Siyasi Rehavetin Gölgesinde Bodrum Bölüm 3 – Bodrum’un 2026 Dileği
Bazı yıllar vardır; takvimden değil, insanların omuzlarından okunur.
2025, Bodrum için tam olarak böyle bir yıl oldu. Siyasetin dili sertleşirken hayatın dili ağırlaştı. Meclis gündemleri doldu, sokaklar yoruldu. Sorunlar konuşuldu ama çözülmedi; ertelendi, devredildi ya da başka başlıkların arkasına itildi.
2026’ya girerken Bodrumlu yurttaşın beklentisi artık soyut değil. Büyük projelerden, iddialı vizyonlardan ya da süslü sunumlardan söz etmiyor kimse. Beklenti yalın, doğrudan ve insani.
Bodrum’da barınmak bir ayrıcalık olmaktan çıkmalı
Bugün Bodrum’da kira bedelleri, asgari ücretlinin matematiğine sığmıyor.
Bir kentin yerlisi, o kentte yaşayamaz hâle gelmişse bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorundur. Turizm kenti olmanın bedeli, yerleşik halkın yerinden edilmesi olmamalı. 2026’nın ilk sınavı, Bodrum’da barınmanın yeniden erişilebilir olup olmayacağıdır.
Kamusal alan gerçekten kamunun mu?
Belediyeye ait sosyal tesislerde bir emeklinin rahatça çay içemediği bir şehirde “sosyal belediyecilik” söylemden ibaret kalır.
Kamusal mekânlar, en kırılgan kesimler için ulaşılabilir değilse amacından sapmıştır. Fiyat tarifeleri, bir belediyenin kimin yanında durduğunu açıkça gösterir.
Borç yalnızca bir rakamdan ibaret değildir !
Bodrum’un borçları yıl boyunca tartışıldı. Ancak asıl mesele borcun varlığı değil, borcun nasıl yönetildiğinin belirsizliğidir.
Ne zaman, hangi yüklerin yurttaşın omzuna bineceğini bilmemek güvensizlik üretir. 2026, borcun gizlendiği değil; açıkça anlatıldığı bir yıl olmak zorundadır.
Doğa her yıl uyarıyor, kent hazırlıksız yakalanıyor.
Taşan dereler, sel baskınları ve altyapı yetersizlikleri artık olağanüstü değil; ihmalin süreklileşmiş sonucudur. Doğal afetlerle ilgili
önlem almamak, felaketi kader gibi sunmaktır. Bodrum’un beklentisi, doğayla inatlaşan değil; onunla uyumlu bir yönetim anlayışıdır.
Deniz süs değil, yaşamdır!
Kanalizasyonun denize karıştığı, arıtma kapasitesinin yetersiz kaldığı bir Bodrum’da ne turizmden ne de sağlıklı bir kentten söz edilebilir.
Deniz kirliliği çevresel bir ayrıntı değil; halk sağlığı, ekonomi ve kentin geleceği meselesidir. Bu başlık ertelenemez.
Halkı dışlayan sözümona “büyük” hayallerden vazgeçilmeli
Bodrum’un büyük hayallere değil, ortak akla ihtiyacı var.
Yerel yönetim kendi vizyonunu kurabilir; ancak bu vizyon Bodrumluyu dışlıyorsa eksiktir. Kent vitrin için değil, içinde yaşayanlar için yönetilir.
Siyasetin gündemiyle hayatın gündemi birleşmeli!
2025’in en çarpıcı tablosu şuydu:
Mecliste konuşulanlar ile sokakta yaşananlar arasındaki mesafe hiç bu kadar açılmamıştı. Siyaset hayatın gerisinde kaldığında alınan kararlar karşılık bulmaz.
Hatırlatın: Meclis üyeliği unvan değil sorumluluktur!
Belediye meclis üyeleri partilerinin değil, bu kentin temsilcileridir.
İnsani yaşam koşullarına hizmet etmeyen her karar, teknik olarak doğru olsa bile vicdanen eksiktir. 2026, prosedürlerin değil insanların hatırlandığı bir yıl olmak zorundadır.
Ben Bodrum Olsam 2026 Yılı İçin Dileğim Ne Olurdu?
Bu soruyu Bodrum’u seviyorum diyen herkesin kendi vicdanında yanıtlamasını diliyor kendi cevabımı yazıya ekleyerek bu üç bölümlük yazı dizisini sonlandırıyorum.
Ben Bodrum olsaydım;
Güzel kalmak için susmak zorunda kalmadığım, korunmak için kimseye minnet etmediğim bir yıl dilerdim kendime.
Toprağım dile gelseydi:
“Ranta değil, akla emanet edilmek istiyorum” derdim.
Koylarım plan notlarında değil, çocukların hafızasında kalsın isterdim.
İnsanım adına:
Sezonluk değil, sürekli bir hayat dilerdim. Garsonun, gazetecinin, öğretmenin, balıkçının Bodrum’dan kopmak zorunda kalmadığı bir yıl…
Yönetilme biçimim adına:
Alkışlanan projelerden çok, hesap verebilen kararlar isterdim.
“Biz yaptık oldu” değil, “Birlikte karar verdik” denilsin isterdim.
Hafızam için:
Mandalinayı logoda değil dallarında görmek isterdim.
Ve en çok şunu dilerdim:
Bodrum’u sevenlerin, Bodrum’u tüketmeden de sevebildiğini kanıtladığı bir yıl olsun.
Kısacası…
2026’da Bodrum olmak isterdim ama yorulmuş bir vitrin değil,
nefes alan, itiraz eden, yaşayan bir kent olarak…
Ya siz?
Nice mutlu yıllara Bodrum. Nice güzel günlere Türkiye.
2026, başta ülkemize ve tüm dünyaya sağlık, barış, huzur, eşitlik, hoşgörü, esenlik ve empati getirsin.
Haydi selametle…