Muğla’da Son 2 Yıl 4 Ayda Neleri Tartıştık?

A+
A-

Parayı tartıştık.

İhaleyi tartıştık.

Belediye iştiraklerindeki atamaları tartıştık.

Suyu tartıştık.

Parkı tartıştık.

Binayı tartıştık.

Arabayı tartıştık.

Seyahati tartıştık.

Sendikayı tartıştık.

Basını tartıştık.

Danışmanı tartıştık.

Koruma kararını tartıştık.

Molotofu tartıştık.

Anketi tartıştık.

Afişi tartıştık.

Belediye başkanının siyasi partisini, kimliğini, dününü, bugününü, yarınını tartıştık.

İl ve ilçe kongrelerini tartıştık.

Son anda adaylıktan çekilenlerin, kongre sabahı verdikleri mücadeleden neden vazgeçtiklerini tartıştık.

Selefi tartıştık.

Halefin selefi bu kadar tartışmaya açmasının sebebini tartıştık.

Kıyılar kimin, onu tartıştık.

Verilen ruhsatları tartıştık.

Kaçak yapıları tartıştık.

İklim Deklarasyonu’na rağmen yerlere serilen betonu tartıştık.

Yatırımcıyı tartıştık.

İşe alımlardaki kriterleri tartıştık.

Parklarda kesilen ağaçları tartıştık.

Yurttaşın güneşe dayanıklılığını bile tartıştık.

Kültür sanat alanında yapılanları tartıştık.

Çalıştayları ve bu çalıştaylara harcanan bütçeleri tartıştık.

Ve bir şey daha oldu.

Sorumlu yurttaş EKAP’a girmeyi öğrendi. En hayırlı gelişme bence bu…

İhaleleri açıp bakmayı…

Belgeleri indirmeyi…

Rakamları karşılaştırmayı…

Soru sormayı…

Artık yalnızca belediyenin anlattıklarını dinlemedi. Elindeki belgeyle sordu.

Biz de o belgelerden gelen soruları tartıştık. Halkla beraber yanıtsız kalmanın yüksek onurunu yaşadık…

Üstelik, kamu adına soru soran gazetecinin bir belediye başkanı tarafından halkın önünde “operasyoncu” diye nitelendirilmesini tartıştık.

Gazetecilerin ve STK başkanlarının bir belediye başkanı tarafından toplumun önünde neden itibarsızlaştırılmaya gerek duyulduğunu tartıştık.

Bu sayede medya-siyaset dengesi nasıl kurulmalı?

Onu da tartıştık.

Genel sekreter ile basın danışmanı arasındaki çekişmenin, işçinin sendika seçiminde ne işi olduğunu da maalesef tartışmak durumunda kaldık.

“Belediyeyi kim yönetiyor?” sorusunu tartıştık.

Hatta belediye başkanının özel hayatını bile tartıştık.

Şimdi de…

“Belediye başkanı, halkın oylarının vebalini alıp seçildiği partiden başka bir partiye geçer mi?”

Bunu tartışıyoruz.

Yetmiyor.

Türkiye’de son dönemde belediye başkanlarına yönelik operasyonların konuşulduğu bir atmosferde, bir başka soruyu da yüksek sesle değil belki ama kahvelerde, banklarda, telefonların ucunda soruyoruz:

“Bunun bir durağı da Muğla olur mu?”

Manşetlere çok yansımıyor belki.

Ama konuşuluyor.

Çünkü bazen bir şehrin gerçek gündemi gazete manşetlerinde değil, kahve masasında belli oluyor.

Ve insan bütün bunları tartışırken ister istemez şunu merak ediyor:

Hizmetlerin yurttaşa nasıl yansıdığına, seçmenin ne düşündüğüne de zaman yeterse bakılacak mı?

“Bodrum’da su sorunu yüzde 95 bitti” deniyor. Peki soruyorum: Bodrumlu bu cümleye katılıyor mu?

İl genelinde su faturaları verilen hizmetin adil karşılığı mı?

Bugün dikkat edin.

Konuşulacak olan yine halkın ne düşündüğü, hangi hizmetten memnun olduğu, hangi sorunla nasıl baş etmeye çalıştığı olmayacak.

Önümüzdeki kışa, yağmura, doluya, yani sele, su baskınına hazır olduğumuzun garantisi var mı?

O da olmayacak!

Ne olacak?

Belediyenin neyi, ne kadar ve nasıl anlattığını tartışacağız.

Bunun Muğlalıya ne faydası var?

Hizmetsizliğe ödenen diyetin bedelini, bu kez bütçelerin verdiği kilolar mı anlatacak?

Sunumu…

Vitrini…

Cafcafı…

Şatafatın halka faturası…

Oysa dünkü üç saatin en güzel yanı İpek Nisa Göker’in piyano resitaliydi.

Çünkü o gerçekti.

Samimiydi.

Bir çocuğun emeği vardı.

Gösterişten önce emek vardı.

Sunumdan önce yetenek.

Ve alkıştan çok önce hak edilmiş bir başarı.

Gerisiyle ilgili hüküm Muğlalıların.

Karar da onların.

Tercih de…

Hazırlanan afişte 25’in vurgusu, 2 ile 5’in arasına konulan noktayla sonlanmıyor.

25 kimine göre mevcut iktidara göz kırptı, kimine göre selefi kışkırttı.

Al sana yazı bitmeden bir tartışma konusu daha!

Daha üretken olunan bir alan daha var mı?

Vee son olarak bir soru daha:

Sahnede bizzat belediye başkanı tarafından mevcut hükümete kaç kez teşekkür edildi? Verilen yatırım destekleri ve ön açmalar için sayısını tutan oldu mu?

Bende sayaç yoktu. Hazırlıksız yakalandım, sayamadım…

Neyse…

Gelen destek kadar halka yapılan hizmete, yurttaşın teşekkür ettiği günleri görmeyi dileriz.

Haydi selametle…

Yazarın Diğer Yazıları