Hayatımızda ki insanlara ve deneyimlere yapışmayı bıraktığımızda, başımızdan geçenleri kabul edip, onları ve kendimizi özgür bıraktığımızda bir şey olur ama çok güçlü bir şey.
Yaşadıklarımızı takdir etmeyi öğreniriz.
Bu da mucizelerin başladığı an demektir.
Bu hem bizi rahatlatır hem de karşımızda ki insanları. Sadece bu da olmaz. Yeni yolların önünde ki engelleri kaldırır, daha rahat ve daha huzurlu bir yolculuğa çıkmamızı sağlar.
Bu perspektif aynı zamanda acıyı hafifletmemize, kişisel gelişimimize odaklanmaya, kendi karakterimizde ki sorunlara da temas edip iyileştirmemizi de yardımcı olur. Bunların sonucunda kendi değerlerimizle daha uyumlu bir hayat seçip onunla yaşamayı da öğreniriz.
Mucizelere hiç birimiz tam bir mantık teslimiyeti ile inanmamışızdır. En azından okuduğumuz kitaplarda ki mucizelere. En inançlı olanımız bile. Aslında küçük yaşlarımızda da hiç birine tam olarak inanmıyorduk ama bazen bir toplumla birlikte yaşamanın gerekliliği olan uyum sağlamak kalıbı yüzünden çoğumuz inanıyor gibi yapmışızdır.
Bunun çok bir zararı yok gibi görünse de aslında var çünkü mucizelere olan inancımızı daha o yaşlar da yitirmişiz..
Musa’nın denizi ortadan ayıran bazen de yılana dönen meşhur asası, İsa’nın çamurdan yaptığı kuş heykelinin konuşması, Nuh’un büyük tufan gemisi, veya yine İsa’nın ölüleri diriltmesi vs vs..
Bunlara inananlara saygısızlık yapmak istemem.
İnançlara inanmasam bile yine de saygım var çünkü doğrular ve inançlar kişiye özeldir. Onlara iyi geldiği sürece size doğru gelmek zorunda değil. Bunları eleştirilebiliriz ama asla saygısızlık yapamayız. En hadsiz olanımız bile bu konuda haddini bilmeli..
Belkide hepsi de doğrudur bilemem ama bildiğim bir şey var ki bana göre asıl mucizeler hayatlarımız da oluyor. Çoğumuz bu mucizelerin farkında bile değiliz.
Asla geçmez, iyileşmez, burdan dönüş olmaz, bu buna da alışılmaz, bu defa ayağa kalkınmaz dediğimiz zamanlar olmadı mı?
Uykusuz geçen, her saniyesinde hesap sorup hesap verdiğimiz uzun geceler, bir saatin bir kaç günmüş gibi hissettirdiği uzun metrajlı hüzünlü anlar, yorgun, bitkin, pes etmiş, baktığı her şeyi boş gören intihara meyilli ölü bakışlarla karşıladığımız anlamsız ve amaçsız gelen sabahlar..
Hepsi geçmedi mi?
Şimdi geriye dönüp baktığımızda, çoğu sadece yüzümüzde acı bir tebessüm oluşturmuyor mu?
Hangisinin acısı taze veya çok sıcak?
Hangi his hala elimizi veya kalbimizi yakıyor?
İçimizde ki soğuk hava deposunda hepsi buz gibi olmadı mı hepsi?
O zamanlar çok aptal değildik, şimdi de çok akıllı değiliz. Aslında aynı kişiyiz. Değişen tek bir şey var o da olan mucizeler. Bizim olurken görmediğimiz, farkına varmadığımız, normal bir durum sandığımız, belki de kerameti kendimizden sandığımız..
İnsan insanın sadece bir süsüdür aslında. Hepimiz birbirimizin aksesuarıyız.
Biraz soğuk, dile ve kulağa çirkin geliyor ama bütün gerçekler böyledir zaten. Birisi bizi mutlu ettiği sürece sevmiyor muyuz? Bize iyi geldiği sürece birlikte kalmıyor muyuz? Bize iyi davrandığı sürece ona değer vermiyor muyuz?
Bu durumun, kolumuza taktığımız bir kol saatinden farkı var mı?
Bu insanları, hisleri, duyguları, yaşanmışlıkları küçümsemek, onları değersizleştirmek demek değildir.
Aksine; Bize iyi geldikleri sürece, bize kendimizi değerli, anlamlı hissetirdikleri sürece onlarla kalmamız, onlara değer vermemiz gerektiğini ifade ediyor.
Bir zamanlar aldığınız ama sonra takarken kendinizi iyi hissetmediğiniz bir aksesuar oldu mu?
İlla ki olmuştur.
Ne yaptınız peki?
Muhtemelen ya kolunuzdan veya boynunuzdan çıkarıp bir kenara koymuşsunuzdur ya da çıkarıp atmışsınızdır.
İşte insanlar da aynen böyle yapmak gerekiyor.
Bir insan size bütün dünyayı, bütün insanları sevdirebilir, bu mümkündür. Yine tek bir insan, bütün dünyadan ve bütün insanlardan nefret ettirebilir.
Örnekleri çoktur.
Erkeklerden nefret eden her kadının hikayesinde kötü bir adam vardır. Yine kadınlardan nefret eden her adamın hikayesinde de kötü bir kadın vardır.
Sevgi sebepsiz olabilir ama nefret öyle değildir.
İşte nefret ettiren sıradan biri, sevdiren ise bir mucizedir.
Bu hayatta önemli olan neyin sıradan, neyin bir mucize olduğunu anlamaktır.
Bunu da anlamanın çok değil tek bir yolu var.
Size ne, kim, kötü geliyorsa o sıradandır, takılmayın, uzaklaşın. Size ne ve kim iyi geliyorsa da o bir mucizedir, bilin, farkına varın ve ona göre davranın.
Mucizeler masallar da, hikayeler de sadece uyutmaya yarar ama gerçek hayatta ise uyandırır.
Mucizenizi bulmanız dileğiyle.
Bu bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir.