CHP’nin Muğla’da Seçilmiş Vekillerine Sesleniyorum: O Koltuklar Muğla Seçmeninin Emanetidir; Şahsi İkbal Malı Değil!
Siyasette kelimeleri evirip çevirmek, en yalın gerçeği süslü ambalajlarla sunmak öteden beri meşhur bir zanaattır. Ne zaman birileri seçildiği partiye sırtını dönse, hemen aynı bildik söylemler devreye girer: “Mevzu memleket meselesi, ateşten gömlek giydik, kurucu ayarlara dönüyoruz…”
Peki, sormazlar mı adama; o giydiğiniz ateşten gömlek mi, yoksa seçmenin sırtından çıkardığınız emektar CHP gömleği mi?
Bugün Muğla’da sandığa gidip oyunu CHP amblemine basan yurttaşın kafasında tek bir soru var:
“Bu yetkiyi size kim verdi?”
Seçim dönemi geldiğinde kapı kapı dolaşan, sıcağın altında kahrı çeken, bayrak asan, mahalle mahalle örgütü sırtlayan CHP’nin cefakâr emektarlarıdır. Muğlalı seçmen sandık başına gittiğinde adayın kişisel ikbaline değil; bu partinin tarihsel hafızasına, Altı Ok’un temsil ettiği kurumsal kimliğe ve Muğla’nın toprağını, kıyısını, doğasını Meclis’te savunsun diye o oyu emanet eder.
Şimdi kalkıp “Parti içi kriz vardı, yargı yolu tıkandı” bahanesinin arkasına sığınarak Muğla’yı Meclis’te vekilsiz bırakmaya yeltenmek, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine saygısızlıktır.
Dün başka partilerden istifa edip kulvar değiştirenlere “Milletin iradesini gasp ettiniz” diye veriştirenlerin, bugün benzer gerekçelerle kendi seçtiği yola “ilkesel duruş” süsü vermesi hangi siyasi etik kuralına sığar?
Ayrılan Vekillere Açık Soru: Bu Vebali Nasıl Taşıyacaksınız?
Muğla’da siyaset, kâğıt üzerindeki afilli demeçlerle değil, bu toprağın insanının emeğiyle yapılır. O yüzden lafı hiç dolandırmadan, o ambalajlı cümleleri bir kenara bırakıp doğrudan Muğla seçmeni adına soruyoruz:
CHP milletvekili olmadan önce bu şehirde sizi kaç kişi tanıyordu?
CHP’nin kurumsal kimliği ve o köklü amblemi olmasaydı Muğla’nın sokaklarında kaç kişinin selamını alabilirdiniz?
Örgütten kaç kişiyi tanıyordunuz?
Seçim döneminde mahalle mahalle broşür dağıtan, sandık başında sabahlayan o örgüt emekçilerinin kaçının adını biliyordunuz? Şimdi kaçının adını biliyorsunuz?
Vekil olmadan önce Muğla’nın kaç köyünde bir sofraya oturdunuz, kaç yurttaşın çayını içtiniz?
Bağımsız girseydiniz seçime yüzde kaç oy alırdınız?
Dürüst olalım: CHP çatısı olmasaydı o Türkiye Büyük Millet Meclisi kapısından içeri adım atmanız mümkün müydü?
Bu sorunun cevabı koca bir “HAYIR” ise; sizin bu partiye ve bu seçmene en azından bir dönem sadakat borcunuz yok muydu?
Bu kararı alırken Muğla halkına sordunuz mu?
Size o oyu emanet eden CHP seçmeninin fikrini aldınız mı? “Biz gidiyoruz” derken, arkada bıraktığınız binlerce emektarın hakkını hiç düşündünüz mü?
Bugün size oy veren istisnasız her seçmen İmamoğlu cephesinde mi?
Çok Merak Ediyoruz: O Fotoğraftaki Gülüşün Sebebi Neydi?
Türkiye’nin kurucu partisi, Cumhuriyet’in asırlık çınarı gözlerimizin önünde sancılı süreçlerden geçerken; bu ülkeye gönül vermiş milyonlar olarak evlerimizde, sokakta kahrolurken soruyoruz size:
Siz neyin sevincini yaşadınız o fotoğrafta?
Sizi siz yapan, o isminiz bile bilinmezken Meclis sıralarına taşıyan partinin içine düştüğü duruma bizim yüreğimiz kan ağlarken, kameralara verdiğiniz o özgüvenli, o gururlu tebessüm neyin zaferidir?
Sahi, neyi başardınız Muğla için, Muğla adına?
- Muğla’nın talan edilen kıyılarını mı kurtardınız?
- Su sorununu, altyapı çilesini mi çözdünüz?
- Köylünün, esnafın, pazar yerindeki Muğlalının yaşam refahına, rızkına nasıl bir katkınız oldu?
- Yoksullukla boğuşan yurttaşın derdine derman mı oldunuz ki o yüzünüzdeki gururlu tebessümü bize izletiyorsunuz?
Muğla halkı bakıyor o kareye ve anlamlandıramıyor. Bir yanda partisi için, memleketi için içi yanan bir halk var; diğer yanda ise sanki büyük bir fetih yapmış gibi gururla poz veren milletvekilleri…
Umut musunuz? Umutsuzluk sebebi mi? Yoksa hayal kırıklığı mı? Hangisi?
Eğer bir zafer varsa ortada, söyleyin biz de bilelim!
Yok eğer bu gülüş, seçmenin iradesini yok sayıp kendi siyasi ikbalinize yeni bir kapı açmanın sevinciyse; bilin ki Muğla sokağında bunun adı zafer değil, emanete vurulan en ağır darbedir.
Bizler kahrolurken sizlerin neşesi, bu halkın vicdanında asla silinmeyecek bir fotoğraf olarak kalacaktır.
Ve Muğla, kendisi mutsuzken gülümseyenleri de, o gülüşün arkasındaki kırgınlığı da asla unutmayacaktır!
Haydi selametle…