Muğla’da Gençlerin Barınma Sorunu Kimin Önceliği?
Bu sorunun yanıtı Muğla’da üzülerek ifade ediyorum: Hiç kimsenin! Annelerinin mutfağından, babalarının himayesinden çıkıp gelen, işimize gelince Türkiye’nin geleceği onlar dediğimiz evlatlarımızın, akşam olunca Muğla’da hangi şartlarda hangi dam altına sığındığının denetimi var mı bizde? Eskişehir’de üniversiteyi okumuş biri olarak şunu net ifade etmek isterim, Muğla bu konuda gidip Eskişehir’den ders almalı. Ev sahiplerinden, devletin kurumlarının öğrencilere sağladığı öğrenci mekanlarından, iş adamlarının sağladığı olanaklardan, aktif sosyal hayattan! Bu gerçek zaten anketlere de net yansıyor.
Eskişehir’de ev kiraları piyasa neyse odur. Muğla’da öğrenciyseniz piyasanın üstüne de çıkabiliyor. Nasıl? Evinizin değeri normalde 30 bin TL diyelim. Öğrenci misiniz? Sorusu soruluyor. Evet derseniz ikinci soru kaç kişi kalacaksınız evde oluyor. Diyelim ki 5 kişi dediniz. Tamam öğrenci başı 10 bin TL verseniz yeter deniyor çocuklara. Bakın eviniz size değeri 30 iken oldu mu 50 bin TL akar gelir! Bu yine iyi örnek. Camı olmayan rutubetli depolar da öğrencilere kiraya veriliyor, balkon kapatılıp oda diye gelir kapısına da dönüşebiliyor!
Peki bunları kim denetliyor? Nerede bu devlet çıkışı fazla mı kaçar, yerini mi bulur? Sizce hangisi?
Hani bu evlatlar bizimdi, Türkiye’nin geleceği idi? Fırsatçılık kapıdan bakınca büyüsü etrafı kapladı ve unutulan geleceğimiz askıda mı kaldı?
Ne garip.
İnsan büyük hayallerle çıktığı bir şehirde, en küçük yere sığınıyor. Hayal büyük, oda dar.
Daha da garibi var!
“Türkiye’yi gençler kurtaracak “diyoruz. Elimize mikrofonu alınca Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi düşmüyor ağzımızdan. Sonra gece karanlığında dağılan kalabalık nereye gitti? Ev miydi döndüğü yer, yoksa depo mu, balkon mu? Damı akar mı, deposu rutubet kokar mı bakmıyoruz bile. Öğrencinin istediği ne ? Temiz döşek, havadar temiz oksijeni bol bir oda, insanca yaşayıp derslerine yoğunlaşabileceği bir alan! Bu kadar fazlası değil. Sonra onlar gereğini yapıyor ve yapacaklar da kuşkusuz. Ancak unutmayın Muğla’nın denetlenmeyen mi vicdana gelmeyen mi desem bilemedim hangisi uygunsa buyurun lütfen ev sahipleri! Yarın bu çocuklar Muğla’dan ülkenin dört bir yanında görev yerlerine dağıldıklarında onlara işiniz düşerse, hangi yüzle çıkacaksınız acaba karşılarına? Onu da düşünmek lazım ama siz düşünebiliyor musunuz emin değilim!
Bakın bu gençler Muğla’ya adım atar atmaz ne buluyor farkında mısınız? Ev arama kabusu, fahiş kiralar, sözleşmesiz dayatmalar, 20 m² eve 5 kişi sığdıran vicdansızlıkla karşılaşıyorlar! Ev değil; sanki depo kiralıyorlar. Ama fiyat: Rezidans. Bu çocuklar ders çalışmaya geldiler Baylar/Bayanlar! Henüz kendi paralarını kazanmıyorlar. Ailelerinin sırtında yükleri daha! Ailelerin durumunu anlatmaya gerek var mı? Devlet yurtları yeterli değil maalesef. Özel yurtların fiyatı asgari ücretle yarışırken, bu çocuk nereye sığınsın?
Öğrencinin Yaşadığına Şehir Gözünü Kapatırsa Ne Olur?
Şehir ile üniversite düşman olursa, ne öğrenci kalır, ne huzur kalır. Oysa öğrenci demek: Ekonomik canlılık, sosyal hayat, kültürel çeşitlilik demek.
Peki Muğla gibi güzel bir şehir, öğrencisine sırtını dönerse ne olur? Öğrenciler eğitim hayatına istemese de son verir ve bu oran yüksektir Muğla’da. Daha ikinci yılında sırf maddi yetersizlikten yıllarca çalışıp didinip kazandığı okulu bırakmak zorunda kalanlardan bahsediyorum. Çünkü, kiralar şişkin, ama vicdan sönük. Yani ne olur? Evler dolar, ama şehir boşalır. Gençler uzaklaşır, yalnızlık kalır.
Şimdi Yetkililere Birkaç Sorumuz Var:
Kötekli’de barınma krizini görmüyor musunuz?
Bu fiyatları denetleyen bir kurum, bir görevli var mı?
Devlet yurdu için başvurup açıkta kalan kaç öğrenci var biliyor musunuz?
Öğrenciye reva görülen bu fiyatlar hangi adaletin terazisinden geçiyor?
Ev Sahiplerine de Bir Çift Laf:
Kira belirlerken şunu sorun kendinize:“Benim çocuğum böyle bir evde bu fiyata kalmak zorunda olsa ne hissederdim?” Son kez hatırlatayım da aman bir daha unutmayın: O gençler evinizin “müşterisi” değil, bu ülkenin geleceği.
Peki Öğrenci Ne Yapsın?
Birleşsin. Sessiz kalmasın. Birbirine sahip çıksın. İnsanca barınma hakkını savunsun. Korkmasın: Talep etmek, suç değil haktır.Mesela, Türkiye’de fahiş kira artışları ve kira spekülasyonu hukuka aykırıdır. Bu nedenle: Öğrenciler bir araya gelerek bir hukuki danışmanlık hattı kurabilir ya da avukatlarla işbirliği yapabilir. Özellikle “balkon kiralama”, “kişi başı fiyat belirleme”, “kira sözleşmesiz konut” gibi durumlar hukuken çok sorunlu. CİMER, Tüketici Hakem Heyeti, Belediyeler, Kaymakamlıklar gibi yerlere toplu şikayet dilekçeleri gönderilebilir. Kamuoyu yaratabilirler.
Canım gençler, sosyal medyayı sizden iyi bilen var mı?
Eğer öğrenciler bireysel hareket ederse, ev sahipleri “olmazsa başkası gelir” diyerek geri adım atmaz. Bu yüzden: Mahalle düzeyinde öğrenci meclisleri / inisiyatifleri kurulmalı. Sosyal medya üzerinden dağınık tepkiler yerine ortak bir platform oluşturulmalı (örneğin: “Kötekli Öğrenci Dayanışması”). Tüm öğrencilerin dahil olabileceği anketler, toplantılar yapılmalı. Bu platformlar sayesinde kiracı hakları anlatılır, birlikte hareket edilirse daha güçlü olunur. Yerel medya Muğla’da desteğe açıktır, yerelde gündem oluşturabilen isimlerle bir araya gelebilirler.
Şehrin Vicdanı Nerede?
Bir şehri şehir yapan; insanı, vicdanı, adaletidir.
O yüzden bu yazı, sadece öğrencilere değil, Muğla halkına da çağrı: Komşunuz olan öğrenciyi anlayın. Eviniz varsa vicdanınızla kiralayın. Yetkiliyseniz sorumluluğunuzu hatırlayın. Bu gençler faturaları nasıl ödeyeceğiz diye düşünerek yarı aklı başka yerde ders çalışmaya çabalamasın. İçi rahat, kaygısız, tüm benliğiyle gitsin kitabının başına. Bunu sağlamak bizim için çok mu zor!
Gençleri dinlerken dedim ki içimden, bir Malta Adası kadar olamadık mı yani biz? Her birimiz bir odamızı açamaz mıyız bir gence? Bir tabak daha yemek koyabilsek soframıza eksilir miyiz? Malta’da da yurtlar yok ama evler yetiyor da artıyor bile. Ama işte bilmiyorum, çözüm için var mı niyetimiz? Cep doldurmaktan mı ibaret tüm gayemiz?
Velhasılı “Muğla’ya geldim, insanlıkla karşılaştım” desin istiyoruz bu gençler. Eğer şimdi ses çıkarmazsak, yarın çocuklarımız da aynı köşede sıkışır. Kötekli sadece bir mahalle değil, Türkiye’nin barınma aynası. Ve o aynaya bakınca, hepimizin yüzü görünüyor. Ne olur geleceğimizin yüzünü karartmayın!
Şehrin eminleri, makam arabanızın markası ile değil gençlerin hayatına kattığınız değerle anılmak daha güzel değil mi?
Haydi selametle…
https://bodrumhaber.com