DOLAR
44,9247
EURO
52,6490
ALTIN
6.844,59
BIST
14.328,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
19°C
Muğla
19°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Yağmurlu
14°C
Cuma Az Bulutlu
17°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Pazar Yağmurlu
21°C

Muğla’daki Şoförlerin Dert Mektupları

A+
A-

Muğla’daki Şoförlerin Dert Mektupları

Bayram değil, seyran değil… Üstelik bugün “Dünya Toplu Taşıma Günü” de değil. Biliyorum.

Fakat dertliler…Farkındalık yazısını da hak ediyorlar: Her şeye rağmen çalışmaktan vazgeçmeyen azimleriyle.

Onlar her gün toplumsal yaşamın tam ortasındalar. Haydi gelin bugün sözü Muğla’daki şoförlere uzatalım.

İşte şoförlerden bana ulaşan maillerde altı çizilen sorunlar ve çözüm önerileri:

1) Gelir–gider makasının açtığı yara
Yakıt, sigorta, bakım. Her şey artıyor; ama gelir aynı hızla koşmuyor. Üstelik yolcu profili de ekonomik krizle birlikte tamamen değişti.

Herkes indirimli tarife istiyor, fakat indirim yükünü kim karşılıyor?

Mevcut indirimli tarifelerin hiçbirine itirazları yok. Yalnız bir gerçeğin altını çiziyorlar: Bugün işçi, güvenlik görevlisi, asgari ücretle kira ödeyen milyonlar, hatta liseliler de indirimli tarife istiyor.
Sistem, bir tarafı desteklerken diğer tarafın yükünü büyütüyorsa bunun adı ulaşım politikası değil, iyi niyetli ama eksik bir denklem oluyor.
Devletin de yerel yönetimin de yapması gereken belli; bu dengeyi adil şekilde yeniden kurmak.

Misal, üniversite öğrencisini 1 TL’ye taşırken liseli 1 TL ile taşınmayınca şöföre soruyor: “Abi ben öğrenci değil miyim? ”

Biz de sisteme soruyoruz : Ne desinler?

2) Değişken mesai düzeni
Görünen o ki Muğla’da şoförlerin her günü bir değil.

Değişken mesai saatleri var. Sezonluk yoğunluklara göre uzayan çalışma günleri, hat planına göre değişen tempo, bir hafta çok erken başlayan, diğer hafta çok geç biten vardiyalar da söz konusu. Tabii bir de yolcuya göre şekillenen dalgalı iş yükünü de hesaba katmak lazım.

3) Sistem var da gerçekten işliyor mu?
Muğla’da dijitalleşme var mı? Bazı duraklarda örnekleri var. Hat planları var mı?İnternette ulaşılır yerde var. Fakat güncellemesinde sorun var. Her zaman duraktaki ile tutmuyor. Bazen yanıltıyor.

Yani mesele şu; sistem var da sisteme kim bakıyor?

Arıza vermiş su borusu gibi… “Akıyor ama nereye?”

Planlamanın, verinin, denetimin eksikliği yüzünden düzen varmış gibi duran düzensizlikler hayatın tam ortasında.
Şoförler de bu kırık sistemin stres yükünü sırtlıyor.

4) Yolcunun artan talepleri
Ekonomik kriz herkesi gerginleştirdi. Yolcu da haklı: ücret artmasın, hizmet artsın, klimalar çalışsın, dakiklik yükselsin istiyor.
Ama aynı anda şoför de haklı: “Klima açayım ama yakıt ne olacak? Geciken planlama için beni mi suçlayacaksınız?”
İki tarafın da talebi makul ama çözmesi gereken taraf ikisi de değil sistem!

5) İletişim meselesi
Muğla’da yıllardır süren bir sorun daha var: Sesi duyulmayan sektörler sessizce tükeniyor. Şoförler, esnaf odaları, minibüs kooperatifleri yıllardır bir şeyler söylüyor ama o sözler genelde politik filtrelerin altında kayboluyor.
Kimse alev çıkarmıyor; çünkü çıkaranın üstüne “galeyan yaratıyor” etiketi yapışıyor. Bu yüzden sektör haklı taleplerini bile fısıltıyla söylüyor.

Çözüm önerileri var mı? Tabi ki var: Hem de altı maddede basitçe:
1) Veriye dayalı hat planlaması:
Yolcu yoğunluğu, saat, bölge analizi… Hepsi ölçülebilir. Bu ölçüm yapılırsa yoğun saatler ve boş saatler daha dengeli yönetilir.

2) Dinamik mesai çizelgesi:
Ay başında nüfusa ve sezonsal hareketlere göre planlanan, çalışanı insan yerine koyan bir vardiya sistemi.

3) Şeffaf ücret politikası:
Herkesi düşünen, ama yükü sadece şoförün sırtına yüklemeyen yeni bir gelir–indirim dengesi.

4) Dijital bilgilendirme uygulaması:
Durağa kaç dakika kaldı, araç doluluk oranı ne? Hepsi tek ekrandan. Hem yolcu rahatlar hem şoför üzerindeki baskı azalır.

5) Şoför destek paketi:
Psikolojik destek, mola noktaları, güvenlik önlemleri, sezonluk yorgunluğu azaltacak sosyal programlar.

6) Düzenli denetim + düzenli bakım:
Yolun, aracın ve hattın bakımını gününde yapan şehir; sorunları kriz olmadan çözer.

(Aynı su borusu gibi patlayana kadar bekleme dostum. Patlamadan çözümün adresi ol! )

Bir şehrin ulaşımı o şehrin vicdanıdır!
Muğla büyüyor, nüfus dalgalanıyor, ekonomik yük artıyor.
Ama unutmayalım:
Bir şoför direksiyon başında gerginse, o gerginlik yolcuya hemen bulaşır. Trafikte iletişim tıkanıyorsa, şehir nefes alamaz.

Sorun yokmuş gibi davranmak kolay; ama çözüm basit:
İnsanı merkeze alan, adil, veriye dayalı bir ulaşım sistemi.
Hem şoför rahat eder, hem yolcu, hem şehir.

Ve unutmayalım…
Bazen bir minibüsün içi koca bir memleketin fotoğrafıdır.

Ne derler bilirsin; denklem basit: “Mutlu çalışan+ Mutlu müşteri = Mutlu işveren”

Böylece herkesin elması kızarır. Ülke ekonomisi ve toplumsal barış kazanır.

Unutma! Doğru poz, zorla gülümsediğin değil; doğal haliyle kadrajda gördüğündür çoğu zaman!

Ve gider ayak benden sisteme kıyak bir ipucu; o pozu makamda ziyaretine gelenle değil sahada kendi gözlerinle yakalarsın.

Bir dahakine sistem nasıl işlediğini anlatsın da biz dinleyelim…Olması gereken de zaten o değil mi?

Haydi selametle…

ETİKETLER: