
Çocuğun Tek Suçu Sevgisizlik!
Efendiler, gelin birbirimizi kandırmayı bırakalım. Okullarda olan bitene “ergenlik krizi” deyip geçmek, evi yanan adamın “Mutfakta çaydanlık fokurdamış” demesi kadar komiktir.
Bu bir kriz değil, bu bizim yıllardır özenle suladığımız şiddet tarlasının hasadı. Bu hasattan afiyet değil, acı düşüyor payımıza!
Peki Nasıl Ürettik Hasadı?
Çok emek verdik(!)… Çocuk ağladı, ağzına telefon tıkadık. Çocuk soru sordu, “Amma konuştun” deyip tabletle susturduk. Komşuyla kavga ederken çocuğun eline taş verdik, trafikte birine söverken çocuğa “Bak nasıl benzettim adamı” diye ders verdik. Haberlerde şiddet, yemek, moda programında kavga, dizilerde akran zorbalığı, mafyayı kahramanlaştırma!Değerler sisteminden zerre nasibi olmayan sahip olmayı var olmak sanan evlatlar…
Bizim eserimiz!
Sonra bu çocuk büyüyüp şiddet üretince de şaşırıyoruz: “Aaa, biz bunu yapmamıştık, kime çekti bu?” Aynaya çekmiş efendim, aynaya!
Araba Sürmek İçin Ehliyet, Çocuk Yapmak İçin Sadece Evlilik Cüzdanı mı?
İşin en acıklı hicvi burası:
* Alışveriş merkezinden bir süs balığı alırken bile “Suyu kaç derece olsun?” diye soruyorsun.
* En dandik araba için direksiyon sınavına girip ter döküyorsun.
* Ama bir insan yetiştirmek? Sıfır baraj, sıfır sınav!
“Doğurabiliyorsam ebeveynimdir” mantığıyla bu iş yürümez. Ruhun öfke dolu, sabrın sıfır, bilgin yok, çocuğa verecek sevgin yok ama maşallah her yıl bir tane “eser” bırakıyorsun dünyaya.
Ebeveynlik bir hak değil, bir yeterlilik meselesi olmalı.
Bu işin sizde ehliyeti yoksa, o direksiyona oturmayacaksınız! Yoksa böyle her gün bir ülke topyekün duvara toslarız.
Siyaset Makamına Küçük Bir Not: Şikayeti Bırakın, İşinize Bakın!
Sayın yetkililer; siz taziye mesajı yayınlama makamı değilsiniz, siz “çok üzgünüz” diyerek yas tutma makamı da değilsiniz. O işi biz halk olarak zaten yapıyoruz. Sizin işiniz çözüm ortaklığı, hala birbirinizi şikayet ediyorsunuz. Yetsin artık!
* Siyaseti “kim daha iyi bağırıyor” yarışından çıkarıp, “kim daha iyi nesil yetiştiriyor” davasına çevirin.
* Okullardaki rehberlik servislerini “öğrencinin azarlandığı oda” olmaktan çıkarın.
* Ebeveynliği bir “sertifika programı” gibi ciddiye alın.
Yas mı Tutalım, Yol mu Alalım?
Bugün giden canlara ağlıyoruz. Emekle, sevgiyle, fedakarlıkla yetiştirmeye çalıştığımız evlatlarımızı, yanında öğretmenlerimizle aldı götürdü bu sevgisizlik!
Ancak kendimizle yüzleşmeliyiz; sevgisiz çocuklar da bizim aramızda büyüdü. Şiddeti ekranlarda alkışladık, evde baş tacı ettik, hastanede, okulda görmezden geldik.
Şimdi oturup sadece dua edersek, yarın başka bir çocuktan başka bir feryat yükselecek.
Dua güzeldir ama sorumlulukla birleşirse işe yarar.
Tekrar ediyorum:
Eğer çocuğuna sevgi vermeye vaktin yoksa, o tableti çocuğun anne/babasıyla geçireceği zamanın yerine koyuyorsan; kusura bakma ama o şiddetin faili sadece o çocuk değil, sensin.
Artık “üzgünüz” demeyelim. Artık “öğrendik” ve “değiştik” diyelim. Çünkü bir sonraki “hasat” yine hepimizin canını yakacak!
Şunu hiç vicdanınızdan çıkarmayın:
“Çocuk sevgisi, insan sevgisi için bir ihtiyaçtır. O ihtiyaç giderilmezse, insanlık anavatanını kaybeder ve dünya bir daha asla kurtarılmaz!”
Şair der ya;
Bir yanımız yaprak döker
Bir yanımız bahar bahçe..
Bahar bahçemizden sevgisizliğin elini çekelim hep birlikte…
Haydi selametle…