Bodrum Belediye Başkanı her gün sahada olduğunu, kendisinin aranması durumunda sahada bulunabileceği ile övünç duyuyor.
Karşısında kameralar, yakasında mikrofon, magazinci mi, belediye başkanı mı, ayırt etmek zor. Zaten kendisinin oturup kalktığı gazetecilere bakarsanız, durum net.
“Yaz sezonunda Bodrumumuzun güzelliklerini ekranlara taşımak üzere ilçemize gelen ulusal yayın kuruluşlarının magazin servisinde görev yapan basın mensuplarımızla bir araya geldik.
Sohbetimizde sezonun ritmini ve Bodrum’u özel kılan yönlerini değerlendirdik.
Katılımları ve güzel paylaşımları için tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum.”
Kendisine sosyal medyacı, tanıtımcı, pohpohlayıcı bir ekip kurdu. Henüz, bu kişi ya da kurumları nasıl finanse ettiği, Bodrum Halkına açıklanmadı.
Soruyorum, Başkan gözde gazetecilerinizi nerede ağırladınız? Yol masraflarını, yemelerini içmelerini Bodrum Halkının parasıyla mı ödediniz? Yoksa sizi çok seven, “Başkan bir şey yapsa da bizde hayır işlesek” diye bekleyen müteahhit hayırseverler mi karşıladı?
Kusura bakmayın, biz lümpen magazinciler gibi Bodrum’a bakamıyoruz. Onlar Bodrum talan edildikten ve turizmde küme düştükten sonra kendilerine haber konusu olacak, başka Bodrum bulurlar. Bizim için başka Bodrum yok!
Genç, dinamik, cesur belediye başkanımızın kıyılar talan edilirken, magazincilerle geyik sohbeti yapmanız güzel. Herkes kendine yakışanı yapar.
Rüyaları, hülyaları bırakıp biz asli işimize bakalım.
Buna neden göz yumuluyor?
Yer Gölköy Mahallesi, Gökburun 107 Ada, 30 parsel. Tabiri yerindeyse denize sıfır taşınmaz içerisinde elini kolunu sallayarak, malikane yapılmaktadır. Zaten birincisini yapmış, bu da ikincisi. Bu mülk sahibiyle herhangi bir ilişkiniz var mı? Sormadan edemeyeceğim.
Magazin belediyeciliğinden evrensel belediyeciliğe dönerseniz, Bodrum için güzel şeyler paylaşanları ağırlamak yerine, asli görevinizi yapmış olursunuz.
Kaçak Olarak Yapılan Bina Kamusal Alanda
Bodrum’da tarım alanları, kıyılar, halkın nefes alabileceği yeşil alanlar tahrip edilirken, bunları görmezden gelmek, kent suçudur. Ve yine suç işliyorsunuz.
Teknelerde bornozunuzla fotoğraf paylaşmak yerine, kıyılarımız ne halde demeniz gerekirken sermaye gruplarıyla magazincilerle geyik yapmak, hoş olsa gerek.
Bir yazımda, “Yitik Kentin Kayıp Halkı” başlığı atmıştım, aslında “Yitik Kentin Kayıp Başkanı” olmalıydı başlık.