Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Hafif Yağmurlu
12°C
Muğla
12°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
15°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Çok Bulutlu
13°C
Salı Yağmurlu
10°C
Aktur Arsipel tanıtım banner

Kışla Parkını Değil Şehrin Hafızasını Yeniliyorlar!

A+
A-
Polat su reklam

Kışla Parkını Değil Şehrin Hafızasını Yeniliyorlar!

Hafıza yenilenmez, silinir oysa…

Muğla Kışla Parkı yeni bir park değildi.
Eskimiş de değildi.
Şikâyet edilen bir yer hiç değildi.

Burası Muğlalılar için çocukluktu. Toprak örtüsüyle, ağaçlarıyla, şehrin ortasında küçük bir orman esintisi taşıyan; nefes alınan, gölgelenilen, anı biriktirilen bir kamusal alandı. Üstelik belki de en kritik nokta şuydu: Kimse eski halinden rahatsız değildi. Çünkü Muğla olanı olduğuyla yaşatmak ister.

Şimdi ise Kışla Parkı, “yenileme” adı altında bambaşka bir şeye dönüşüyor. Beton zeminli, ağaç sayısı azaltılmış bir düzenleme konuşuluyor.
Bedel: 51 milyon 860 bin TL.
Süre: 220 gün.

Sorular tam da burada başlıyor.

Bu ihtiyaç nereden çıktı ?

Muğla Planlama Ajansı’nın (MUPA) yayımladığı tersine göç raporları hâlâ taze. İlçeden ilçeye tablo vahim. Veriler, Muğla’da neredeyse her üç kişiden birinin bu şehirde kalıp kalmamayı ciddi ciddi düşündüğünü söylüyor.

Peki bu raporlar yayımlandıktan sonra ne düşünüldü?

“İnsanlar şehirden gitmeye hazırlanıyor…
O zaman Kışla Parkı’nı yenileyelim mi dediler?”

Bir de çocukluk anılarını kaldırırsak,
toprağı betonla değiştirirsek,
gölgeyi azaltıp hafızayı silersek
gitmeye daha mı kolay ikna olurlar dediler?

İnsan doğduğu şehirden neden kaçar?

Bir insan, kendi doğup büyüdüğü şehirde neden yaşayamaz hale gelir?
Sadece ekonomik sebeplerle mi?
Sadece kira mı?
Sadece pahalılık mı?

Yoksa mesele biraz da şudur:

Tanıdık olanın kaybolması…
Bildik sokakların değişmesi…
Toprağın yerini betonun alması…
Çocukluğun “yenileme” adı altında silinmesi…

Bir şehir, insanına yavaş yavaş “sen artık burada yabancısın” hissini verirse,
o insanın gitmesi için zam yapılmasına bile gerek kalmaz.

Bir park sadece park mıdır?

Bence değildir. Mesela Ankara’da Kuğulu Parkı yeniden revize etmek zordur. Kent hafızasını korumak isteriz.

Bugün çevrecilerin ve kentlilerin Kışla Parkı’na itirazı tam da bu yüzden. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir peyzaj değişikliği değil.

Şehir ısınırken,
su azalırken,
beton her geçen gün artarken,
yeşil bir alanın daha az yeşil hale getirilmesi doğal olarak sorgulanıyor.

Üstelik tabelada cevaplanmayan sorular var:
Kaç ağaç vardı?
Kaçı kalacak?
Kaçı gitti?
Beton–yeşil oranı ne olacak?

“Yenileme” deniyor ama yenilenen ne, kaybolan ne; bilinmiyor.

Öncelik listesi gerçekten doğru mu?

İnsanlar bu şehirden gitmeye hazırlanırken, kamu kaynakları neden mevcudu korumaya değil de olanı yıkıp yeniden yapmaya ayrılıyor?

Bu şehirde hiç olmayanlar varken…
Mesela Saburhane’de yıllardır çözülemeyen altyapı sorunları hâlâ yerinde dururken… Turizm beldeleri desen öyle…
O başlıklar neden hâlâ yapılacaklar listesinde bekliyor?

Sorun park yapılması değil.
Sorun, önce ne yapılmalıydı sorusu.

Şehri ayakta tutan ne?

Kentler sadece iş imkânlarıyla ayakta kalmaz.
Kentleri asıl ayakta tutan şey hafızadır.

Bir park bazen sadece bir park değildir.
Bir park, “ben buraya aidim” duygusudur.

Ve o duygu her beton metrekareyle biraz daha aşınıyorsa,
tersine göç raporlarındaki veriler hiç de şaşırtıcı değildir.

Cevapsız kalacak son sorum:
(Sadece bu yazı için)

O tabela yalnızca bir proje duyurusu değil.
Bir bütçe tercihini anlatıyor.
Bir öncelik sıralamasını gösteriyor.

Ve Muğlalılar artık şu soruyu soruyor:

Bir kenti terk ettiren sadece geçim derdi mi,
yoksa yavaş yavaş yok edilen “orada olma” hissi mi?

Haydi selametle…

Aktur Pizza reklam görseli
ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları