DOLAR
43,3628
EURO
50,9587
ALTIN
6.899,39
BIST
13.000,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Yağmurlu
9°C
Muğla
9°C
Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Pazar Hafif Yağmurlu
11°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Yağmurlu
8°C

Babaannemin Güllü Masalları ve Üstümüze Sinen Kokusu

A+
A-

Babaannemin Güllü Masalları ve Üstümüze Sinen Kokusu

Masallar çocuklara anlatılır sanılırdı. Meğer bugünden, yarının büyüklerine yazılırmış. Üstümüze siner, yıllar geçse de çıkmazmış.

Masal Vardı, Sonra Gürültü Geldi

Eskiden masallar vardı.
Şimdi içerik var.

Bir zamanlar masal anlatmak için bir babaannenin nefes alması yeterliyken, bugün aynı etki için Wi-Fi çekmesi, ekran parlaklığının ayarlanması ve “reklamı atla” tuşuna basılması gerekiyor. Masal başlamadan çocuk sıkılıyor, yetişkin zaten dinlemeyi unuttu.

Nursun Erel’in Babaannemin Güllü Masalları, bu yüzden insanın üstüne bir ferahlık gibi çöküyor. Çünkü bu kitap bugünün dünyasına uymuyor. Hızlı değil, gürültülü değil. Kimseyi motive etmiyor, kimseye “şimdi değiş” demiyor. Yalnızca arı duru masal anlatıyor.
Ne büyük cesaret.

Masallar Çocuklara Anlatılır Sanılırdı

Meğer bugünden, yarının büyüklerine yazılırmış. Babaannenin kokusu burnunda, dokusu saf duyguların insanı yoğuran hamurunda kalırmış. Yıllar sonra bir gün, uzun zamanların yorgunluğu bir dizin dibine oturmakla, bir göğse yaslanmakla diner, insanı kendine getirirmiş.

Sihirliymiş.
Büyülüymüş.

Elden ele değil, dilden dile yayılır; daha anlatılırken bile hafızaya, belki de ruha dokunurmuş.

Algoritma Yoktu, O Yüzden İyilik Kazanırdı

Benim okuduğum babaannemin masallarında kötüler vardı ama gerçek dünyadaki kadar organize değildi. Devler vardı ama marka değildi. Kahramanlar “ben buyum” diye bağırmaz, kim olduklarını davranışlarıyla belli ederdi.

Bugün iyilik kısa, sade ve filtresiz olduğu için görünmez oluyor. Gürültü ise ödüllendiriliyor. Babaannemin Güllü Masalları, masalı yeniden bir performans olmaktan çıkarıyor. Kimse sahneye çıkmıyor, kimse kendini pazarlamıyor. Masal anlatılıyor, dinleyen isterse alıyor.

Masal Bir Toplumun Gizli Anayasasıdır

Masallar bir toplumun kime “iyi”, kime “haklı” dediğini gösterir. Gücü mü, sabrı mı ödüllendirdiğini… Bağıranı mı, bekleyeni mi seçtiğini…

Bu kitap, Anadolu’nun sözlü kültüründen süzülmüş o sessiz adaleti bugüne taşır. Güçlü olan değil, sabırlı olan kazanır. Gür sesli olan değil, haklı olan yolunu bulur.

Bir Varmış Bir Yokmuş- Hâlâ İşe Yarıyormuş!

Bu kitap şunu hatırlatıyor:

Masalı kaybettiğimizde yalnızca çocukluğumuzu değil; yavaşlamayı, dinlemeyi ve ders almayı da kaybettiğimizi…

Belki de
sadece bir diz dibine oturup soluklanmaya ihtiyacımız var.

Telefonu bir kenara bırakıp,
çok eski, çok yavaş ama hâlâ etkili bir cümle kurmaya:

“Bir varmış bir yokmuş…”

Velhasılı dostlar; masal susmayı öğretmez, anlamayı öğretir.
Anlayan insan da gerektiğinde söz alır.

Bunu bize yeniden hatırlattığınız için iyi ki varsınız, Nursun Erel.

Haydi selametle…

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları