DOLAR
46,6359
EURO
53,1423
ALTIN
6.101,45
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
34°C
Muğla
34°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C

Muğla CHP’de Masaların Kerameti: Koltuk Sallanınca Hatırlanan “Birlik”

A+
A-

Gözünüzün önüne getirin dün sosyal medyayı sallayan o fotoğrafı: Masada yan yana dizilmiş Muğla’nın 3 CHP milletvekili, Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Muğla İl Başkanı… Hemen önlerinde ise bu iradeye imza atan 13 ilçe başkanı.

Yani…

Kentin yerel yönetimini üstlenen iktidar, ülkede ana muhalefetin yereldeki aktörleri, yasama temsilini ve parti mekanizmasını elinde tutan tüm bu kadro, büyük bir organizasyonla aynı masanın etrafında toplanmış. Toplantının hemen ardından da hep bir ağızdan, adeta tek bir merkezden düğmeye basılmış gibi sosyal medya hesaplarından şu ortak deklarasyonu yayımlıyorlar:

“Bugün gerçekleştirdiğimiz toplantının ardından; Seçilmiş İl Başkanımız, 13 İlçe Başkanımız, Muğla Milletvekillerimiz ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte ortak irademizi bir kez daha ilan ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesini ne mahkeme kararları ne de hukuksuz müdahaleler belirleyebilir. Örgütümüzün birliğiyle, Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in ve parti yönetimimizin yanında, demokrasi ve hukuk mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz!”

İşte tam bu noktada, Muğla’da yaşayan, bu kentin tozunu yutan, susuzluğunu çeken, bozuk yollarında hırpalanan her yurttaşın zihninde o can alıcı soru beliriyor: Biz bu kadroyu, bu ortak iradeyi ve bu masayı daha önce niye hiç görmedik?

Altyapıya Yok, Koltuğa Var!

Muğla’nın kronikleşen sorunlarına çözüm ararken yan yana gelemeyenler, mikrofondan söylem geliştirmeyi eyleme geçmek sananlar bugün adliye koridorlarından gelen bir karara karşı tek vücut olup göğüslerini siper ediyorlar.

Sormak gerekiyor:

* Muğla’nın can çekişen tarımını kurtarmak, üreticinin malının dalında çürümesini engellemek için bir meyve suyu fabrikası kurma vizyonunu bu masada neden hiç görmedik?
* Ekonominin bu denli kötü yönetildiği, derinleşen yoksulluğun haneleri vurduğu bir dönemde, sosyal belediyecilik faaliyetlerini gerçekten şahlandıracak yapısal projeler için bu “ortak akıl” neredeydi?
* Yurttaşın derdini dinlemek, halkın taleplerine doğrudan meclis olmak için neden böyle geniş katılımlı, ciddiyet dolu heyetler oluşturulmadı?

Mahkeme Kararını Tanımayan “Kamu Görevlileri”

Siyasi partiler dernek değildir; anayasal düzende hukukun üstünde yapılar hiç değildir. Paylaşılan ortak bildirideki o kibirli meydan okuma aslında çok ciddi bir anayasal çelişkiyi barındırıyor: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesini mahkeme kararları belirleyemez.”

Bu ülkenin anayasal düzeninde milletvekili yasama gücünü, belediye başkanı ise yürütmenin yerel ayağını temsil eder. Belediye başkanı, rozetini taşısa da nihayetinde tüm kentin haklarını korumakla mükellef bir kamu görevlisidir. Kamu gücünü elinde bulunduranların, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin verdiği bir kararı (hukuki tabiriyle bir ‘butlan’ durumunu) siyasi iradeyle bypass etmeye çalışması, devlet ciddiyetiyle ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Kendini yasaların ve yargı kararlarının üzerinde konumlandıran bir yerel siyaset anlayışı, bu halka nasıl “adalet” vaat edebilir? Siyasi iradeyi hukukun arkasından dolandırma gayretinin süslü adı “demokrasi mücadelesi” değil, düpedüz kurumsal meşruiyeti zedelemektir.

Yurttaşın Masası Ne Zaman Kurulacak?

Siyaset, adliye koridorlarında veya delege hesaplarında kurulan dengeleri koruma gayretine dönüştüğünde, halk o siyasetin öznesi olmaktan çıkar; sadece seyircisi olur.

Muğla halkı artık sahnesi kurgulanmış, kişisel ikballeri ve koltukları korumaya yönelik bu “acil durum” tiyatrolarını izlemiyor bile!

Seçilmişlerin kendilerini o koltuklara gönderen iradeye karşı en büyük borcu; mahkeme kararlarıyla didişmek değil, o yurttaşların hakkını koruyan hukuk sistemine ve kentin gerçek ihtiyaçlarına saygı göstermektir.

Biz o masayı parti içi güç kavgalarınızda değil; üreticinin yanında, susuz mahallelerin başında, halkın sorunlarının tam merkezinde görmek istiyoruz. Tabii eğer ajandanızda halka ayıracak bir yer kaldıysa!

Haydi selametle…

Yazarın Diğer Yazıları