Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
34°C
Muğla
34°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C

Asıl Soru Şu: Muğlalı Bu Bitmez Teşekkür Sırasına Ne Zaman Girecek?

A+
A-

 

Asıl Soru Şu: Muğlalı Bu Bitmez Teşekkür Sırasına Ne Zaman Girecek?

Yerel siyasetin en renkli, en bol teşekkürlü ve tabii ki en bol virajlı parkurundan hepinize merhaba değerli okurlar.

Geçtiğimiz günlerde CNBC-e ekranlarında Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı izledik.

Yayından önce dedik ki:

“Halkın sorusu candır. Danışman görür, sekreter not alır, basın müdürü iletir…”

Nitekim sorularımızı biz de ilettik.

Fakat yayın başladı, bitti…

Ekran başında izleyenlerin diline tek bir soru dolandı:

“Biz az önce bir televizyon programı mı izledik, yoksa Hükümete Teşekkür Plaket Töreni mi?”

Kuşkusuz devlet adabı güzeldir.

İş birliği güzeldir.

Teşekkür etmek de güzeldir.

Ama yerel basından sosyal medyaya uzanan tartışmanın asıl sorusu başka:

Başkan Aras’ın hükümete tebrik ve teşekkürleri devam ederken, Cumhurbaşkanı ve Muğla halkı Başkan Aras’a ne zaman teşekkür edecek?

İş birliği karşılıklı ise teşekkürün sürekli tek ağızdan duyulması size de tuhaf gelmiyor mu?

Galiba bunun için önce bazı soruların cevaplanması gerekiyor.

Mesela;

CHP logosu altında hizmet rekorları kırılınca mı?

Yarın bir gün “yeni kulvarlar, yeni partiler” seçeneği siyasetin masasına gelince mi?

Hükümet nezdinde “uyumlu belediye başkanı” dosyasının bütün sayfaları tamamlanınca mı?

Siyasi magazin bir yana bırakılıp, belediyeciliğin asıl işi olan altyapı, çevre, temizlik, ulaşım, yatırım ve kamu hizmetleri Muğlalının gündeminden çıktığında mı?

Belki de cevap çok daha basit:

Bir belediye başkanı, işini iyi yaptığında halk zaten teşekkür eder.

Zeki Müren de Bizi Görecek mi?

Meşhur Vizontele filmini hatırlarsınız.

Köye televizyon geldiğinde ahali büyük bir heyecanla soruyordu:

“Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?”

CNBC-e yayını sırasında bizim aklımıza da aynı soru geldi:

Peki Başkan, Muğla da sizi görebiliyor mu?

Daha doğrusu…

Siz Muğla’yı görebiliyor musunuz?

Çünkü yayının ardından CNBC-e’nin sosyal medya paylaşımının altında Muğlalıların yaptığı yorumlara baktık.

Kamuya açık yorumlarda; deniz kirliliğinden çöp sorununa, ilçeler arasındaki yatırım tartışmalarından sintine meselesine kadar çeşitli şikâyet ve eleştiriler sıralanmış.

Bunlar bizim yorumumuz değil.

Halkın kendi klavyesinden çıkan cümleler.

Üstelik mesele dün başlamış da değil.

Aynı veya benzer eleştirilerin önceki paylaşımlarda da tekrarlandığını görüyoruz.

Kimi mizahla yazmış.

Kimi sitem etmiş.

Kimi “Başkanım” diye başlamış.

Kimi doğrudan sorusunu bırakmış.

Halkın mizahı bazen gülmek için değil, derdini anlatabilmek için kullandığı son araçtır.

Çünkü insan defalarca anlatır…

Cevap alamaz…

Sonra espri yapmaya başlar.

Pembe Kalp de Çok Hoşmuş!

Gelelim sosyal medya tarafına.

CNBC-e’nin Instagram hesabında, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın katıldığı programdan bir kesit paylaşıldı.

Paylaşımın altındaki yorumlara bakarken bir ayrıntı da dikkatimizden kaçmadı:

Muğla Büyükşehir Belediyesi Basın Müdürü de bu paylaşıma pembe bir kalp bırakmış.

Pembe kalp gerçekten hoş.

Fakat insan ister istemez soruyor:

Kalpli yeniden gönderim işareti CNBC-e’nin paylaşımına bırakıldı da, halkın söyledikleri nereye bırakıldı?

Çünkü yorumların önemli bölümünde Muğlalının hizmetlere ilişkin eleştirileri var. Bir de Allah korusun hiç istemeyiz fakat yarın bir kanal faturası falan düşerse manşete ki daha önce düştü! Diye söylüyorum, hah canım o faturaları da halk ödüyor ya; belki sırf bu yüzden yorumlara da bir bakmak gerekebilir böyle durumlarda!

Hani derler ya:

“Haberin hası, reyting oranında değil; haberin altındaki yorumlarda saklıdır.”

Öyleyse o yorumlar neden kamu yönetimi açısından bir veri olarak değerlendirilmesin?

Bugün belediyeler “Halk ne diyor?” sorusunun cevabını bulmak için anketlere, araştırmalara, kamuoyu ölçümlerine kaynak ayırabiliyor.

Peki halkın kendi isteğiyle, kendi cümlesiyle ve üstelik bedava bıraktığı yorumlar?

Onlar da bir çeşit saha verisi değil mi?

“Halk ne diyor?” araştırmasının en ucuz yöntemi belki de tam karşınızda duruyor.

Hem de fatura kesmeden!

Üstelik bu yorumlar bugün ortaya çıkmış değil.

Önce sitem…

Sonra mizah…

Ardından eleştiri…

Ve giderek daha yüksek sesle sorulan sorular.

Belki de mesele yorumların varlığı değil.

Mesele, o yorumlardan sonra ne yapıldığı.

Çünkü halkın sesini duymak yalnızca güzel cümleleri beğenmek değildir.

Bazen pembe kalbi bir kenara bırakıp, halkın canını sıkan cümleye de bakabilmektir.

Muğla Nasıl Anlatılıyor, Muğlalı Ne Anlıyor?

Asıl mesele bence burada.

Bir belediye başkanının ulusal televizyonda Muğla’yı anlatması elbette önemlidir.

Fakat bir başka soru daha önemlidir:

Muğla, anlatıldığı gibi mi yaşıyor?

Ulusal medyada Muğla nasıl temsil ediliyor?

Peki Muğlalı o anlatılan Muğla’ya bakınca kendisini görebiliyor mu?

Çünkü kamu yönetiminde iletişim yalnızca anlatmak değildir.

Dinlemek de iletişimdir.

Hatta bazen en önemli iletişim, halkın hoşuna gitmeyen cümlesini sonuna kadar dinleyebilmektir.

Halk “deniz kirli” diyorsa, bunun cevabı yalnızca bir teşekkür mesajı olmamalı.

“Çöp sorunu var” diyorsa, önce çöpün nerede, neden ve ne kadar olduğunu konuşmak gerekir.

“İlçeler arasında adaletsizlik var” diyorsa, yatırım dağılımının rakamları ortaya konulabilir.

“Sintine meselesi var” diyorsa, denetimlerin sayısı, sonuçları ve uygulanan yaptırımlar açıklanabilir.

Belge konuşur. Rakam konuşur. Sonuç konuşur.

Böylece tartışma da kişiselleşmez.

Kimse zan altında kalmaz.

Herkes kamuya açık verinin önüne bakar.

Başkanın Teşekkürleri Tamam da, Muğlalının Teşekkürü Ne Zaman?

Bizim derdimiz Başkan Aras’ın hükümete teşekkür etmesi değil.

Teşekkür edebilir.

Etmelidir de.

Devlet kurumları arasında iş birliği varsa bunun kamuoyuna anlatılması da doğaldır.

Fakat yerel yönetimin esas karnesi başka yerde tutulur.

Sokakta.

Çukurda.

Muslukta.

Çöp konteynerinde.

Denizde.

Arıtma tesisinde.

Yolda.

Ulaşımda.

Parkta.

İlçeler arasındaki yatırım dağılımında.

Ve en önemlisi halkın günlük hayatında…

Dolayısıyla bizim de Başkan Aras’a naçizane bir sorumuz var:

Muğlalının “Teşekkürler Başkanım” diyebilmesi için daha ne kadar beklemesi gerekiyor?

Bir dönem mi?

Bir seçim mi?

Bir teşekkür turu daha mı?

Yoksa sadece belediyenin asli görevlerinin eksiksiz yapılması mı?

Bunun cevabını elbette Başkan ve ekibi verecek.

Biz buradan kendi görevimizi yapıyoruz:

Halkın sesini, Muğlalının sorusunu ve kamuya açık platformlarda görünen Muğla gündemini yeniden önlerine koyuyoruz.

Çünkü yönetmek yalnızca kürsüde anlatmak değildir.

Sahada görmek, halkın sesini duymak ve gerektiğinde o sesin rahatsız edici tarafıyla da ilgilenmektir.

Ve belki bir sonraki televizyon yayınında başka bir sahne izleriz.

Bu kez ekran başındaki Muğlalı şöyle der:

“Başkanım, bizi, şehrimizi ne güzel anlattınız.”

Biz de deriz ki:

Oh be!

Demek ki Zeki Müren nihayet Muğla’yı görmüş…

Ama asıl mesele şu:

Başkan da Muğlalıyı gerçekten görmüş mü?

Sizi yorumlarla baş başa bırakıyorum.

Haydi selametle…

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları