Dört Can: Yurt Özleminin En Acı Bedeli

Dört Can:

Yurt Özleminin En Acı Bedeli

​Gurbetten geldiler, bir avuç memleket hasretiyle dolduracaklardı yüreklerini, çocuklarının elinden tutup İstanbul’un ışıklarında yürüyeceklerdi.

Ne çok hayal sığdırmışlardı o kısa tatil çantasına kim bilir.

Ama olmadı.

Bir otel odası, rutubetin ve ucuzluğun koktuğu, bir de kör bir ihmalin zehri… Servet’i, Çiğdem’i, o iki tomurcuk, o iki melek, Kadir Muhammet’i ve Masal’ı alıp götürdü.

​Bu, kaza ya da talihsizlik değil, “Bir şey olmaz” diyen zihniyetin, denetimden kaçan kâr hırsının ve sorumsuzluğun sonucudur.

Dört kişilik bir aileyi ölüme götüren o zehirli hava, bu ülkenin vicdanını zehirledi. Kendi yurdunda can güvenliğinin bu denli hiçe sayılması, bütün acıların en büyüğüdür.

​Bu ülkenin, gurbetten gelen ve bağrına sığınmak isteyen o dört cana dört borcu vardır.

Bu borç, sadece o cinayete yol açan sorumluların tamamının adaletin pençesinden kurtulamamasıyla değil; insan hayatını ticari kaygının önüne koyacak tavizsiz kuralların derhal yürürlüğe girmesiyle ve bu büyük utancın, bir daha asla ihmale izin vermeyecek toplumsal bir yeminle taşınmasıyla ödenecektir.

​Geriye, o ailenin hüzünlü fotoğrafı kaldı.

Ama asıl kalan, bu topraklarda canın ne kadar ucuz sayıldığına dair yakıcı bir sorudur.

Bu soru, cevabını bulana kadar hepimizin boğazında düğümlenecektir.

https://bodrumhaber.com

ETİKETLER:
Yazarın Diğer Yazıları