adeta kopyala yapıştır yöntemiyle yeni bir model gibi sunan bu kolaycı yaklaşımı, Ahmet Aras tarafından da benimsenmiş görünmektedir.

Konu eleştirilerin odağı haline gelince önce Ahmet Aras’ın Levent Arkan güzellemesi sosyal medyada paylaşıldı, ardından da Levent Arkan’dan Ahmet Aras güzellemesi geldi.

Ahmet Aras açıklamasında, altı yıldır birlikte çalıştığı dostu ve danışmanı Levent Arkan’ın Muğla’nın belediyecilikte Eskişehir modelini örnek alması gerektiğini tanıştıkları ilk günden itibaren defalarca dile getirdiğini ifade etti. Aras, Arkan’ın kişisel menfaat değil kent ve halk yararını önceleyen bir anlayışa sahip olduğu için görüşlerine önem verdiğini de vurguladı.

“Muğla’yı kim yönetiyor?” şeklindeki soruya ise Levent Arkan, halkın kimi seçtiyse Muğla’yı onun yönettiğini söyleyerek yanıt verdi. Bu soruyu yöneltenlerin Ahmet Aras’ı tanımadığını savunan Arkan, Aras’ı internetin ve özel kursların olmadığı dönemde İzmir Atatürk Lisesi ile Maltepe Askeri Lisesi’ni tam burslu kazanacak kadar zeki ve başarılı bir isim olarak tanıttı.

Ancak Arkan’ın açıklaması savunmadan çok bir pazarlama metnini andırmaktadır. Çünkü burada vurgulanan “tam burslu” meselesi, zaten devletin parasız eğitim veren okulları için kullanılan bir ifade olarak dikkat çekmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, bir başarı anlatısından çok parlatma dili izlenimi vermektedir.

Arkan, her eleştiriye Başkan Aras’tan önce ve çoğu zaman kendi kişisel hesaplaşmaları çerçevesinde yanıt vererek, fiilen eş başkan gibi konuşmaya devam etmektedir.

Nitekim Aras da geçmişte düzenlediği bir toplantıda basına Levent Arkan’ı tanıtırken adeta bir “Levent Arkan güzellemesi” yapmış ve “Levent, benim söylemek isteyip de söyleyemediklerimi söylüyor.” sözleriyle bu ilişkiyi açıkça tarif etmiştir.

Arkan, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden çok kendisini eleştiren gazetecilerle uğraşmakta; onları “kolpacı basın”, “sözde gazeteci”, “kuyruk acısı olanlar”, “nemacı basın” ve “aşağılıklar” gibi ifadelerle hedef almaktadır. Bununla da yetinmeyip, asıl gazeteciliğin ne olduğu üzerinden kıyaslamalar yaparak kontrol edemediği gazetecilere ağır ithamlarda bulunmaktadır. Gazeteci örgütlerini suçlamayı da adeta kendisine ilke edinmiş görünmektedir.

Bununla da yetinmeyip “hakkınızda dava açtık, bundan sonra savcılığa hesap vereceksiniz” minvalindeki sözlerle aba altından sopa göstermeye çalışmakta; hukuku eleştirilere cevap vermenin değil, eleştirenleri sindirmenin aracı gibi kullanan bir dil benimsemektedir.

Nihayetinde Muğla’da zamanla Ahmet Aras’tan çok Levent Arkan konuşulur hale gelmiştir. Belediyede ve bağlı şirketlerde kendi istediği isimlerin görevlendirilmesini sağladığı, bazı şirketlerin ise hülle yoluyla kurdurulduğu yönünde iddialar, Arkan’ın artık bir danışmandan çok belediye başkanı gibi hareket ettiği eleştirilerini beraberinde getirmiştir. WhatsApp gruplarında gazetecileri hedef alan tavrı da bu fiili ağırlığı daha görünür kılmıştır.

Ok artık yaydan çıkmıştır.

Arkan’ın “Muğla’yı seçilmiş yönetir” sözleri ise tartışmayı daha da büyütmüştür. Üstelik burada özellikle “belediye” ifadesinin kullanılmaması, seçilmiş kişiyi adeta belediye başkanlığının ötesinde bir konuma yerleştiren ve paralel yönetim algısını besleyen bir söylem olarak dikkat çekmiştir. Nitekim sonraki açıklamasında bu sözlerini düzeltme ihtiyacı duyması da ilk ifadelerin ne kadar sorunlu olduğunu göstermektedir.

Sistem mühendisi olduğunu söyleyen bir büyükşehir belediye başkanı ile şehir plancısı bir belediye başkanının kendi kentlerinde düzen kuramayıp planlama üretemediği bir tabloda, Eskişehir gezisinin ortaya koyduğu sonuç Muğla adına vasattan nasihat dinlemekten ibaret kalmıştır.

Levent Arkan’ın İlber Ortaylı için kullandığı “vicdansız” ifadesine karşılık, yazımızı İlber Hoca’nın sözleriyle noktalamak yerinde olacaktır.

“Cahillik hiç ayıplanacak bir şey değildir, hatta cahil kendi içinde tutarlıdır. Kötü ve tehlikeli olan yarı cahillerdir.
Kimsenin çeyrek çepelik bilgiyle yüksek sesle konuşma hakkı olmamalıdır.”
— İlber Ortaylı

Şimdilik bu kadar.
Vesselam.

ETİKETLER: