DOLAR
8,5124
EURO
10,2921
ALTIN
498,49
BIST
1.441

    ESKİ TÜRKİYE

    ESKİ TÜRKİYE

    Eskiden üstümüzde pahalı, marka kıyafetler yoktu. İstediğimizi yiyip, içemiyorduk. Altımızda arabamız, elimizde binlerce liralık telefonlar da yoktu. Bir ayakkabıyı belki iki yıl giyerdik, yırtıldığında gidip tamir eder tekrar ayağımıza geçirirdik, hatta anne babalar bilerek birkaç numara büyük alırlardı ki çocuklar sonra da giyebilsinler diye. Babalarımızın bir paltosu olurdu, onunla bir ömür geçirirlerdi.

    Çoğumuzun babaları fakirdi ama şerefli, onurlu, gururlu, namuslu adamlardı.

    Sokaklarda oynayan, üstleri başları kirlenmiş, sümüklü ama sevimli, neşeli çocuklar vardı. Biz onlarla oynarken, onları severken etraftaki insanlar ne anlarlar diye düşünmüyorduk. Anne babaların tek korkuları çocukların kavga etmesiydi veya üstlerini kirletmeleriydi. Kimse çocuğunun bir yetişkin tarafından taciz edilebileceğini düşünmezdi, aklına bile gelmezdi çünkü öyle iğrençlikler yoktu..
    Şimdi çocukları kucağımıza alıp sevmekten çekiniyoruz, başlarını okşamayamıyoruz, onlara çikolata, balon, top falan alıp yüzlerindeki gülümsemeyi göremiyoruz.

    Çocuklarla çocuk olmayı, çocukları sevmeyi özledik..

    Zaten günümüz çocukları da pek öyle sevimli falan değiller. Çoğu sokaklardaki arkadaşlığı, eğlenceyi, paylaşmayı bilmeden büyüyorlar. Çoğunun arkadaşı bile yok. Evde beslenen, evcilleştirilmiş kedi, köpek veya kafesteki kuş gibiler..

    Eskiden mahalleler de herkes birbirini bilirdi. Zor zamanlarda birbirlerinin yardımına koşarlardı. Evlerden evlere tabaklar, tencereler gidip gelirdi. Birinde para olmadığında gidip komşusundan utanmadan isterdi. Sokaklarda kimse yaşamazdı, sahipsiz insanlara da mahalleli göz kulak olurdu. Şimdi insanlar onlara tiksinerek bakıyorlar, yanlarından geçerlerken burunlarını kapatıyorlar..

    Mesela dönemimizin entel Evliya Çelebisi Barış abi vardı. Dünyayı gezen, ekran karşısında bize de gezdiren, çocuklara şarkılar yazan, onlarla çocuk olan, diyaloglarıyla bizi güldüren. Bir tonton Adile ablamız vardı. Biz onun filmlerini bile izlerken yanında çocuk veya öğrenci olmak isterdik. O kadar sevecendi ki insanın sarılıp bırakası gelmezdi, sevgi, merhamet aşılıyordu resmen koca memlekete. Ülkede ki bütün erkeklerin kıskandığı yakışıklı ferit Tarık Akan vardı. Adam yakışıklıydı ama bugün kiler gibi piç değildi. Biz erkekler onu kıskanırdık ama severdik, bilirdik çünkü adam olduğunu. Diğer yandan bir kılıç darbesiyle beş kişiyi birden öldüren, havada uçan, yumrukla duvarları delen, kaleden kaleye zıplayan, kahpe bizans’ın düşmanı kahramanımız Kara Murat Cüneyt abimiz vardı. Tamam filmleri saçmaydı ama severdik onu çünkü o da adamdı. Kemal Sunal zaten bir efsaneydi. Dünyanın bütün yükü omzumuzda bile olsaydı onun filmlerini izlerken muhakkak gülerdik, hala bile izlerken gülüyoruz. Ailemizin bir ferdi gibiydi resmen. Bir Yılmaz Güney’imiz vardı ki tam bir kraldı. Hayatını ülke gerçeklerine adayan, halktan yana olan, filmlerinde zengin rollerine hiç girmeyen, solcu gençlerin idolü olan, para pulla işi olmayan, hala gönüllerde tahtı duran biriydi. O kadar çok güzel insan vardı ki böyle, hangisinden bahsedeceğimi şaşırdım, birkaç tanesinden örnek verdim sadece..
    Eskiden futbolcular ahlaklılardı, artistler mütevazilerdi, şarkıcılar, türkücüler saygılılardı. Ceketlerinin düğmelerini iliklemeden şarkı bile söylemezlerdi..
    Televizyonlarda güzel filmler olurdu. Örneğin Susam Sokağı, Süper Baba, Bizimkiler, Yeditepe İstanbul, Çiçek Abbas, İkinci Bahar, Ekmek Teknesi, Perihan Abla vs vs vardı. Filmlerde kimse amcasının, abisinin karısını veya kocasını götürmüyordu. Ailecek oturup izlerdik. Annemizle, babamızla, kardeşlerimizle izlerken yüzlerimiz kızarmazdı, utanıp sıkılmazdık. Günümüzde öyle mi? Hangi diziye bakarsanız bakın sapkınlık, iğrençlik var..

    Ne aile kaldı ortada, ne değerler, hepsi yerle bir edildi..

    Siyasetçilerimiz yeterliler miydi, yetersizler miydi bu tartışılabilir ama hepsi naif, kibar insanlardı, bu asla tartışılmaz. Bir gün bile birinin diğerine hakaret ettiğini görmedik. Evet bazılarına oy vermezdik ama hiç birinden nefret etmezdik. Zaten onlarda onlara oy vermedik diye hiçbir zaman bizi ötekileştirmediler, kötülemediler, bize bir gün bile hakaret etmediler. Onlarda bize saygı duyuyorlardı, bizde onlara saygı duyuyorduk. Darbeci pislikleri saymazsak onlardan asla da korkmuyorduk. Peki şimdi öyle mi?

    Eski ilişkilerde sevgi, saygı vardı. Bugün ki gibi ilişkinin bütün temeli cinsellik üzerine kurulmazdı. Kadın kadın gibiydi, erkek erkek gibiydi. Şimdi kim kadın, kim erkek o bile belli değil. Birkaç sevişmeden sonra insanlar birbirlerinden bıkıyorlar, bu da gayet normal çünkü ilişkiler onun üzerine kuruluyor..

    İnanın eskiye olan özlemi mi yazdıkça yazasım geliyor, hatta bu konuda birkaç kitap yazsam yine bitmez..

    Neyse son olarak şunu vurgulayıp öyle bitireyim;
    Yeni Türkiye’ye bir türlü ısınamadım gitti, sevilecek tek bir tarafı bile yok…