Muğla’da Yerel Siyaset Kim İçin Var?
Bodrum Haber
Gel gör ki, bakıyorsun neler yapıyorlar diye? Basın demeçlerinde Muğlalı neler yaşıyor bilen yok! Lokma hayrı, kermes katılımı, hasta çocukların bağış geceleri organizasyonu, karşılıklı gelmeli gitmeli kurum ziyaretleri bir de “aman siyaset yapmıyor” demesinler kaygısıyla genel merkez gündemine dair paylaşımlar…Başka fotoğraf, fotoğraf ve kapanış.
İlçelerle ilgili karar alınan meclislerde yoklar. İl yonetiminde pasif konumdalar.
Çözüm bekleyen yerel halkın sorunlarına duyarsızlık had safhada. Su faturaları pahalı, toplu taşıma yetersiz ve pahalı, denizleri koruyamaz haldeyiz. Kanalizasyonlar, sintineler derken mavi bayraklar hayal olmak üzere. Yollar, trafik “çile” diye anılıyor halk nazarında. İmar için belediyeye ruhsat almaya gidenler mali yükler dolayısıyla ruhsat almaktan vazgeçtiğini anlatıyor ilçe başkanlarına. Halk anlatıyor anlatmasına da yerelde siyasetin gündemi doluya koysan almıyor, boşa koysan dolmuyor. Sabahtan akşama kadar bir siyasi partinin ilçe başkanlığında ne yapılır? Sorusunun adam akıllı bir yanıtı var mı? Varsa paylaşır mısınız? Haksızlık etmeyelim kimsenin emeğine durduk yere.
Halk için yaptıkları mücadele, vatan için yapılması planlanan ön ayak olunacak bir proje var mıdır? Anlatır mısınız? Hani hep belediye bütçeleri konuşuluyor ya biraz da il/ ilçe başkanlıklarının bütçesini konuşsak. Kira ücretleri, giderleri, sekreteryası nereden nasıl karşılanır? Gideri karşıladık eyvallah da geliri, katma değeri nedir Muğla’ya? Soranı sorgulayanı var mı?
Bodrum’da Sazköy konusu mesela ne oldu? “Akbelen neyse Sazköy de bizim için odur, koruyacağız” diyen Bodrum CHP İlçe Başkanı, Sazköy, Bodrum Belediye Meclisine geldi. Sustu. Ardından o mecliste yaşananlar “Meclis Komedisi” olarak, yazıldı, anlatıldı bak halen devam ediyor sessizlik.
“Genel merkez politikaları ile çelişiyor yereldeki tutum ve davranışlar” dedik. Bağış kabul edilen şirketleri sorduk. Orada da koskoca bir sessizlik. “Kıyılar halkındır” diyen yurttaşa söylenenler de izlendi, görüldü, yaşandı ve bitti.
Sizce Gümüşlük halkı rahatça giriyor mu denize şimdi? Peşine düşeni, fikri takibi yapanı var mı? Yok.
Siyasiler, hep teşekkür ediyorlar birbirlerine sonra nazikçe ayrılıyor görüşler. “Kimse kırılmasın, bizim rahatımız da kaçmasın” diyorlar gün sonunda. Eyvallah! Peki, halkın rahatı nasıl? Sizce halk da en az siyasiler kadar rahat mı? “Halk için mücadele” diyorum hanımlar/beyler onu hangi rafa kaldırdık da bulamıyoruz?
Haydi selametle…
Cana Baykız