CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Muğla’da doğa, emek, kıyılar ve tarım politikalarını anlattı; CHP’li belediyelere şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı yaptı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Muğla’da çevreden tarıma, kıyılardan turizme kadar kentin temel sorunlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kaya’nın CHP’li belediyelere yönelik “Başkasından istediğimiz şeffaflığı önce kendimiz göstereceğiz” sözleri dikkat çekti.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Muğla İl Başkanlığında düzenlenen toplantıda konuştu.
CHP Muğla İl Başkanı Halil Karahan, ilçe başkanları ve partililerin katıldığı toplantıda Kaya; ormanlar, zeytinlikler, kıyılar, enerji dönüşümü, tarımsal üretim, turizm, su ve yerel yönetimlerin sorumlulukları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri, CHP’li belediyelere ilişkin açıklaması oldu.
Yerel yönetimlerin kendi yetki alanlarındaki uygulamalardan sorumlu olduğunu belirten Kaya, şunları söyledi:
“CHP’li belediyelerimiz de kıyıdan imara, ulaşımdan suya, çevreden sosyal politikalara kadar kendi yetki alanlarındaki her konuda şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir olmak zorundadır. Biz başkasından istediğimiz şeffaflığı önce kendimiz göstereceğiz.”
Belediye başkanlarının kentin sahibi değil, halkın emanetçisi olduğunu vurgulayan Kaya, “Halkın parasını harcayan halka hesap verir” dedi.
Muğla’nın yalnızca doğasıyla değil, mücadele tarihiyle de önemli bir kent olduğunu vurgulayan Kaya, kentin Kurtuluş Savaşı öncesinde kendi kongrelerini topladığını, Müdafaa-i Hukuk örgütlerini kurduğunu ve Kuvayı Milliye mücadelesine destek verdiğini söyledi.
Kaya, “Muğla, Kuvayı Milliye kentidir. Bu topraklarda teslimiyet değil, mücadele vardır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Bodrum’da doğan devlet ve siyaset insanı Mustafa Hilmi Uran ile Datça’yı yurt edinen şair Can Yücel’i de anan Kaya, Muğla İl Yönetici Eğitimi’ni bu iki ismin anısına armağan ettiklerini açıkladı.
Kaya, Mustafa Hilmi Uran’ın son Osmanlı Meclis-i Mebusanında Menteşe Mebusu olarak Muğla’yı temsil ettiğini; Cumhuriyet döneminde milletvekilliği, Bayındırlık, Adalet ve İçişleri Bakanlığı ile CHP Genel Sekreterliği ve Genel Başkan Vekilliği görevlerinde bulunduğunu hatırlattı.
Can Yücel’i ise özgürlüğün, doğanın ve insanın yanında duran bir şair olarak anan Kaya, “Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.
Akbelen, Yatağan ve Milas’taki çevre mücadelelerine değinen Kaya, kömür ve madencilik faaliyetlerinin ormanlar, zeytinlikler ve yaşam alanları üzerinde oluşturduğu baskıya dikkat çekti.
Kaya, CHP iktidarında belediyeler, üniversiteler, meslek odaları, kamu kurumları ve orman köylülerinin katılımıyla “Muğla Orman Güvenliği Programı” başlatacaklarını açıkladı.
Maden ruhsatlarının yalnızca şirketlerin ekonomik beklentileri üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Kaya:
“Muğla’nın ormanları ranttan büyüktür. Muğla’nın zeytini madenden değerlidir. Muğla’nın kıyıları paradan değerlidir. Muğla’nın emeği sermayenin kârından değerlidir.”
ifadelerini kullandı.
Yatağan Termik Santrali ile madenlerde çalışan emekçilerin geleceğine de değinen Kaya, enerji dönüşümünün işçileri işsiz bırakarak gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.
Termik santrallerin ve madenlerin dönüşümünden etkilenecek çalışanlar için Muğla Adil Dönüşüm Kurulu kurulmasını öneren Kaya, şöyle konuştu:
“Bizim siyasetimizde işçiyle ağaç birbirinin düşmanı değildir. Hem emeği hem doğayı birlikte korumak zorundayız. Ağacı da koruyacağız, işçinin emeğini de.”
Kurulda sendikalar, belediyeler, üniversiteler, meslek odaları ve kamu kurumlarının yer almasının planlandığını belirtti.
Muğla kıyılarının yönetimine ilişkin uygulamaları da eleştiren Kaya, halkın denize ulaşmasının önüne ekonomik veya idari engeller konulamayacağını söyledi.
MUÇEV ve Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma AŞ üzerinden yürütülen kıyı işletmeciliğine değinen Kaya, kıyıların yönetiminde kamu yararı, şeffaflık ve halkın erişim hakkının temel alınması gerektiğini belirtti.
Kaya, kamu arazilerinin plansız yapılaşmaya, imar rantına ve ayrıcalıklı özel kullanıma açılmasına karşı çıkacaklarını ifade etti.
Muğla’nın Türkiye’nin dünyaya açılan önemli turizm merkezlerinden biri olduğunu belirten Kaya, turizm gelirlerinin yalnızca büyük işletmelere değil; emekçilere, esnafa, üreticilere ve kentte yaşayanlara da yansıması gerektiğini söyledi.
Turizm politikalarının sadece büyük şirketlerle belirlenmemesi gerektiğini vurgulayan Kaya; turizm emekçilerinin, esnafın, kooperatiflerin, üreticilerin, üniversitelerin ve meslek odalarının da karar süreçlerine katılması gerektiğini kaydetti.
Bodrum’da yaşanan su kesintileri, eskiyen altyapı ve yaz nüfusunun oluşturduğu yükü de gündeme getiren Kaya, Muğla genelinde bir Su Master Planı hazırlanacağını söyledi.
Kaya; ilçelerdeki su kaynaklarının, tüketim miktarlarının ve kayıp-kaçak oranlarının yurttaşların erişebileceği açık bir sistem üzerinden paylaşılması gerektiğini belirtti.
Yıldırım Kaya’nın açıklaması, merkezi iktidara yönelik eleştirilerin yanında CHP yönetimindeki belediyelere de açık sorumluluk yüklemesi bakımından önem taşıyor.
Bundan sonraki asıl soru ise şu:
CHP’li belediyelerde imar kararları, kıyı kullanımları, kamu arazileri, ihaleler, su yatırımları ve kent rantına ilişkin bilgiler gerçekten halka açık, denetlenebilir ve hesap verilebilir hâle gelecek mi?
Çünkü şeffaflık yalnızca verilen bir söz değil; kararların, belgelerin, harcamaların ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasıyla ölçülebilecek bir yönetim biçimidir.