Bodrum’da Meclis Üyesi, İstanbul’da Başkan Yardımcısı mı?
İstanbul Beylikdüzü’nde 23 Mart’ta bir restoranda yaşanan darp olayı, ilk bakışta adli bir vaka gibi görünebilir. Ancak güvenlik kamerası görüntülerine yansıyan bir cümle, meseleyi bambaşka bir noktaya taşıdı.
Bodrum Belediyesi ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Nadir Ataman, restoranda arkadaşıyla birlikte oturduğu sırada garsonla tartıştı. Görüntülere göre Ataman, “Ben belediye başkan yardımcısıyım. Rahatsız mı ettik seni? Hangi cümlemle sana bağırdım, hakaret ettim mi?” dedi.
İddialara göre tartışma büyüdü. Restoran yetkilileri araya girdi. Ataman mekândan çıkarken dışarıdan gelen bir kişinin yumruklu saldırısına uğradı. Ardından bazı çalışanların da olaya dâhil olduğu görüntülere yansıdı. Ataman’ın saldırıyla ilgili şikâyetçi olduğu biliniyor.
Darp olayının hukuki boyutu yargının konusudur.
Ancak burada asıl mesele yumruk değil, o cümledir:
“Ben belediye başkan yardımcısıyım.”
Çünkü böyle bir görev yok.
Nadir Ataman ne Bodrum Belediyesi’nde ne de Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde başkan yardımcısıdır. Meclis üyesidir. Bu iki görev aynı değildir.
Sahip olunmayan bir kamu unvanının kullanılması, şartları oluştuğunda hukuki sonuç doğurabilir. Ancak bundan önce ortada açık bir temsil sorunu vardır.
Daha da önemlisi, bu bir anlık söz mü, yoksa yerleşmiş bir alışkanlık mı?
Bu olay yaşanmasaydı, Nadir Ataman bu unvanı kullanmaya devam edecek miydi?
Bugün hâlâ kullanıyor mu?
Cevap, bu yazının merkezindedir.
Nadir Ataman, İstanbul Bakırköy’de belediye başkan aday adayı oldu. Aday gösterilmedi. Ardından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yakınlığıyla bilinen Ataman, Bodrum’da kontenjan birinci sıradan aday yapıldı. Böylece hem Bodrum Belediyesi hem de Muğla Büyükşehir Belediyesi meclis üyeliğine girdi.
Meclis üyeliği doğrudan gelir getiren bir makam değildir.
Buna rağmen İstanbul’da kurulu düzeni olan bir iş insanının, Bodrum’da kontenjan üzerinden meclis üyesi olması açıklanmaya muhtaç bir tercihtir.
Bu bir hizmet tercihi mi?
Yoksa siyasi bir konum arayışı mı?
Yerel siyaset, yerel bağ ister. Aidiyet ister. Sorumluluk ister.
Ama bazen tablo farklıdır.
Bir şehir, yaşanacak yer olmaktan çıkar; kullanılacak bir zemine dönüşür.
Kontenjan, temsilin önüne geçer.
Aidiyetin yerini hesap alır.
Ve sonra bir cümle kurulur:
“Ben başkan yardımcısıyım.”
Şimdi sorular nettir:
CHP bu tablo karşısında ne yapacak?
Özgür Özel bu tercihi savunacak mı?
Nadir Ataman istifa edecek mi?
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, kendisinin yardımcısı olduğunu söyleyen bir meclis üyesi hakkında ne diyecek?
Çünkü bu mesele bir kavga değil.
Bu, siyasette unvanın nasıl kullanıldığı meselesidir.
Ve sonuçta ortaya çıkan tablo şudur:
Bodrum’a gelinmiş.
Ama gerçekten Bodrum için mi…
Vesselam.
Not: Ataman’ın bu tutumu, kamu görevine yakışmayan bir örnek olarak kayda geçmiştir. Bu durum, Bodrum’daki meclis temsiliyetine gölge düşürmektedir.