DOLAR
45,2300
EURO
53,0398
ALTIN
6.661,40
BIST
14.495,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Hafif Yağmurlu
9°C
Muğla
9°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Çok Bulutlu
12°C
Salı Az Bulutlu
17°C
Çarşamba Az Bulutlu
21°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

Bodrum’da Milyon Dolarlık Soru: Mandalinci Neden Sessiz?

Bodrum’da Milyon Dolarlık Soru: Mandalinci Neden Sessiz?

Bodrum’da Milyon Dolarlık Soru: Mandalinci Neden Sessiz?

Bodrum Haber

Bazen gazetecilik, bir iddiayı sahiplenmek değil, kamuoyunun önünde sorulmuş ağır bir sorunun peşini bırakmamaktır.

Doğruya eğri demekle doğru nasıl eğilmez ise eğriye doğru demekle de eğri doğrulmaz.

Doğru doğrudur, eğri eğri.

Sorgulayanları ötekileştirmek, olumsuzlukların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir.

Gazeteci Tamar Tanrıyar, YouTube’da yayın yapan Siber Haber TV’deki programında Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’ye dikkat çekici bir soru yöneltti.

Tanrıyar, Mandalinci’ye belediye başkan adayı olmak için CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e 6,5 milyon dolar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na ise 2,5 milyon dolar ödeme yapıp yapmadığını sordu.

Bununla da kalmadı.

Mandalinci’nin babasına ait olduğu öne sürülen banka hesaplarını işaret ettiğini, elinde bilgi ve belgeler bulunduğunu söyledi.

İddiayı biz dile getirmedik.

Ne yazık ki sorulan sorunun muhatapları hariç çok sayıda yanıt geldi.

Siyasi Sahiplenme Yanıt Değildir

CHP Bodrum İlçe Başkanlığı, iddiaları “karalama kampanyası” olarak nitelendirdi.

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da “Bunların hepsi yalan ve iftiradır. Tamer Başkanı kimseye yedirtmeyiz” dedi.

Muğla CHP milletvekilleri de benzer açıklamalarda bulundu.

Bunlar siyasi sahiplenme cümleleridir.

Lakin sorunun yanıtı değildir.

Çünkü iddianın doğrudan muhatabı Tamer Mandalinci’dir.

İddiada adı geçen diğer isimler de ortadadır:

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mandalinci ailesine ait olduğu öne sürülen banka hesapları.

Bu kadar ağır bir iddia karşısında yalnızca “iftira” demek ne kadar yeterlidir?

İftira deniyorsa gereği yapılır. Karalama deniyorsa hukuk yolu açıktır.

Siyasette söz başka, sorumluluk başkadır.

Burada ilk sorumluluk iddia sahibindedir.

Belge var denilip de makul sürede açıklanmazsa, o zaman mevzu başka bir hal alır.

İkinci sorumluluk da Tamer Mandalinci’ye aittir.

İddialara iftira diyorsa, konuyu yargıya taşımalıdır.

İddia sahibi belge açıklamaz, iddiaların muhatabı konuyu yargıya taşımazsa her iki taraf da töhmet altında kalır.

İnsanın aklına ister istemez şu soru gelir:

Bir şekilde uzlaştılar mı?

Her iki taraf da bu yüzden mi sustu?

Halk arasında boşuna denmez:

Sükût ikrardan gelir.

İddia edilen olay, yerel seçim öncesinden beri konuşuluyor.

Belki de Bodrum’da bu konuyu bilmeyen yoktur.

Konuşanlar dahi şimdilerde “iftira” diyerek Tamer Mandalinci seviciliği yapıyor.

Özellikle gazeteciler, kendini gazeteci sanan belediye beslemeli yayıncılar kraldan çok kralcı oldular.

Sizler önce kendi gazeteciliğinizi sorgulayın, yapay zekâ kalemşörleri.

Tüm yazıları yan yana koyun, neredeyse vurgular aynı.

Kimse sizden gazetecilik dersi alacak değildir.

Ezcümle, Tamer Mandalinci olay karşısında sessizliğini korursa yaşamı boyunca bu iddiayla birlikte yaşayacaktır.

Bilin ki “yaşa padişahım” diyenler çok padişah görmüştür.

Çok padişah tahttan indirilmiş, aynı kişiler yerine geçenlere yine “Padişahım çok yaşa” demiştir.

Vesselam.

Bir not da buraya düşelim.

Tamer Mandalinci’yi en cabbar savunanlara dikkatle bakın.

Aralarında belediye meclis üyesi olup çocuğunu belediyede işe aldırdığı konuşulanlar da var, “kazı kazan” siyasetinden çıkan meclis üyeleri de var, parasıyla meclis üyesi olduğu iddia edilenler de var.

Hal böyle olunca kimsenin sesi çıkmıyor.

Siyasi partiler susuyor.

Çünkü herkes belediyeyi bir umut kapısı, bir makam kapısı, bir geçim kapısı olarak görüyor.

O yüzden mesele yalnızca Tamer Mandalinci meselesi değildir.

Mesele, belediye etrafında kurulan çıkar düzenidir.

ETİKETLER: