Musluğumuzdan Su Akmıyorsa Sandıkta Vanayı Halk Çevirir!
Uyan Bodrum, Uyan Türkiye: Susuz Kalan Halkın Dayanışması Siyasetten Güçlüdür!
Bodrum’da yıllardır bağıra bağıra gelen su sorunu sonunda halkın sabrını taşırdı.
Musluklar kurudu, hastalar bakımsız, sağlıklı olanlar şifasız kalmaya yüz tuttu. Halk artık belediye önünde damacana ile yıkanarak sesini duyurmaya çalışıyor.
Bazıları sözünü yükselten bu insanlara kızıyor:
“Belediyeyi kötü göstermeyin, partiye zarar vermeyin.”
Bazılarıysa hâlâ hesap peşinde:
“Bu kesinti kimin suçu, kim suçlu, kim değil?”
Oysa sorunun aslı ortada: Su yok.
Ve su yoksa, tartışmanın anlamı da yok.
Bırakın artık vicdanınızı ve aklınızı kiraya vermeyi alkış çavuşları!
Çünkü su, hayat demek.
Su kesilince, sadece musluk değil, yaşam da kesiliyor.
Bu yüzden Bodrum’da o damacanayla yıkanan adam, aslında hepimiz adına konuşuyor:
“Ben hizmet istiyorum, sadaka değil!”
Ama ne acıdır ki, yurttaşın hak araması bile siyasete tahammülsüzlükle karşılanıyor.
Bir kesim hâlâ “bizimkiler hata yapmaz” diye susmayı erdem sanıyor.
Bir kesim de suyun bile parti rengi olduğunu zannediyor.
Halbuki suyun partisi olmaz; su hepimizin hakkıdır.
Bir Gün Anlayacağız: Susturmak Değil, Dinlemek Gerek
Eylem yapan yurttaş, düşman değildir.
Eleştiren yazar da algı peşinde değildir.
Eylem, halkın çaresizliğini anlatma biçimidir.
Kimseye zarar vermeden sözünü yükselten insanlar, birilerine karşı olmak için değil, hayata ve yaşam haklarına sahip çıkmak için oradalar.
Onları susturmaya çalışanlara bir çift söz:
Halkın sesini kısmak da tıpkı suyun akışını kesmek gibidir; bir süre tutarsın ama sonunda taşar.
Unutmayın, demokrasinin en temiz kaynağı halktır.
O kaynak kirlenirse, hiçbir yönetim başarısızlıktan kurtulamaz.
Görevini Yapmayanlara Uyarı
Yetki sahiplerine, koltuğunu “emanet” değil “mülk” sananlara da bir çift sözümüz var:
Görev, şerefli bir sorumluluktur; yerine getirilmeyince sadece su değil, güven de kesilir.
Eğer işin ehli değilsen, çekil.
Eğer görevin vatandaşa hizmetse, bahane değil çözüm üret.
Bu halk artık suskun değil, not tutuyor.
Su, yönetimlerin samimiyet testidir.
Hizmet etmeyeni affetmez, unutanı hatırlatır, susturmak isteyeni sandıkta susturur.
Gerçek Güç: Halkın Dayanışması
Bodrum’daki o görüntüler, bir utanç değil, bir uyanıştır.
Tarihte çok örneği var, unutması zor ama unutanlara hatırlatalım:
Birbirine sırtını dönen toplumlar değil dayanışmayı bilenler halk destanları yaratır.
Bugün su için yan yana gelen insanlar, yarın hakkı, adaleti, liyakati de yan yana savunacak.
Çünkü değişim, yukarıdan değil, halkın omuz omuza durduğu yerden başlar.
Siyaset üstü, vicdan temelli bir dayanışma bu ülkenin en saf suyu, en temiz kaynağıdır.
Suyu savunmak, hayatı savunmaktır. Halk sabırla, saygıyla yıllardır bu su sorununa çözüm bekledi. Bugün artık susturmak yerine dinlemek zorundasınız!
Çünkü eylem yapanı susturmak değil, dinlemek gerekir.
Parti, koltuk, yetki bunların hepsi gelip geçer. Kendini halktan yukarıda sayan da bir gün halkın yanına düşer!
Ama halk hep aynı yerde kalır.
Ve o halk, bir gün karar verir:
“Musluğum kesildiyse, sandıkta vanayı ben çeviririm. Yetki verdim, saygı duydum, sabrettim ama siz hepsini tükettiniz” der!
Kıymayın Efendiler, ne geleceğinize ne de halka kıymayın! Yeter!
Haydi selametle…