Kendisini “Bodrum Fikir Kulübü” olarak adlandıran, omurgasını CHP’nin eski ilçe başkanlarının oluşturduğu topluluk, 11 Temmuz’da düzenlediği kahvaltı toplantısında denizden gelen esinti eşliğinde omletlerini yerken Bodrum’dan Türkiye siyasetine uzanan fikirlerini kamuoyuyla paylaştı.
Toplantının sekreteryasını yürüten ve bir dönem CHP Bodrum İlçe Başkanlığı yapan Duran Öztürk, toplantıda ortaya konulan görüşleri önce haber metniyle, ardından kendi köşe yazısıyla kamuoyuna duyurdu.
Ortaya çıkan metin ise bir toplantı değerlendirmesinden çok, Fikir Kulübü’nün siyasi tutumunu ilan eden bir manifesto niteliğindeydi.
Fikir Kulübü’nün manifestosu
- Atamaya karşı seçilmiş örgüt iradesini savunmak
- Halil Karahan’ın il başkanlığını tanımamak
- Nail Kızıl’ı meşru il başkanı kabul etmek
- Özgür Özel’in genel başkanlığının arkasında durmak
- Demokrasi ve hukuk devleti mücadelesini savunmak
- Laiklik, insan hakları ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak
- Bodrum kıyılarının kamusal niteliğini korumak
- Belediyenin hazırlayacağı kıyı planlarını yakından izlemek
- Ulusal çıkarlara dayalı bağımsız dış politikayı savunmak
- Kutuplaşmaya karşı diyalog ve ortak aklı öne çıkarmak
- Atamanın yerine seçimi esas almak
Bu görüşler kendi masalarında kalsaydı bizi ilgilendirmezdi. Ancak önce haberleştirilmiş, ardından köşe yazısıyla siyasi bir manifesto hâlinde kamuoyuna ilan edilmişse, artık değerlendirmeye ve eleştiriye açıktır.
İoanna Kuçuradi’nin sözleriyle:
“Fikirler saygı konusu değildir. İnsanlar saygı konusudur. Fikirler değerlendirme konusudur.”
Ben de insanlara saygıyı koruyarak ortaya koydukları fikirleri değerlendirmek ve gazetecilik görevimi yapmak zorundayım.
Kimse kusura bakmasın…
Önce aynaya bakmak gerekir
Bodrum kıyılarının kamusal niteliğini korumaktan söz ederken, ekmeğinizi bala bandığınız masanın kamusal kıyı alanındaki bir işgalin üzerinde kurulmuş olması, manifestonuzun en görünür çelişkisidir.
“Atamaya karşı seçilmiş örgüt iradesini savunmak” diyorsunuz. Peki o masada oturan mevcut belediye meclis üyelerinden kaçı ön seçimle aday oldu? “Atamanın yerine seçimi esas almak” diyorsunuz; aranızdaki eski ilçe başkanlarından kaçı göreve seçimle değil, atamayla geldi?
“Belediyenin hazırlayacağı kıyı planlarını yakından izleyeceğiz” diyorsunuz. Bodrum’da yaklaşık 13 yıldır hem Büyükşehir hem de ilçe belediyesi CHP yönetimindeyken, bu plan neden hâlâ hazırlanmadı?
“Basın özgürlüğüne sahip çıkacağız” diyorsunuz. Kamu kaynaklarıyla fonlanan ve editoryal bağımsızlığı tartışmalı hâle gelen basın hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aranızda, en çok eleştirdiğiniz iktidarın bakanlığı üzerinden kendi parselini imara açtıran; belediye meclis üyesi olduktan sonra çocuğunu belediyede işe aldıran; maddi imkânı olmasına rağmen kitabının basım giderlerini “kültür hizmeti” adı altında Bodrum Belediyesi’ne ödeten ya da adeta “kitabına uydurulmuş” bir yapı ruhsatıyla site yapan yok mudur?
“İktidara yürüyoruz” diyorsunuz. CHP, 2009 yerel seçimlerinde Bodrum Belediye Meclisi çoğunluğunu kazanmasına rağmen belediye başkanlığını 140 oy farkla Demokrat Parti’ye kaybederken ilçe örgütünü kim yönetiyordu? Bugün o masada oturanlardan kimler bu yönetimin içindeydi? Seçimde yenemediğiniz belediye başkanını daha sonra CHP’ye transfer etmek mi iktidar yürüyüşüdür?
İşte bu ahval ve şerait içinde; demokrasiyi, insan haklarını, basın özgürlüğünü ve kamunun hakkını hangi inandırıcılıkla koruyacaksınız?
Geldik işin bam teline
Halil Karahan’ın il başkanlığını tanımamak, Nail Kızıl’ı meşru il başkanı kabul etmek ve Özgür Özel’in genel başkanlığının arkasında durmak…
Böylesine kesin hükümler ortaya koymadan önce mahkeme kararını doğru okumak gerekir.
Ortada henüz Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş nihai bir hüküm yoktur. Yürürlükte olan, karar kesinleşinceye kadar mevcut hukuki ve örgütsel durumu korumayı amaçlayan bir ihtiyati tedbir kararıdır. Yargıtay bu kararı onaylayabileceği gibi bozabilir de.
Ancak kararın henüz kesinleşmemiş olması, yürürlükteki tedbirin yok sayılabileceği anlamına gelmez. Mevcut hukuki ve örgütsel durumu korumayı amaçlayan bir tedbir yürürlükteyken yeni bir kurultaya gidilmesi en azından ciddi bir hukuki tartışma doğurur.
Karara karşı çıkabilir, bütün hukuki yolları kullanabilir; mahkeme ve Yargıtay önünde demokratik tepkinizi gösterebilirsiniz. Fakat hukuk devletini savunurken “Bu kararı tanımıyoruz” diyerek parti binalarını fiilî mücadele alanına çeviremez, yıllarca aynı çatı altında siyaset yaptığınız yol arkadaşlarınızı bir gecede “hain” ilan edemezsiniz.
“Yenilikçiyiz” diyorsunuz.
Oysa Özgür Özel, Ağustos 2023’te Bodrum’da değişimin yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlıktan ayrılmasıyla sınırlı kalamayacağını; kadroların ve siyaset anlayışının da değişmesi gerektiğini söylüyordu. Hatta CHP’nin sıkıştığında Millî Mücadele ve Atatürk söylemine sığınarak alkış toplamasını eleştiriyordu.
Bugün Kılıçdaroğlu gitti.
Peki ne değişti?
Kadrolar mı yenilendi, ön seçim mi esas alındı, siyaset yapma biçimi mi değişti; yoksa yalnızca koltuğa oturan isim mi?
Yenilikçilik, “Kılıçdaroğlu gitsin, gerisi yerinde kalsın” demek değildir.
Hele ölçünüz “Ben yönetiyorsam demokrasi, başkası yönetiyorsa hain” noktasına gelmişse, savunduğunuz şey değişim değil; iktidarın yalnızca el değiştirmesidir.
Vesselam…
Not: Bu masa, Bodrum’un geleceğine genç bir belediye başkan adayı mı hazırlıyor?
Duran Öztürk’ün yazısını bu bağlantıdan okuyabilirsiniz
Fikir Kulübü’nden CHP Muğla Atamasına Tepki: “Halil Karahan’ı İl Başkanı Olarak Kabul Etmiyoruz”