Birey olan herkesin, kendine has, her konuda düşünceleri vardır. Yetiştikleri aileye göre, aldıkları eğitim ve algılarına göre fikirleri onlara yön verir..
Birçok konuda olduğu gibi, politikada böyledir. İstisnasız herkes bir ideolojiye kendini daha yakın hisseder..
Bireysel hayatı ilgilendiren konularda kimsenin düşüncesi elbette kimseyi bağlamaz, ama konu siyaset olunca bu durum değişir çünkü kişi oy verirken sadece sonuçları onu bağlamıyor, ülkede yaşayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu yüzden siyasette bilinç oldukça önemlidir..
Peki bunun bir kıstası var mıdır? Yani doğruyu, yanlışı kim belirliyor, öyle ya doğruda herkese göre yine değişiyor. Siyasi bilinç eğitimle olmaz, elbette önemli bir unsurdur ama tek başına yeterli değildir.
Bilinçli bir seçmen olmanın yolu partizan olmamaktan geçer.
Elbette herkes istediğine oy verebilir ama her şeye rağmen, hiç sorgulamadan, “Bunlar ne yapıyorlarsa vardır bir bildikleri.” demek, biat etmektir ve biat eden birinin sorgulama yeteneği yok olur. Tarafsız bakamaz, doğru ve yanlışı göremez, görse bile sorgulayamaz çünkü biat eden birinin kafası kendi bedenine ait olabilir ama kafasını hatta bütün bedenini başkası yönetiyor demektir..
Ülkemizdeki en büyük sorun bu işte.
Seçmenlerin çoğu sadece oy kullanmakla kalmıyorlar, oy verdikleri insanlara biat ediyorlar, böyle olunca da politikacılar bu durumu kullanıyorlar, “Nasıl olsa biz ne dersek inanacak insanlar var.” diyorlar..
Sonuç olarak bir ülkede seçmenler bilinçlenmeden, ülkede hangi partinin kazanıp kaybettiğinin hiçbir önemi yoktur, çünkü kaybeden başından bellidir, Halk….