DOLAR
8,5125
EURO
10,2743
ALTIN
499,36
BIST
1.441

    YETTİ GARİ

    YETTİ GARİ

    Bodrum gerçeğini yeterince bilmeyenler, burda sürekli yaşamayanlar, biz Bodrum’da 12 ay ikamet edenlerin hayatlarını çok farklı sanıyorlar. Uzaktaki arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız, hatta ailelerimiz bile bu yanılgıya düşüyorlar..

    ▪︎Bodrum’da sürekli yaşayanlar şu diyaloglara kesinlikle maruz kalmışlardır;

    ”Valla hayat sana güzel be, ohhh yiyip içiyorsun, gezip tozuyorsun, denize girip çıkıyorsun, kırılsın kadehler, gelsin Jaleler, Laleler, gitsin Maria’ lar, Christianlar takılıyorsun”…

    Ulan sanıyorlar ki hepimizin evinde para basma makinası var, sabah uyanıp yüzümüzü yıkadıktan sonra ”Ulen bugün ne kadar para bassam ki, hımmm, 3 bin yeter bee fazla yorulmayayım, hadi basayım 5 dakika da çıkayım” deyip basıyoruz. Para işini hallettikten sonra da kendimizi sokağa atıp önümüze çıkanlarla 7/24 sevişiyoruz..
    İrlanda’lısından, fransız’ından, İspanyol’undan tut neresi aklınıza gelirse işte, her ülke de bir çocuğumuz var. Hepsi biraz büyüyünce ”Are you my father” deyip karşımıza çıkıyorlar..

    Bilmiyorlar ki burda Haziran’ın sonlarına doğru ancak hareketin başlayıp Eylül’de bittiğini. Geriye kalan 7-8 ay’da bir iki gün iş varsa 4-5 gün olmadığını. Çoğumuzun bu aylar boyunca düzenli para kazanamadığımızı. Bu esnaflar içinde geçerlidir, çalışanlar içinde. Toplamda 3 -4 ay hucum futbol oynayorsak, sonraki 7-8 ay katı defans yapıyoruz resmen..

    ▪︎Tamam biz tatil beldesinde yaşıyor olabiliriz ama tatilde değiliz. İkisi birbirinden çok farklı şeyler, onu karıştırıyorlar…

    Kimimiz şarkı söylüyor, kimimiz enstrüman çalıyor, kimimiz garson, kimimiz taksici, kimimiz midyeci, kimimiz süngerci, kimimiz çorbacı, kimimiz karpuzcu vs vs işte. İnsanlar eğlenirken, tatil yaparlarken biz para kazanma derdindeyiz. Sezon boyunca denize 40-50 metre mesafede çalışıp, buna rağmen toplamda 2-3 defa denize girenler var, hatta giremeyenler bile var. Kıllı mıllı adamların tenleri bile rus kadınlarının tenleri gibi bembeyaz bu yüzden..

    ▪︎Yani uzaktan güzel gelen davulun sesi, bizim köyden gelmiyor….

    Bu algının da sebebi sanırım şu olsa gerek;
    Bodrum’da yaşayan insanların kafa yapıları ülkedeki diğer bölge insanlarına göre daha nirvana olduğu için, yediklerini, içtiklerini, bir iki saatlik kısıtlı zamanlardaki eğlencelerini falan sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar. O ne düşünür, bu ne fısıldar pek takmıyorlar, genellikle umursamaz olurlar konu da. Bu da karşı tarafta, eli milan’ da, ayağı inter’de, gö☆ü Brescia’da oynuyor algısını yaratıyor. Diğer bölgelerdeki ketumlar, ailelerinden, akrabalarından, mahalle baskısından çekindiklerinden pek fazla paylaşmıyorlar veya ne yaşıyorlarsa gizli yaşıyorlar ama bizimki orta da. Halbuki asıl cirit atanlar onlar. samanlıkların, mısır tarlalarının, ovaların, tarlaların, platoların dili olsada konuşsalar, kimbilir bize neler söylerlerdi. Yani aslında para da onlar da, keyifte ama bizde sanıyorlar hepsini…

    Bildiğiniz köylerde keçi, koyun besleyen, buğday, fasulye ekip biçen insanların yaşam standartları değişir ama bizim pek değişmez. Üç adım ileri gidiyorsak muhakkak 5 adım geri yapıyoruz. Zaten bu yüzden çoğumuz yerimizde yıllardır sayıp duruyoruz. Bundan şikayetçi miyiz, valla değiliz sanki..

    ▪︎Katakulli işler çevirenler dışında büyük çoğunluğumuz, yerimizde sayanlar kulübünün asli üyeleriyiz..

    Bundan şikayetçimiyiz, sanmıyorum. Dedim ya burdaki insanların kafaları farklı frekansta diye. Zaten amacımız çok para kazanmak olsaydı sanırım hiç birimiz Bodrum’da durmazdık. Türkiye’de bana göre para kazanmak için gelinecek en son yer kesinlikle Bodrum’dur. Yukarıda da yazdığım gibi, burda 3-4 ay para kazanıyorsanız, geriye kalan aylar kazı kazan’dır…

    İşin en kötüsü ve düşündürücü olanı ise, o doğru dürüst çalışamadığımız veya sürekliliği olmayan dönemleri kapsayan aylar da, arayanımız soranımız olmaz ama sezon başladı mı hemen akıllarına geliriz, aramalar başlar. Hadi onlar utanmazlar o belli, buna rağmen biz işimizi gücümüzü bırakıp onlara yardımcı olmaya çalışıyoruz, işin en tuhafı bu yaptığımızdan da utanmıyorlar. İçinde cinsellik olmayan sezonluk aşkları gibiyiz. İşleri düştümü akrabaları, arkadaşları, dostlarıyız ama tatilleri bitip döndüler mi bir daha arayıp sormazlar.. .

    ▪︎İncirler olunca giderler, sonraki sene şeftaliler olunca gelirler.

    Elbette bu hepsi için geçerli değil. Uzakta olup, her zaman halimizi hatrımızı soran arkadaşlarımız, dostlarımız var. Onlara 12 ay bütün kapılarımız sonuna kadar açıktır. Onlar da zaten kendilerini illaki biliyorlardır..

    ▪︎Sonuçta yüzü olan yüzünü, olmayan astarını biliyordur.

    Bodrum’a sonradan yerleşen insanların çoğu zaten önceki hayatlarında çok yorulmuş, muhtemelen yara bere içinde kalmış, acılardan, hayal kırıklıklarından kaleler inşaa etmiş, sonunda bütün yaşadıklarını bir bavula koyup, buraya iyileşmeye gelmiş insanlardır. Böyle insanların dertleri asla para pul olmaz. Tek bir beklentileri olur, mümkün olduğunca rahat bir kafa ve sorunsuz bir hayat..

    Bazıları kavurucu güneşin altında yağ sürüp güneşlenirken, bazıları da o sıcakların altında çalışıp terlerini siliyorlar. Hiç kimsenin hayatına uzaktan bakıp resmini çizmeye çalışmayın, doğru çizemezsiniz çünkü…