
Bodrum’da Matematik Değil Antropoloji Savaşları: “SEN KİMSİN?”
Bodrum’da son günlerin en popüler sporu açıklandı: Mali Tablo Eskrimine Giriş.
Bir tarafta rakamlar, cevapsız sorular, bütçe açıkları ve borçlar havada uçuşuyor; diğer tarafta ise muazzam bir savunma sanatı icra ediliyor. Rakamlardan konu açılınca anında manevra yapıp konuyu soru soran kişiye, kökene ve şecereye bağlayan o meşhur “Sen kimsin?” kalkanı devreye giriyor. Sanırsınız kamu vicdanını rahatsız eden bir iddiayı değil de, iddia edenin yedi göbek sülalesini inceliyoruz. Kamuyu ilgilendiren önemli detay bu!
Neyse, bugün konu değişti. Daha dün, Bodrum Belediye Meclisi toplandı.
Bodrum Belediyesi iştiraki olan Bodrum Gıda A.Ş. için oy çokluğu ile kabul gören 50 Milyon TL! Hayli dikkatimizi çekti.
Bak son günlerde merkezin gündemi:
Muğla Usulü Mali Arkeoloji: “Dünü Sil, Bugünü Anlat!”
Özet bu kadar!
Bodrum da bu akımdan nasibini aldı. Ama rüzgar konuyu başka yerden eserek anlattı ; akımın adını “Tarihsiz Belediyecilik” koydular.
Kural basit: Mali tabloyu aç, borca bak, bütçeyi incele… Tam o sırada biri çıkıp “Bu nasıl oldu?” diye sorunca, hop! Konu anında rakamlardan çıkıp biyografik bir sorgulamaya evriliyor: “Peki sen kimsin? Kaç yıldır buradasın? İkametgâhın nerede?”
Bak mesela Muğla’da bu yok. Muğla’nın dışından gelip şirkete başkan olup yüz milyonu aşkın bütçeyi yönetebilirsin. Ama Bodrum’da dışarıdan gelip soru sormak tartışmaya yol açabilir. Hep rüzgardan! Güneyden başka, kuzeyden başka…
Sanki bütçe açığını kapatmak için nakit değil de, Bodrum’da en az üç kuşak yaşadığına dair noter onaylı belge gerekiyor!
Bodrum Gıda A.Ş. tartışması, tam bu “kimlik siyaseti” ile “mali enkaz” arasındaki o dar sokakta sıkışıp kaldı. Yıllardır raporların tozlu raflarında uyuyan bu yapı, artık bir “yorum” değil, kapı gibi bir mali gerçeklik. Ama ne hikmetse birileri için hayat, sadece son iki yıldan ibaret.
Muazzam bir konfor alanı!
Geçmişi sil, sorumluluğu paketle, hafızayı formatla. Oysa kamu yönetimi bir dijital oyun değil ki; “Kayıt tuşuna basmadım” deyip bölüme en baştan başlayasınız.
Sormak lazım:
* Bu şirket hangi dahice fikirle bu kadar şişirildi?
* Hangi vizyonla “hizmet birimi” olmaktan çıkıp “tazminat fabrikasına” dönüştürüldü?
Bu soruların cevabı sadece son iki yılda değil, o çok sevdiğiniz “geçmişin konforlu sessizliğinde” saklı.
İmdat Çekiciyle Camı Kırmak
Tablo bugün artık ultra-net: 175 kişinin işten çıkarılmasıyla oluşan 54 milyonluk tazminat yükü ve hemen ardından can simidi niyetine istenen 50 milyonluk ek bütçe.
Şimdi, eğer bu yapı “şahane” bir model idiyse, neden bugün bu enkazın başında ağıt yakıyoruz?
Yok eğer bu yapı zaten bir kara delik idiyse, neden yıllarca o deliği daha da büyütmek için seferber olduk?
Bir gün “Büyüyoruz!” diye kurdele kesip, ertesi gün “Küçülmezsek boğulacağız!” diye imdat çekiciyle camı kırmak, ancak bir planlama dehasının eseri olabilir.
Ve tabii, o kadim refleks: “Soru sorma, Bodrumluluğunu kanıtla!”
Kusura bakmayın ama biz zaten karışmıyoruz, sadece vergisini bu ülkeye ödeyenler olarak hesap soruyoruz. Çünkü o tabloda eriyen rakamlar, Bodrum’un rüzgârından değil, ekonomik durumu malum olan Türk milletinin cebinden çıkıyor. Devlet malı yetim malı diyerek büyümüş bir nesil olarak ödevimizi yerine getiriyoruz. Kamu parasıyla kurulan sofrada, hesabı kamu sorar; menüyü kimin yazdığına bakmaz!
Bodrum Gıda A.Ş. sunum yapacaksa bizce de yapmalı; şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereği kurulduğu günden bugüne tüm hesapları açıp göstermeli.
Muhalefet mi, Tutanak Süsü mü?
Muhalefet tarafı ise bambaşka bir dünyada. “Ret” oyunu basıp, görevini yapmış olmanın huzuruyla akşam yatağa girip rahatça uyuyan bir yapı…
Sahada karşılığı olmayan, sadece tutanaklara süs olan o muhalefet, bu boşluğu büyüttükçe, boşluğu en sonunda yurttaşın can yakan soruları dolduruyor. Oysa bu soruları sormak ve peşine düşmek için listede son sıradayız halk olarak. Bizden önce vekil tayin ettiklerimiz var!
Ama halk soruyor bugün:
Bodrum Belediyesi , Cumhuriyet mirasını satışa çıkaracak, mali hataların hesabını yurttaşın dar gününde devlete yükleyecek hale nasıl geldi?
Bu şehirde artık soru sorana “Sen kimsin?” diyenlerin değil, “Bu paralar nerede?” diyenlere adamakıllı cevap verenlerin sahne alması gerekiyor.
Aksi halde, biz daha çok nüfus kaydı sorgularız ama bütçe kaydını bir daha asla tutturamayız.
Size hangisi lazım?
Haydi selametle…