DOLAR
46,6359
EURO
53,1423
ALTIN
6.101,45
BIST
14.274,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Muğla
Parçalı Bulutlu
34°C
Muğla
34°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
34°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
33°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
34°C

Enerjiyi Özelleştirdiniz, Sonra Ne Oldu?

A+
A-

Muğla’nın Sabır Sınavı Ne Zaman Bitecek?

Türkiye’nin enerji yükünü sırtlayan, gecesi aydınlansın diye bütün ülkenin elektrik üretimine katkı sunan Muğla’da bugün köylü voltajdan, esnaf kesintiden, üretici ise çürüyen altyapıdan illallah etmiş durumda.

Herkesin aklındaki o tek soru ise yakamızı bırakmıyor:

Yıllardır ödenen bunca bedele rağmen bu memleket neden hâlâ bir elektrik direğinin insafına bırakılmış durumda?

Muğla dediğin yer; Yatağan’ı, Yeniköy’ü, Kemerköy’ü ile yıllardır “bu ülkenin ışığı sönmesin” diye gövdesini taşın altına koyan bir kent.

“Memleket karanlıkta kalmasın” dendi.

Bu toprağın insanı doğasını verdi, havasını verdi, emeğini verdi, sağlığını verdi.

Peki bugün dönüp baktığımızda elimizde ne var?

Elektriği üreten şehir, kendi elektriğinin güvenliğini tartışıyor.

Gökyüzüne Değil, Direklere Bakıyoruz!

Çiftlikköy’de çıkan orman yangınının ardından mahalle sakinlerinin söyledikleri düşündürücü.

İddialarına göre; günlerdir elektrik hatlarından kıvılcım çıktığını yetkililere bildirmişler ancak seslerini duyuramamışlar. Bu iddiaların doğruluğunu elbette resmî soruşturmalar ortaya koyacaktır.

Ancak sorgulanması gereken başka bir gerçek var:

Neden her yaz rüzgâr çıktığında köylü gökyüzüne değil, çam ormanlarının arasındaki eski elektrik direklerine bakmak, hatta altında nöbet tutmak zorunda kalıyor?

Kırsalı gezdiğinizde duyduğunuz feryat hep aynı:

“Voltaj bir yükseliyor bir düşüyor, sulama motoru yandı.”

“Evin beyaz eşyası çöp oldu.”

“Arıza bitmiyor, faturası yine bizim cebe kesiliyor.”

Yapay Zekâ Çağında 1970’lerin Direkleri

Yıl olmuş 2026.

Dünya yapay zekâyı, elektrikli araçları ve akıllı şehirleri konuşuyor; biz Muğla’nın çam ormanları arasında hâlâ onlarca yıllık ahşap direkleri ve yıpranmış enerji hatlarını tartışıyoruz.

Yazın en küçük bir kıvılcımın binlerce hektarlık ormanı kül edebildiği bir coğrafyada bu altyapının hâlâ yenilenmemiş olması ister istemez şu soruyu sorduruyor:

Bu ihmalkârlığın bedelini daha kaç yangınla ödeyeceğiz?

Özelleştirme Yapıldı… Sonra Ne Oldu?

Özelleştirme sürecinde kulağımıza ne üflenmişti?

Yatırım artacak…

Rekabet gelecek…

Hizmet kalitesi yükselecek…

Arızalar azalacak…

Bugün ise Milas’taki madenci de, Yatağan’daki esnaf da, Çiftlikköy’deki çiftçi de aynı soruyu soruyor:

Biz ödediğimiz faturanın karşılığında tam olarak ne alıyoruz?

Mesele Sadece Elektrik Değil

Bu mesele sadece kesilen elektrik değildir.

Bu mesele bakım meselesidir.

Denetim meselesidir.

Kamu hizmetinin niteliği meselesidir.

Çünkü elektrik dağıtımı sıradan bir ticari faaliyet değildir.

İhmal edilen bir bakım, değiştirilmeyen bir direk ya da yenilenmeyen bir enerji hattı; sadece birkaç saatlik kesintiye değil, bir ormanın, bir köyün ve yılların emeğinin yok olmasına da neden olabilir.

Bugün artık şu soruları yüksek sesle sormanın zamanı geldi:

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Muğla’da yıllardır enerji üretimi adına yaşanan tartışmalardan, Akbelen sürecinde kamuoyunda oluşan derin ayrışmadan ve özelleştirme sonrasında elektrik dağıtım hizmetini üstlenen şirketlerin ortaya koyduğu hizmet kalitesinden gerçekten memnun mu?

Görünen o ki Muğla’da halk, stratejik öneme sahip bir sektörün kamunun elinden çıkarılmış olmasını hâlâ vicdanında tartışıyor.

Üstelik yaşanan her voltaj dalgalanması, her kesinti, her yangın endişesi ve her altyapı şikâyeti, bu sorgulamayı bitirmek yerine daha da büyütüyor.

Belki de bugün cevap bekleyen asıl soru şudur:

Enerji politikalarının başarısı yalnızca ne kadar elektrik üretildiğiyle mi ölçülür; yoksa o elektriğin vatandaşa güvenli, kaliteli ve kesintisiz ulaştırılmasıyla mı?

Haydi selametle…

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları