
Muğla’da Reklam Alanlarının Tapusu Kime Devredilecek?
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde sessiz gibi görünen, ama zamanlaması nedeniyle soru işaretleri yaratan bir istifa yaşandı.
Mali Hizmetler Daire Başkanı Fatoş Öztürk, “ailevi nedenleri” gerekçe göstererek görevinden ayrıldı.
Elbette kimsenin ailevi gerekçesi tartışma konusu yapılamaz. Ancak aynı günlerde belediyede yeni reklam yönetmeliği konuşuluyorsa, özel mülkiyetteki reklam alanları tartışılıyorsa, bekleyen reklam dosyalarından söz ediliyorsa, gazeteci bu istifaya yalnızca “ailevi neden” deyip geçemez.
Sormak lazım
Mali Hizmetler Dairesi’nde yanıtlanması beklenen, yasal süreci geçmiş reklam başvuru dosyaları gerçekten var mı?
Kulislerde konuşulduğu gibi 80’e yakın dosya işlem sırasında mı bekletiliyor?
Eğer böyle dosyalar varsa, bu dosyalar neden sonuçlandırılmıyor?
Daha önemlisi, henüz yürürlüğe girmemiş bir yönetmelik taslağı, mevcut başvuruların önüne fiili bir engel olarak mı konuluyor?
İşte bu nedenle Fatoş Öztürk’ün istifası sıradan bir görev değişimi olarak görülemez.
Daire başkanı, ileride hukuki sorumluluk doğurabilecek bir sürecin altında kalmamak için mi ayrıldı, yoksa görevini yapmasının koşulları mı ortadan kaldırıldı?
Bu sadece bir daire başkanının istifası mı, yoksa Muğla’da reklam alanlarının yeniden paylaşılacağı daha büyük bir sürecin ilk çatlağı mı?
Perde Arkasında Ne Var?
Şimdi gelelim reklam yönetmeliği taslağına.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı ve kamuoyunda tartışma yaratan yeni İlan ve Reklam Uygulamaları Yönetmeliği taslağı, belediye meclisinin gündeminde.
Taslağa dışarıdan bakıldığında, düzenleme kent estetiği ve görüntü kirliliğiyle mücadele amacı taşıyor gibi görünüyor. Ancak metnin satır aralarına bakıldığında, konu yalnızca tabela, pano ya da led ekran meselesi olmaktan çıkıyor.
Çünkü taslakta, özel mülkiyette izin verilen reklam unsurlarının üçüncü şahıs veya şirketlerin ticari amaçlı reklamlarında kullanılamayacağı belirtiliyor.
Yani özel mülk sahibinin kendi alanını başka bir markanın, şirketin ya da ticari işletmenin reklamı için kullanmasının önü kapatılmak isteniyor.
Taslak bununla da sınırlı değil.
Alışveriş merkezleri ve marinalarda ana yola bakan led ekranlar aracılığıyla reklam gösterimi yapılamayacağı, AVM içindeki reklam alanlarında ise AVM dışındaki marka ve hizmetlerin reklamına izin verilmeyeceği yazıyor.
İşte tartışma tam burada başlıyor.
Bu düzenleme özel mülkiyetteki reklam alanlarını daraltıyor. Reklam piyasasını belli alanlara sıkıştırıyor. Doğal olarak mevcut billboard ve dijital reklam alanlarını elinde tutan firmaların önünü açıyor.
Nisan ayı meclis toplantısında taslak, İmar ve Bayındırlık Komisyonu ile Hukuk Komisyonuna havale edildi.
Ancak bu dosyanın yalnızca imar ve hukuk boyutu yok. Mali sonucu da var.
Özel mülkiyetteki reklam alanları sınırlandırılırsa belediyenin ilan ve reklam vergisi gelirleri etkilenecek. Reklam pastasının kimlerin önünde büyüyeceği de doğrudan kamu çıkarını ilgilendirecek.
Bu nedenle Plan ve Bütçe Komisyonu’nun da bu taslağı incelemesi gerekirdi.
Kulislerde, taslağın havale edildiği komisyonların düzenlemeye sıcak bakmadığı konuşulurken, Başkan’ın Özel Danışmanı Levent Arkan’ın sosyal medya hesabından yaptığı “tüm kulislere rağmen meclisten geçecek” açıklaması, tartışmayı daha da büyüttü.
Henüz komisyon incelemesi tamamlanmadan, Meclis iradesi oluşmadan yapılan bu açıklama sıradan bir yorum değildir.
O halde sormak gerekir:
Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi karar organı mı, yoksa başkanlık katından yapılan sosyal medya paylaşımlarını onaylamakla görevli bir noterlik makamı mı?
Bu Taslak Kime Hizmet Ediyor?
Bu düzenlemede kamu yararı görünmüyor.
Görünen şudur:
Özel mülkiyetteki reklam alanı daraltılıyor.
Reklam piyasası sıkıştırılıyor.
Rekabet sınırlanıyor.
Belediyenin ilan ve reklam vergisi geliri riske atılıyor.
Mevcut reklam alanlarını elinde bulunduran firmalara avantaj sağlanıyor.
Hele bu firmaların önünde hâlâ yaklaşık 5 yıllık kullanım süresi varsa, bu tablo daha da ağırdır.
Özel mülk sahibine, “Kendi alanında reklam unsuru bulundurabilirsin ama bunu başkasının ticari reklamı için kullandıramazsın” demek, kent estetiği düzenlemesi değildir.
Bu, özel mülkiyet üzerindeki ticari kullanım hakkına müdahaledir.
AVM içindeki reklam alanlarında AVM dışındaki marka ve hizmetlerin reklamına izin verilmemesi de aynı anlayışın devamıdır.
Kaçak pano ayrı meseledir, yasal reklam alanını boğmak ayrı meseledir.
Kaçak varsa belediye kaldırır.
Ruhsatsız uygulama varsa işlem yapar.
Görüntü kirliliği varsa denetler.
Ama kaçakla mücadele bahanesiyle özel mülkiyetteki yasal reklam alanları piyasadan çekilemez.
Bu düzenleme Rekabetin Korunması Hakkında Kanun açısından sorunludur. Meclis tarafından kabul edilmesi, şekil şartları tamamlansa bile yetki sınırı bakımından tartışmalı bir karar ortaya çıkarır.
Levent Arkan’ın bu süreçteki rolü de açıklanmalıdır.
Komisyonlar çalışırken, Meclis iradesi oluşmamışken, “tüm kulislere rağmen meclisten geçecek” deme gücünü nereden almaktadır?
Hangi resmi yetkiyle konuşmaktadır?
Belediye yönetimi sosyal medya mesajlarıyla değil; hukukla, yetkiyle ve Meclis iradesiyle yürür.
Bu taslak bu haliyle geçerse, Muğla Büyükşehir Belediyesi yeni dava dosyalarıyla karşı karşıya kalır.
Özel mülk sahipleri, reklam firmaları, AVM ve marina işletmeleri yargı yoluna gider.
Komisyonlar devre dışı bırakılarak taslak önergeyle Meclis gündemine getirilirse, kararın meşruiyeti daha baştan tartışmalı hale gelir.
Sonuç net:
Bu düzenleme kamu yararı taşımıyor.
Reklam alanlarını daraltarak bazı çevrelere ekonomik avantaj sağlayan bir tablo ortaya çıkıyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Meclis iradesini ve kamu kaynaklarını, resmi yetkisi tartışmalı kişilerin yönlendirmesine teslim etmemelidir.
Çünkü bu yönetmelik geçerse, mesele tabela meselesi olmaktan çıkar.
Aksi halde kamuoyu şu soruyu sormakta haklı olur:
Muğla’da reklam alanlarının tapusu kime devredilecek?