Siyasetin hiç eskimeyen bir sözü vardır:
“Dün dündür, bugün bugündür.”
Muğla’da bu sözün yeni sezon gösterimi ise Fethiye’de sahnelendi.
Bir tarafta Fethiye Körfezi’nin dip çamuru lansmanı, hemen ardından mapa-şamandıra töreni…
Kürsüler kurulmuş, mikrofonlar açık, yüzler gülüyor.
Devletle yerel yönetim arasındaki mesafe de hayli kısalmış.
Ne güzel.
Ama bilinçli yurttaşlığın da kötü bir huyu var:
Hafızası var!
Biz de biraz geriye saralım.
DÜN: “62,5 MİLYON EUROYU BULDUK AMA İZİN VERİLMİYOR”
2025’in başında Kıyı Ege Belediyeler Birliği kürsüsünde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın açıklamaları hayli sertti.
Özetle diyordu ki:
Fransız Kalkınma Ajansı’ndan 62,5 milyon euro kredi bulunmuştu.
Mali tablolar hazırlanmıştı.
Ancak Cumhurbaşkanlığı bu kaynağı yatırım programına almıyordu.
Ve Sayın Aras’a göre bunun nedeni, CHP’li belediyelerin hizmet yapmasının siyasi olarak engellenmesiydi.
Yani dünün hikâyesinde;
62,5 milyon euro = bulunmuş kredi,
Cumhurbaşkanlığı onayı = engel,
merkezi yönetim = siyasi rant gözeten taraf.
Buraya kadar kayıtlar ve söylemler üzerinden ilerliyoruz.
Sonra takvim yaprakları değişiyor.
BUGÜN: “CUMHURBAŞKANIMIZA, EŞİNE VE BAKANIMIZA TEŞEKKÜR EDERİM”
8 Eylül 2026.
Adres bu kez Fethiye.
Sayın Aras’ın kürsüdeki dili ise bambaşka.
62,5 milyon euroluk kaynağın bölgeye aktarıldığını, ayrıca 50 milyon euro daha onaylandığını belirtiyor ve Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyor.
Toplam:
112,5 milyon euro.
İşte burada bizim kaşlar ister istemez havaya kalkıyor.
Çünkü insanın aklına şu soru geliyor:
Bu para merkezi bütçeden Muğla’ya hibe olarak mı verildi?
Yoksa söz konusu olan, belediyenin Fransa’dan sağladığı kredi için merkezi idarenin gerekli borçlanma/onay sürecini yürütmesi mi?
İkisi aynı şey değil.
Eğer ortada geri ödenecek bir kredi varsa, bunun adı “Muğla’ya 62,5 milyon euro verildi” demekten ziyade, şartlarına göre değerlendirilmesi gereken bir finansman.
50 milyon euro ise hâlâ açıklanması gereken yerde duruyor. O paranın üstünde ne yazıyor; kredi mi, geri ödemesiz devlet desteği mi? Sormak da bilmek de Muğlalıların hakkı mı değil mi?
Ve asıl soru da burada başlıyor:
Bu borçsa bu borcun geri ödemesini kim yapacak?
Elbette Muğla Büyükşehir Belediyesi.
Peki belediyenin gelirleri nereden geliyor?
Büyük ölçüde Muğlalının ödediği vergilerden, harçlardan, hizmet bedellerinden ve elbette su faturalarından.
O halde “kaynak geldi” cümlesinin yanına bir cümle daha koymak gerekmez mi?
Kaynak geldi ama bunun maliyeti ne olacak?
Çünkü euro ile alınan kredinin hikâyesi, bir başkanın belediye döneminden de uzun sürer. Bunu borçlu belediyeleri devralan başkanlar daha iyi bilir!
Faizle borçlanması kolaydır da faizini bile ödeyemediğiniz zaman ne yaşanır?
Bilenler anlatsın…
Mesela Bodrum Belediyesi anlatmak isterse yaşadığı borç yükünü hep birlikte dinlemek isteriz.
DÜN: “MAPA-ŞAMANDIRA İPTAL EDİLSİN”
Gelelim ikinci perdeye.
Mapa-şamandıra sistemi ilk gündeme geldiğinde Muğla’da ciddi tartışmalar yaşandı.
Denizciler, kooperatifler, STK’lar ve ilgili kesimler itirazlarını dile getirdi.
Muğla Büyükşehir Belediyesi de hukuki süreçlerde müdahil olarak yer aldı.
“Denizler özel şirketlere devrediliyor.”
“Deniz üstünde otoparkçılık yapılıyor.”
“ÇED süreçleri hukuka aykırı.”
gibi itirazlar kamuoyuna yansıdı.
Mahkeme süreçleri duyuruldu.
Yani dünün fotoğrafında mapa-şamandıra meselesi; mücadele edilen, itiraz edilen, hukuki yolların kullanıldığı bir meseleydi.
Sonra…
Takvim yine ilerledi.
BUGÜN: “BODRUM’A DA, MARMARİS’E DE, DATÇA’YA DA YAYILSIN”
DERİA töreninde ise Sayın Aras’ın Bakan Murat Kurum’a yönelik mesajı dikkat çekiciydi.
Mapa-şamandıra sisteminin Muğla için gerekli olduğunu belirterek sistemin yalnızca Fethiye ve Göcek’le sınırlı kalmamasını, Bodrum, Marmaris ve Datça gibi koylara da yaygınlaştırılmasını istedi.
Şimdi soralım:
Dün sorun olan neydi?
Eğer sorun sistemin kendisiyse, bugün neden bütün Muğla’ya yayılması isteniyor?
Eğer sorun uygulamanın biçimiyse, ne değişti?
Eğer sorun denizcilerin haklarıysa, hangi yeni düzenlemeler bu kaygıları ortadan kaldırdı?
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin de müdahil olduğu davalarda son durum ne?
Ve eğer bütün bu soruların cevapları varsa…
Neden kamuoyuna açıkça anlatılmıyor?
Çünkü mesele mapa-şamandıradan daha büyük.
Mesele, siyasetin dün söylediğiyle bugün söylediği arasındaki mesafe.
MERKEZİ HÜKÜMET Mİ DEĞİŞTİ, SÖYLEM Mİ?
Ortada iki ayrı fotoğraf var.
Birinci fotoğrafta Cumhurbaşkanlığı, Muğla Büyükşehir Belediyesi açısından kredi sürecini geciktiren, yatırımın önünü tıkayan siyasi bir makam olarak anlatılıyor.
İkinci fotoğrafta ise aynı makamın başındaki Cumhurbaşkanı, teşekkür edilen ve Muğla’ya kaynak kazandıran bir aktör olarak karşımıza çıkıyor.
Birinci fotoğrafta mapa-şamandıra sistemi hukuki mücadele konusu.
İkinci fotoğrafta ise Muğla’nın tamamına yayılması istenen bir uygulama.
Şimdi soruyorum:
Merkezi yönetim mi değişti?
Yoksa belediyenin merkezi yönetimle kurduğu ilişki mi?
Belki de siyaset bize bir kez daha aynı dersi veriyor:
Dün “engel” olan kapı, bugün “destek” kapısı olabilir.
Yeter ki siyasi iklim değişsin.
AMA BİR ŞEY DEĞİŞMİYOR
Değişmeyen tek şey ise Muğlalının kendisi.
Kredi varsa geri ödemesi var.
Yatırım varsa maliyeti var.
Mapa-şamandıra varsa denizcinin soruları var.
Ve bütün bunların sonunda kamuoyunun bilmek istediği tek bir şey var:
“Bunun bize maliyeti ne?”
Çünkü siyasette alkışın sesi yüksektir.
Ama faturanın sesi daha uzun çıkar.
Bugün kürsülerde teşekkürler havada uçuşabilir.
Dün söylenenler arşivlerde kalabilir.
Fakat vatandaşın hafızası da belediyenin muhasebesi de unutmaz.
Bizim yaptığımız kimseye dün söylediğini bugün hatırlatmak dışında bir şey değil.
Bunun adı muhalefet değil.
Düşmanlık hiç değil.
Aman diyeyim “yok karalama, yok operasyon hazırlığı” falan deyip durmayın!
Çal dur hep aynı plak… Kâfi geldi!
Yüzüncü tekrar da yazıyorum:
Sadece bilinçli yurttaşın soru sorma sanatıdır icra ettiğimiz…
Canı çeken soruların peşine düşebilir!
Ben sorar, kaydeder geçerim…
Özetle…
Bunun adı yerel hafıza.
Çünkü benim yurttaş olarak görevim alkışa katılmak değil;
“Bir dakika… Dün böyle dememiş miydi?” diye sormaktır.
Gerisini Sayın Aras, merkezi yönetim, denizciler ve en önemlisi Muğlalı değerlendirsin.
Biz de notumuzu düşelim:
Dün dündür, bugün bugündür. Eyvallah…
Ama…
Muğla’nın faturası yarındır.
Haydi selametle…