DOLAR
46,6252
EURO
53,1733
ALTIN
6.062,27
BIST
14.285,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Yağmurlu
34°C
Muğla
34°C
Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
33°C
Pazar Parçalı Bulutlu
33°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
33°C
Salı Parçalı Bulutlu
34°C

Bodrum’un Kapısı Herkese Açıktır… Pek Tabii Cumhurbaşkanı Adaylarımıza da!

A+
A-

Bodrum Yurttaş İnisiyatifi, ‘Kemal Kılıçdaroğlu’nu Bodrum’da İstemiyoruz’ başlıklı bir imza kampanyası başlatacaklarını açıkladı.

Şimdi bu imza kampanyasını yürütenlere ve bunu manşetlere taşıyanlara soralım:

Siz, Bodrum’a ne yapmak istiyorsunuz?
Daha da önemlisi, Bodrum’un kadim tarihine, geleneklerine ve yıllardır övündüğü hoşgörü kültürüne ne yapmak istiyorsunuz?

Çünkü Bodrum’un hafızasında “istemiyoruz” yoktur; “hoş geldiniz” vardır.

Bu şehir, tarih boyunca birbirinden çok farklı görüşlere, ideolojilere, milletlere, hatta arkalarında küresel çapta büyük soru işaretleri bırakan siyasi ve ekonomik kimliklere sahip insanları ağırladı.

Yunanistan’ın eski başbakanı George Papandreou 2022’de Bodrum’da ağırlandı, dönemin Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ile zeybek oynadı, dostluk mesajları verdi. Oysa, Türkiye’de bazı kesimlerin, ailesinin geçmişteki politikaları ve Abdullah Öcalan meselesi nedeniyle bu isme tepki duyduğu da sır değildi. Buna rağmen kimse çıkıp “Bodrum’a giremez, üstelik yerel yönetimin temsilcisi ile karşılıklı oynayamaz” demedi.

Herkesi geçelim, siz dediniz mi? Demediniz!

Sadece o mu? Bu liman, dünya siyasetinde ve ekonomisinde adları sıkça tartışma konusu olan, uluslararası kamuoyunda farklı yönleriyle sorgulanan aktörlere bile kapısını kapatmadı. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinden sonraki büyük ekonomik dönüşüm dalgasında adı öne çıkan, servetinin dinamikleri dünyada sıkça masaya yatırılan ve uluslararası yaptırım tartışmalarının odağında yer alan Roman Abramoviç gibi isimlerin dev yatları bu koylara demirledi. Kimse Abramoviç’e “Bu finansal geçmişin arka planı nedir, kıyılarımıza yanaşamazsın” diye toplumsal bir barikat kurmadı.

Siz kurdunuz mu? Kurmadınız!

Finans dünyasındaki spekülatif hamleleri nedeniyle pek çok ülkede iktisadi tartışmalara yol açan, küresel sermayenin dünyada en çok konuşulan ve faaliyetleri farklı kesimlerce sorgulanan aktörlerinden biri olan George Soros, Bodrum semalarında dolaşırken, kimse kentin anahtarını saklamaya kalkmadı.

Siz kalktınız mı? Tabi ki hayır!

Yine, kendi ülkelerindeki yönetim modelleri ve geleneksel monarşik yapıları nedeniyle uluslararası arenada zaman zaman eleştirilerin odağı olan Körfez şeyhleri, prensleri ve kraliyet ailesi mensupları en lüks yatlarıyla, devasa bütçeleriyle bu kıyılarda ağırlandı. Onların tarihsel rolleri ya da sermayelerinin niteliği tartışma konusu yapılıp “Siz Bodrum’un ruhuna yakışmıyorsunuz” denmedi. Kimse demedi . Haydi sizi de katalım aramıza bu kez!

Kimi siyasi görüşleri nedeniyle eleştirildi, kimi ülkeleriyle yaşanan gerilimler nedeniyle tartışıldı. Kimi de küresel finansal gücü ve etkisi nedeniyle soru işaretleri yarattı. Ama Bodrum’un kapısı hiçbirine kapanmadı.

Çünkü Bodrum’un büyüklüğü, farklı düşünenleri, hatta dünyaca tartışılanları dışlamasında değil; onlarla aynı masada oturabilmesinde, aynı gün batımını paylaşabilmesinde ve o kozmopolit duruşunu bozmadan hepsini kendi potasında eritebilmesinde yattı.

Bu açıklamayı yapanlara sesleniyorum:

Bugün ne değişti? Hiçbir şey değişmedi. Sizin duygusallığınız dışında!

Bodrum’un tarihi, kültürü ve geleceğe bırakacağı miras; ayrıştırmanın, öfkenin ve kişisel hesapların malzemesi olamaz. Kimsenin, kendi gündemine göre çıkıp “Bodrum böyle düşünüyor” deme hakkı da yoktur.

Çünkü Bodrum’da başka bir ses daha var. Bugün geçim sıkıntısı yaşam mücadelesine dönmüş bir ülke var. O yüzden bugün dünden daha fazla
yolsuzluklara karşı çıkan bir Bodrum var.

Bu kentin kronik sorunlar şehrine dönüşmesine itiraz eden bir Bodrum var.

Yıllardır iş bilmezlikle, günü kurtaran anlayışlarla yönetilen meselelerden hesap sormak isteyen bir halk var.
Ve o halkın derdi; kimin şehre gelip gelmeyeceği değil, Bodrum’un geleceğidir.

Bir zamanlar dünyanın her rengini, her ekonomik gücünü ve uluslararası alanda en çok tartışılan figürlerini ağırlayan Bodrum, bugün kendi ülkesinin cumhurbaşkanı adayı olmuş ve milyonlarca insanın iradesinde karşılık bulmuş bir siyasetçiyi “istenmeyen kişi” ilan eden bir kent görüntüsü mü verecek?

Mesele isim değildir. Mesele, bir siyasi partinin iç meselesi ya da Türk siyasetinin günlük tartışmaları da değildir. Mesele, Bodrum’un bundan sonra nasıl anılacağıdır.

Bugün Türkiye’nin hiçbir ilinde, hiçbir ilçesinde “Sen gelme, seni istemiyoruz” diyerek bir siyasetçiyi şehrinden dışlamaya çalışan bir kampanya ülke gündemine oturmuş değil. Bodrum hariç! Bodrum adına konuşma yetkisini kimden aldığı henüz anlaşılamayan bir grup bu işi dün ulusalda manşet olarak başardı!

Bu başarının ödül sorusu şu:

Bodrum’un ruhu, Halikarnas Balıkçısı’nın nezaketinde, “Merhaba”sında ve insanı insan olduğu için kabul eden anlayışında mı yaşayacak? Yoksa ayrımcı bir dilin ve günlük siyasi öfkelerin kurbanı mı olacak?

Kararı verecek olan ne birkaç manşettir ne de birkaç imzadır. Kararı verecek olan Bodrum’un vicdanıdır.

Yarın biri Bodrum’u anlattığında ne diyecek?
“Halikarnas Balıkçısı’nın merhaba dediği kent” mi?
Yoksa,
“Dünyanın en çok tartışılan isimlerine, yabancı milyarderlerine kapısını açıp, kendi ülkesinin siyasetçisini kapısından çevirmeye çalışan kent” mi?

İşte bugün asıl mesele budur.
Siz hangisine müsaade edersiniz, Değerli Bodrum halkı?

Haydi selametle…

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları