MUPA’nın hikâyesini bugün başladığı yerden değil, kurulduğu yerden hatırlamak gerekiyor.
Çünkü Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUPA’nın tanıtımında bu yapının kuruluş hikâyesini anlatırken açıkça şunları söyledi:
“2019 yılında İstanbul Planlama Ajansı’nın kurulmasında Ekrem İmamoğlu’nun vizyonundan da ilham aldık.”
Başkan Aras bununla da kalmadı; MUPA’nın “göstermelik bir oluşum olmadığını”, halkın ihtiyaçlarına yönelik, kamucu ve sonuç odaklı çalışacağını söyledi. MUPA’nın kamu kurumları, üniversiteler, ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışacak bir yapı olarak tasarlandığını anlattı.
Yani MUPA’nın kuruluşunda referans gösterilen modelin adı belli:
İstanbul Planlama Ajansı (İPA).
İlham kaynağı olarak gösterilen İPA’nın Başkanı Buğra Gökçe ise bugün İBB davasında tutuklu sanık olarak yargılanıyor. Gökçe, kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor; yargılama devam ediyor.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da aynı davada tutuklu sanık olarak yargılanıyor.
Şimdi burada kimse adına hüküm vermeyelim.
Yargılama sürüyor. Suç isnadı, mahkûmiyet değildir.
Ama MUPA’nın kuruluşunda “ilham aldık” denilen modelin bugün bir yargılamanın konusu olması, MUPA’nın kendisine ilişkin soruları sormamıza engel değil.
Tam tersine…
Asıl sorumuz şimdi başlıyor.
Çünkü MUPA Başkanı ve MUPA yönetimine ilişkin çeşitli iddia ve eleştiriler kamuoyuna ve basına yansıdı.
Bunların önemli bir bölümü hakkında kamuoyunun beklediği açıklamalar yapılmadı.
Daha açık söyleyelim:
Basına yansıyan soruların karşısında kamuoyunun görebildiği kapsamlı bir cevap yok.
Ne tekzip gördük.
Ne ayrıntılı bir belgeyle cevap.
Ne de “Şu iddia yanlıştır, doğrusu budur” diyerek kamuoyunun önüne konulmuş bütünlüklü bir açıklama.
Oysa mesele bir kişinin itibarı meselesi olmaktan çoktan çıktı.
Çünkü MUPA, bir belediye iştirakidir.
Ve bugün Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 100 hissesine sahip olduğu şirketin sermayesi 132 milyon 250 bin TL’ye ulaşmış durumda.
O halde artık soruyu biraz daha büyütmenin zamanı.
Kamu yönetiminde kurumsal itibar nasıl oluşur?
MUPA’nın sermayesi 132,25 milyon TL’ye ulaşırken, kamuoyunun yönelttiği soruların cevabı nerede?
MUPA’nın yöneticileri görev ve yetki bakımından nasıl belirleniyor?
Yönetim yapısı hangi kriterlerle oluşturuluyor?
Kamuoyuna yansıyan iddialara ilişkin hangi açıklamalar yapıldı?
Hangi sorular cevaplandı, hangileri cevapsız kaldı?
Ve en önemlisi:
Kamu kaynağıyla büyüyen bir belediye iştirakinde, sermaye büyürken hesap verme kapasitesi de aynı hızla büyüyor mu?
Çünkü mesele artık yalnızca MUPA’nın ne yaptığı değil.
MUPA’nın kamuya karşı ne kadar açık olduğu.
Yetki büyüyor.
Sermaye büyüyor.
Kurumlarla yapılan iş birlikleri büyüyor.
Peki hesap verme kapasitesi?
O da büyüyor mu?
Bir de şu sorular var…
MUPA’nın Millî Eğitim Müdürlüğü ile ilişkisi nedir?
Peki MUSKİ tam olarak bu ilişkinin neresindedir?
MUPA’ya ilişkin bütçe, personel, hizmet veya operasyonel destek süreçlerinde MUSKİ’nin kullanıldığı bir yapı mı söz konusu, yoksa farklı kamu kurumlarının imkânları ayrı ayrı mı işletiliyor?
Eğer MUSKİ’nin kendi bütçesi, personeli ve kurumsal kapasitesi varsa; neden Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili ve yetkili daire başkanlıkları üzerinden yürütülebilecek bazı işler için ayrıca MUPA’ya ihtiyaç duyuluyor?
Daha önemlisi:
Belediyenin mevcut kurumsal yapısı, ilgili daire başkanlıkları ve uzman kadroları dururken; MUPA gibi ayrı bir yapı onlarla yapılamayan hangi ihtiyaca cevap veriyor?
Ve burada artık şu sorunun da açıkça sorulması gerekiyor:
Belediyenin mevcut idari teşkilatı içinde yapılabilecek işler neden ayrı bir bütçe ile farklı bir kurumsal yapı üzerinden yürütülüyor?
Bu tercih; mevcut belediye teşkilatına paralel bir yapılanma mı oluşturuyor, yoksa mevzuatın ve belediye teşkilatının izin verdiği ölçüler içinde uzmanlaşmış bir iştirak modeli mi?
Bunun cevabını aramak MUPA’yı suçlamak değildir.
Tam tersine, kuruluş amacını açıklamak ve kamu kaynağının hangi mekanizma üzerinden kullanıldığını göstermek MUPA’nın sonuna kadar hakkı ve kamuoyuna karşı sorumluluğudur.
Çünkü ortada çok basit bir soru var:
Madem Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıkları, müdürlükleri ve uzmanlık alanları mevcut; MUPA neden var?
Eğer cevap “daha hızlı, daha uzman, daha bilimsel ve daha etkin çalışmak” ise; bunu hangi somut sonuçlarla ölçüyoruz?
Eğer cevap “kurumlar arasında koordinasyon sağlamak” ise; bu koordinasyon neden mevcut belediye teşkilatı içinde değil de ayrı bir yapı üzerinden kuruluyor?
Ve eğer MUPA’ya kamu kaynağı aktarılıyor, bu kaynak farklı belediye iştirakleri veya kurumların imkânlarıyla destekleniyorsa; bütün bu ilişkilerin kamuoyuna açık, anlaşılır ve denetlenebilir bir mali tablosu neden bulunmasın?
İşte kamu yönetiminde şeffaflık tam da burada başlıyor.
Bir yapının varlığı değil, neden o yapıya ihtiyaç duyulduğunun açıklanabilmesi önemlidir.
“Veriye ihtiyacımız var” deyip anket şirketleri ve danışmanlık firmaları ile ayrıca çalışmaya devam ederek bu konu nasıl açıklanabilir? Ya da açıklanabilir mi?
Bir kurumun üniversite ile, Millî Eğitim ile, kamu kurumlarıyla iş birliği yapması elbette mümkündür.
Mesele iş birliği yapılması değil.
Mesele, kamu kaynağı kullanan bir yapının kamuoyunun sorularına ne kadar açık olduğudur.
Çünkü;
Protokol, şeffaflığın yerine geçmez.
Akademik iş birliği, hesabın yerine geçmez.
Kamu kurumlarının aynı masada bulunması da soruların cevabını ortadan kaldırmaz.
MUPA’nın kamuoyuna vereceği en önemli veri, kaç kurumla protokol imzaladığı değil; kendisine yöneltilen soruların kaçını cevapladığıdır.
Çünkü kamu yönetiminde itibar, yalnızca protokol masasında edinilen bir sıfat değildir.
İtibar, sorulduğunda cevap verebilme kapasitesidir.
Şeffaflık, alkışlanan projeleri anlatmak kadar eleştirilen noktaları da açıklayabilmektir.
Kamu yararı, kamuoyunun merak ettiği yerde susmamaktır.
Ve şimdi son soru…
Muğla’da devletin temsil makamı olan Valilik koltuğunda, devlet adına şehri temsil eden en yetkili makamın huzurunda kamu kurumlarıyla yapılan iş birlikleri çoğalıyor.
Elbette devlet kurumları iş birliği yapacaktır.
Elbette eğitim, bilim ve kamu yararı için ortak çalışmalar yürütülecektir.
Ama kamuoyunun aklında hâlâ cevap bekleyen sorular varsa…
Ve bu soruların cevapları henüz kamuoyuna ulaşmamışsa…
Sayın Muğla Valisi;
Devletimizin henüz ulaşamadığı, ancak kamuoyunun önünde duran sorular varken; bu soruların cevapları verilmeden MUPA ile yapılan protokollerin artmasında sizce hiçbir sakınca görülmemesinin kamuya verdiği mesaj nedir?
Devletin temsil makamında bulunan bir kurum yöneticisinin protokoldeki yeri, kamuya yalnızca bir oturma düzenini mi anlatır; yoksa aynı zamanda o kuruma ilişkin bir kurumsal güven mesajı da verir mi?
Ve belki en yalın haliyle:
Kamuoyunun soruları cevaplanmadan protokoller çoğalıyorsa, burada eksik olan protokol mü; yoksa cevap mı?
Haydi selametle…